<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417</id><updated>2011-10-02T10:21:06.247-07:00</updated><title type='text'>SOL'DUYU</title><subtitle type='html'>İHTİYACIMIZ OLAN SOLDUYU</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>119</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-4354117812306412082</id><published>2011-07-28T03:32:00.001-07:00</published><updated>2011-07-28T03:47:25.750-07:00</updated><title type='text'>AVRUPA’DA IRKÇILIK DALGASI TSUNAMİYE DÖNÜŞÜYOR</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-CsErVA5onak/TjE7VTAz_bI/AAAAAAAAAfI/Ep_hEDWZfvU/s1600/345pNew%252520fascists.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 213px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5634349845884173746" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-CsErVA5onak/TjE7VTAz_bI/AAAAAAAAAfI/Ep_hEDWZfvU/s320/345pNew%252520fascists.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Avrupa ve tüm dünya geçtiğimiz hafta Norveç'te gerçekleştirilen katliam gözleri bir kez daha Avrupa genelinde yükselen aşırı sağa çevirdi. Yıllardır özellikle anarşist ve sol çevrelerce gündeme getirilen ama hep bir şekilde göz ardı edilme yoluna gidilen Avrupa’da aşırı sağ tehlikesi, 80’e yakın insanın katledilmesiyle kıtanın ilk gündem maddesi oluverdi. &lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Kıta genelinde son yıllarda özellikle neoliberal ve sağ çevrelerce, göçmenler, yabancılar, işsizler ve yoksullar üzerinden sürdürülen popülist bir siyaset yürütülüyor. Avrupa çapında yaşanan krizler de buna tuz biber ekiyor. Yaşanan ekonomik bunalımların sorumlusu olarak göçmenler ve özellikle de Müslümanlar gösteriliyor.&lt;br /&gt;Halihazırda 27 üyeli Avrupa Birliği’nin (AB) 15'inde göçmenleri açık hedef alan ırkçı partiler, ulusal parlamentolarda temsil ediliyor. Fransa, İtalya, Avusturya ve İsviçre’de uzun süreden beri aşırı sağcılar parlamentoda bulunuyorlar. Daha da kötüsü, gündelik hayatta da bu partilerin söylemleri kendine çok destekçi buluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelin ülke ülke inceleyelim Avrupa’yı ve ülkelerdeki aşırı sağ oluşumları&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Fransa &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Le Pen artık bir marjinal değil &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Fransa’da aşırı sağın en tanınan ismi Jean- Marie Le Pen ve Le Pen’in Ulusal Cephesi (FN). Son yerel seçimlerde parti oyların ilk turda yüzde 15, ikinci turda yüzde 12'sini kazandı. İkinci tura kaldığı bölgelerde oy oranı yüzde 40 dolayında gerçekleşti. Partiyi babasından devralan Marine Le Pen’li National Front ülkede üçüncü büyük parti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hollanda &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Irkçı Wilders'in Özgürlük Partisi hiç adına yakışmıyor&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Yabancılara yönelik nefret söylemleriyle gündeme gelen Geert Wilders'in Özgürlük Partisi (VVP) Haziran 2010'daki son seçimlerde oyların yüzde 15,5'ini alarak ülkenin üçüncü büyük partisi haline geldi. Parti liberal-muhafazakar koalisyon hükümetine dışarıdan destek sunuyor. Özgürlük Partisi, 2010 seçimde 24 sandalye çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Belçika&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;9 senatör gönderdiler&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Bart De Wever başkanlığındaki Yeni Flaman İttifakı (N-VA), geçen yılki seçimlerde Flaman bölgesinde yüzde 31,7 oyla, parlamentonun üst kanadına 9 senatör gönderirken, parlamentonun alt kanadındaki 150 koltuktan 27'sini kazandı. Aşırı sağcı Vlaams Belang/Flaman Menfaati ise parlamentoya 12 vekil sokmayı başardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İsviçre&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Çizgi gittikçe sertleşiyor&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;İsviçre Halk Partisi (SVP), 1999 seçimlerinden bu yana federal meclisteki en büyük siyasi grup. Parti 2007 seçimlerinde oyların yüzde 28,9'unu aldı. Christoph Blocher liderliğindeki AB karşıtı parti göçmenler konusundaki çizgisini daha da sertleştirdi. Minare yasağının referandumda kabul edilmesinin mimarı oldu. Hükümet ortağı olan SVP, ülkeye yabancı girişine sınırlama istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İtalya&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Kuzey Ligi’nde ırkçılık açık farkla lider &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Afrikalı göçmenlere ve Romanlara karşı düşmanca politikalarıyla gündeme gelen faşist Umberto Bossi’nin liderliğindeki Kuzey Ligi (Lega Nord), 2008'de oyların 8,3'ünü kazandı. Berlusconi'nin koalisyon hükümetinde önemli bir ağırlığa sahip. Son kamuoyu yoklamalarına göre oy oranı yüzde 12-13 civarında. Lega Nord İtalya'nın bölünmesini ve ülkenin zengin kuzeyinde ayrı bir devlet kurulmasını istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İngiltere&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Nasyonal Parti’ye destek büyüyor&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Britanya Nasyonal Parti (BNP), 2009’da yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde 900 bin oy alarak dikkatleri üzerine çekti. Liderleri Nick Griffin. BNP’nin oyu yüzde 2’yi bulmazken, 2009’da Avrupa Parlamentosu’na 2 vekil gönderdi. 2008’deki Londra belediye başkanlığı seçiminde yüzde 5’i aştılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Avusturya&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Faşist Haider'in ruhu yaşıyor&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) ve bu partiden kopan Avusturya'nın Geleceği İçin Birlik Partisi ırkçı ve özellikle yabancı düşmanlığı konusunda bayraktarlık yapıyorlar. FPÖ, 1999'daki seçimde yüzde 42 ile ilk sırayı almıştı. Bu parti, AB’den gelen tepkiler nedeniyle hükümet kurmak yerine sadece hükümet ortağı olmuştu. Partinin başkanı Jörg Heider de hükümete girmemişti. Partiden ayrılanlar, 2005’te BZÖ’yü kurmuştu. BZÖ ve FPÖ, 2009’daki son seçimde oyların yüzde 30’unu alarak mecliste temsil hakkını elde etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Danimarka&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Danimarka Danimarkalılarındır (Tanıdık mı geldi bir yerden)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;1995'ten bu yana girdiği her seçimde oyunu arttıran Halk Partisi ülkedeki üçüncü büyük parti. "Danimarka Danimarkalıların" sloganını Pia kullanan Kjærsgaard liderliğindeki parti ülkeye göçmen girişinin yasaklanmasını, yaşayanların ise kovulmasını istiyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;İsveç&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Sosyal demokratların ülkesinde kalesinde bir faşist parti&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Geçen yılki seçimlerde İsveçli Demokratlar Partisi oyların yüzde 5,7'sini alarak ilk kez parlamentoda temsil edilmek için gerekli eşiği aştı. Parti meclise 20 milletvekili gönderdi. Parti göçe çok daha sıkı denetimler getirilmesini ve göçmenlerin ülkelerine kovulmalarını istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Norveç &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Nesi ilerici bu partinin?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Aşırı sağcı İlerici Parti (FrP), 1997’den bu yana ülkenin ikinci büyük partisi olmaya devam ediyor. Geçen yıl yapılan seçimlerde oyların yüzde 22.9’unu alan İlerici Parti mecliste 41 milletvekili ile temsil ediliyor. Parti, 2001-2005 arasında azınlık sağ koalisyonunu dışarıdan desteklemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Finlandiya &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Beyaz bayrakta ırkçı lekeleri &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;2007 seçimlerinde yüzde 4 oy alan Gerçek Finliler patlama yaparak nisandaki seçimlerde yüzde 19'a ulaştı. En Timo Soini liderliğindeki partinin yabancı düşmanı söylemleri hızla taraftar buluyor. Parti geleneksel Fin kültür değerlerinin desteklenmesini savunuyor ve ülkenin göç kabul etmesine karşı çıkıyor. Ab karşıtı da.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Almanya&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Sert politikalar var&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Nasyonal Demokrat Parti (NDP) ve Cumhuriyetçiler gibi iki aşırı sağcı parti son seçimlerde toplam yüzde 2 oy aldı. Ülke Nazi geçmişi nedeniyle ırkçı partilere yönelik sert politikalar izlese de Merkel'in ortağı CSU'nun kimi talepleri kıtadaki diğer ırkçı partilerin taleplerinden pek de farklılaşmıyor. Irkçılar federal parlamentoya giremese de Saksonya eyalet parlamentosuna girmeyi başardılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Macaristan&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Kendi milisleri bile var &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;İlkbaharda yapılan seçimlerde milliyetçi Fidesz yüzde 52’lik oy oranıyla iktidara geldi. Yahudi karşıtlığıyla bilinen ırkçı parti Jobbik son seçimlerde oyların yüzde 16'ya yakınını alarak büyük bir çıkış yaptı. Jobbik'in 48 milletvekili bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Slovakya&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Hedef Roman ve Çingeneler&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Slovakya Ulusal Partisi (SNS) son seçimlerde yüzde 5.1 oy alarak parlamentoya girmeyi başardı. SNS ülkedeki Macar azınlığa ve Romanlara karşı düşmanca tutumuyla tanınıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bulgaristan&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Ulusal birlik hücümda&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;br /&gt;Volen Siderov liderliğindeki ırkçı ATAKA (Ulusal Birlik-Hücum) partisi iki yıl önceki seçimlerde yüzde 9,36 oy alarak, 21 milletvekilliği kazandı. Pan Slavizmi savunan, Türkiye karşıtı görüş ve eylemleriyle tanınan parti Avrupa Parlamentosu'nda da temsil ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yunanistan &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Büyük Yunanistan emeli ve ırkçılık&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Ortodoks Halk Birliği Partisi (LAOS) partisi son seçimlerde yüzde 3.79 oy oranı ile 10 sandalye aldı. Laos diğer ırkçı partiler gibi yabancı düşmanlığını ön plana çıkarıyor. "Büyük Yunanistan" emelleri peşinde koşan Laos ülkenin önemli figürleri arasına girmiş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İspanya&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Tribünlerde ırkçılık&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: normal"&gt;İspanya son dönemde futbol sahalarındaki tribünlerin ırkçı tutumlarıyla gündeme geliyor&lt;/span&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Irkçı Platforma Partisi ülkedeki son seçimlerde oy oranını artırdı. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-4354117812306412082?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/4354117812306412082/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=4354117812306412082' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/4354117812306412082'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/4354117812306412082'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2011/07/avrupada-irkcilik-dalgasi-tsunamiye.html' title='AVRUPA’DA IRKÇILIK DALGASI TSUNAMİYE DÖNÜŞÜYOR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-CsErVA5onak/TjE7VTAz_bI/AAAAAAAAAfI/Ep_hEDWZfvU/s72-c/345pNew%252520fascists.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-7487605855237900782</id><published>2011-05-09T05:48:00.000-07:00</published><updated>2011-05-09T05:53:51.254-07:00</updated><title type='text'>MERSİN’DE GÜVERCİNLERİN YENİ BULUŞMA NOKTASI: HRANT DİNK PARKI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-DF61r_KeYhM/TcfjCoUGrXI/AAAAAAAAAe8/BUB97HGvPs0/s1600/IMG_1878_1.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 166px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604697895606857074" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-DF61r_KeYhM/TcfjCoUGrXI/AAAAAAAAAe8/BUB97HGvPs0/s320/IMG_1878_1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-2SFz6oo-OrA/Tcfi-f2NCVI/AAAAAAAAAe0/HOxlsPq2qho/s1600/Hrant%2BDink%2BParki%2BAcilis%2BToreni%2B%25284%2529.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 214px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604697824614484306" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-2SFz6oo-OrA/Tcfi-f2NCVI/AAAAAAAAAe0/HOxlsPq2qho/s320/Hrant%2BDink%2BParki%2BAcilis%2BToreni%2B%25284%2529.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-16kfpwFAIPE/Tcfi-e4FqII/AAAAAAAAAes/rP8BBWXBcYY/s1600/Hrant%2BDink%2BParki%2BAcilis%2BToreni%2B%25283%2529.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 213px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604697824353953922" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-16kfpwFAIPE/Tcfi-e4FqII/AAAAAAAAAes/rP8BBWXBcYY/s320/Hrant%2BDink%2BParki%2BAcilis%2BToreni%2B%25283%2529.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Mersin’de her yıl “6 Mayıs Etkinliği” başlığı altında düzenlenen &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan anma etkinlikleri bu yıl 6-7-8 Mayıs tarihleri arasından gerçekleşti. Etkinlikler kapsamında&lt;/span&gt;; 6 Mayıs Cuma günü 68'liler Barış ve Kardeşlik Ormanı'nda düzenlenen etkinlik, Üç Fidan Anıtı'na çelenk konulması ve saygı duruşunun ardından, Mersin 68’liler Derneği Başkanı Hasan Kapıkıran’ın konuşması, söyleşi, dinleti ve belgesel gösterimiyle devam etti. 7 Mayıs Cumartesi günü gerçekleşen Hrant Dink Parkı ve anıtının açılışının ardından; &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;Akdeniz Belediye Başkanı Fazıl Türk ve Dink’in eşi Rakel Dink’in konuşmalarıyla günün anma programı sona erdi. Anma etkinliklerin &lt;/span&gt;son günü olan &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;8 Mayıs Pazar günü &lt;/span&gt;68'liler Barış ve Kardeşlik Ormanı'nda&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;, &lt;/span&gt;Mahpus Resimleri Sergisi, "Türkiye'de Kadın" konulu fotoğraf ve şiir sergisi ile 68'lilerin kitap sergisi ziyaret edildi. Etkinlikler, “Annelerle Kucaklaşma”, Grup Dostlar, Grup MKM ve Grup Bajar’ın verdiği konserlerin ardından tamamlandı. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Mersin 68’liler Derneği tarafından düzenlenen "6 Mayıs Etkinliği" her yıl binlerce Mersinli ile birlikte anılıyor. 68'liler Barış ve Kardeşlik Ormanı ise, 1990'larda, Mersin'in çöplük alanının iyileştirme projesi üzerine kurulmuş. Orman kurma çalışmasına katılanlar, 68 kuşağı devrimcileri. Belediye ve valilik ile de işbirliği yapılarak bu alana 14 bin fidan dikilmiş ve bakımı belediye meclis kararıyla Mersin 68'liler Derneği’ne bırakılmış. 200 dönümlük bir alan üzerinde kurulu olan orman içerisindeki parkurda, Balkanlar kros elemeleri ve Türkiye kros yarışmaları yapılmış. Orman içerisinde, üç katlı bir tesis ve iki önemli anıt bulunuyor. Anıtlardan biri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan adına inşa edilen "Üç Fidan Anıtı", diğeri ise Nazım Hikmet'in Moskova'daki anıt mezarının benzeri. &lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-7487605855237900782?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/7487605855237900782/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=7487605855237900782' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/7487605855237900782'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/7487605855237900782'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2011/05/mersinde-guvercinlerin-yeni-bulusma.html' title='MERSİN’DE GÜVERCİNLERİN YENİ BULUŞMA NOKTASI: HRANT DİNK PARKI'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-DF61r_KeYhM/TcfjCoUGrXI/AAAAAAAAAe8/BUB97HGvPs0/s72-c/IMG_1878_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-8943432689794247737</id><published>2011-04-06T06:10:00.000-07:00</published><updated>2011-04-06T06:17:01.555-07:00</updated><title type='text'>BİRKAÇ EKSİK DE OLSA ARAMIZDA....UMUTLUYUZ</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-M1sQm5grPrs/TZxnDs91LQI/AAAAAAAAAec/wPWspi9aU94/s1600/emekdemokrasi2.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 171px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5592458150595079426" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-M1sQm5grPrs/TZxnDs91LQI/AAAAAAAAAec/wPWspi9aU94/s320/emekdemokrasi2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;17 siyasi parti ve örgüt 12 Haziran Genel Seçimleri’ne “Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku” olarak katılacaklarını ilan etti. Blok deklarasyonunda, “Bizler, emek, demokrasi ve özgürlük güçleri olarak bu gidişata dur demek için enerjimizi birleştiriyoruz. Türkiye’nin tüm ezilen ve sömürülen kesimlerinin, mağdur olan her yurttaşın sesini ve talebini Meclis’e taşımakta kararlıyız. Bunun için bağımsız adaylarla seçime giriyoruz” deniliyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Oluşturulan birliğin sadece bir seçim birlikteliği olmadığına vurgu yapılan açıklamada bu bir araya gelişle bir mücadele hattı oluşturulduğu ifade edildi. Türkiye halklarına halkın taleplerini baskı ve şiddetle ezmeye çalışan mevcut yönetime karşı güçlerini birleştirme çağrısı yapan blok bileşenleri “Bizler Türkiye’nin demokratikleşmesinin önünü açmak, emeğin sosyal ve ekonomik haklarını gerçekleştirmek, güçlü bir demokratik muhalefeti yaratmak için mücadelemizi birleştiriyoruz. Emeğin haklarından, demokrasi ve özgürlükten, barıştan yana tüm güçleri; her dilden, her inanç ve kültürden halkımızı Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku etrafında birleşmeye çağırıyoruz” dediler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;“Dinci milliyetçi blok” ve “ulusalcı blok” karşısında demokrasi özlemi duyanlar; özgürlükçü eşitlikçi, demokratik ve sosyal bir Anayasa için mücadele edenlerle yanyana geliyor. Seçim öncesi böyle bir oluşum gerekliydi. Keşke bu oluşum dışında kalan birkaç parti de burada yer almayı seçselerdi. Diğer bir önemli nokta, bunun salt bir seçim ittifakı değil bir mücadele hattının, ortak bir mücadelenin ilk adımı olması. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;BLOK BİLEŞENLERİ Barış ve Demokrasi Partisi, Emek Partisi, Emekçi Hareket Partisi, Eşitlik ve Demokrasi Partisi, Devrimci İşçi Partisi, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi, İşçilerin Kardeşliği Partisi, İşçilerin Sosyalist Partisi, Sosyalist Demokrasi Partisi, Demokrasi ve Özgürlük Hareketi, İşçi Cephesi, Köz, Sosyalist Birlik Hareketi, Sosyalist Gelecek Parti Hareketi, Sosyalist Dayanışma Platformu, Toplumsal Özgürlük Platformu, Türkiye Gerçeği.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Foto: Evrensel Gazetesi'nden&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-8943432689794247737?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/8943432689794247737/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=8943432689794247737' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8943432689794247737'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8943432689794247737'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2011/04/birkac-eksik-de-olsa-aramizdaumutluyuz.html' title='BİRKAÇ EKSİK DE OLSA ARAMIZDA....UMUTLUYUZ'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-M1sQm5grPrs/TZxnDs91LQI/AAAAAAAAAec/wPWspi9aU94/s72-c/emekdemokrasi2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-1884457625561685976</id><published>2011-03-28T01:19:00.000-07:00</published><updated>2011-03-28T01:24:20.926-07:00</updated><title type='text'>AHMET ŞIK'IN KİTABI BENDE DE VAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-DlJvXj2yE_0/TZBE4d9sJ5I/AAAAAAAAAd8/IjU8IdtzKwU/s1600/AHMET-%257E1.JPG"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-DlJvXj2yE_0/TZBE4d9sJ5I/AAAAAAAAAd8/IjU8IdtzKwU/s1600/AHMET-%257E1.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 168px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5589042874473523090" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-DlJvXj2yE_0/TZBE4d9sJ5I/AAAAAAAAAd8/IjU8IdtzKwU/s320/AHMET-%257E1.JPG" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Sosyal paylaşım sitelerinden gazeteci Şık'ın kitabına yönelik baskınlara tepkiler büyüyor. "Ahmet Şık'ın Kitabı Bende de Var" diyerek durumu protesto eden Facebook grubunda iki günde yaklaşık 58 bin imza toplandı. Destek kampanyasına Yayın Kolektifi öncülük ediyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kampanyaya katılmak için: &lt;/span&gt;&lt;a href="https://www.facebook.com/event.php?eid=199006836786739"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;https://www.facebook.com/event.php?eid=199006836786739&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-1884457625561685976?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/1884457625561685976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=1884457625561685976' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1884457625561685976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1884457625561685976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2011/03/ahmet-sikin-kitabi-bende-de-var.html' title='AHMET ŞIK&apos;IN KİTABI BENDE DE VAR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-DlJvXj2yE_0/TZBE4d9sJ5I/AAAAAAAAAd8/IjU8IdtzKwU/s72-c/AHMET-%257E1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-3848971158730059302</id><published>2011-03-28T01:08:00.000-07:00</published><updated>2011-03-28T01:16:24.020-07:00</updated><title type='text'>CASPER'DA NELER OLUYOR?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-pAq8LjkzXgM/TZBCTtora4I/AAAAAAAAAd0/F56tLVWsdWU/s1600/casper.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5589040044001946498" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-pAq8LjkzXgM/TZBCTtora4I/AAAAAAAAAd0/F56tLVWsdWU/s320/casper.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Casper, Türkiye’nin önde gelen bilişim şirketlerinden. Şirket son günlerde çıkardığı yeni teknoloji ürünleriyle değil, sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten atılan işçilerle gündemde. Şirket Birleşik Metal'de örgütlenen çalışanlarını, sendika yetkiyi kazandıktan sonra birer birer işten çıkartıyor. Atılan işçiler fabrika karşısında direnişte. Sendikalaştıkları için işten çıkarılan Casper işçilerinin geçtiğimiz Cumartesi İstanbul Taksim'deki gösterisindeydi. İşten çıkarılanlar Casper Plaza önünde bekleyişlerini sürdürürken, Birleşik Metal-İş Sendikası da karşı karşıya kaldıkları ihlallere dikkat çekiyor. 2009'da kişisel bilgisayar piyasasındaki daralmaya karşın Casper yüzde 26,5 büyüme göstermiş ve perakende piyasasındaki payını yüzde 17,6'ya çıkarmış, 2010 hedefini de 500 bin kişisel bilgisayar satmak olarak açıklamıştı. 1991'de üç ortakla Mecidiyeköy'de küçük bir ofiste kurulan şirket, 2007'de Ümraniye'de 35 bin metrekare kapalı alanda bir bilgisayar fabrikası inşa ederek burada saatte 600 bilgisayar üretmeye başladı. Sendikanın verdiği bilgiye göre Casper, işçilerin örgütlü olduğu Birleşik Metal-İş Sendikası 26 Ocak 2010'da toplu iş sözleşmesi için yeterli çoğunluğa sahip olduğuna dair Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan aldığı tespite itiraz ederek, sendikaya üyelerini 16 Şubat'tan itibaren işten çıkarmaya başladı. İşten çıkarılanlar arasında 15 yılı aşkın süredir firmada çalışanlar da var. Sendikadan istifa etmeleri için işçiler üzerindeki baskılar da arttı. Çalışanların bölümleri değiştirildi. İddialara göre, işten çıkartılanlara, hak ettikleri ücret, ihbar ve kıdem tazminatları ve diğer alacaklar ödenmedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-3848971158730059302?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/3848971158730059302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=3848971158730059302' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/3848971158730059302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/3848971158730059302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2011/03/casperda-neler-oluyor.html' title='CASPER&apos;DA NELER OLUYOR?'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-pAq8LjkzXgM/TZBCTtora4I/AAAAAAAAAd0/F56tLVWsdWU/s72-c/casper.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-445946972982551921</id><published>2011-03-16T03:54:00.000-07:00</published><updated>2011-03-16T04:29:50.707-07:00</updated><title type='text'>NÜKLEER, TÜP VE KÖPRÜ DEĞİLDİR</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-acdaF76qQEA/TYCeAPEHFkI/AAAAAAAAAds/7PqflKlVvA4/s1600/00%252520keg%252520nukleere%252520hayr.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 214px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5584637264820377154" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-acdaF76qQEA/TYCeAPEHFkI/AAAAAAAAAds/7PqflKlVvA4/s320/00%252520keg%252520nukleere%252520hayr.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="MARGIN: 11.25pt 0cm" class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;color:black;"&gt;Başbakan, içki yasaklarının gündemde olduğu sıralar "Şarap üzümden yapılıyor, içki yerine üzüm suyu içsinler" buyurmuştu. Başkabanımızın sıkışınca garip garip önermelerle konuşmasına alışığız. Bunun son örneği Japonya'da deprem sonrası alevlenen nükleer santrallerin güvenliğiyle ilgili tartışmalar üstüne vuku buldu. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="MARGIN: 11.25pt 0cm" class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;Erdoğan, nükleer santralleri tüp gazı ve kozmetik malzemeleriyle aynı derecede tehlikeli göstermeye çalıştı. "R&lt;/span&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;iski olmayan hiçbir yatırım yoktur" diyen Erdoğan'dan güzellemeler şöyle: &lt;/span&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;"Riski olmayan hiçbir yatırım yoktur. Yani evinize Aygaz tüpü de o zaman koymamak gerekir veya bir doğalgaz hattı çekmemek gerekir veya ülkeden ham petrol hattının geçmemesi gerekir. Şimdi bunlar hangisi olursa olsun herhangi bir tehditle ya da saldırıyla karşı karşıya kaldığı zaman bunların az veya çok bir bedeli olur. Bunların hepsi özellikle dünyada sanayileşme olsun, teknoloji olsun modern dünyanın bütün güzelliklerinin yanında bilelim ki birçok sıkıntıları da olacaktır. Yani kozmetik dünyanın içerisinde birçok sıkıntılar var. Ve bu kozmetik yaşamın içerisindeki sıkıntılar güzelliği getirirken bu güzelliğin yanında da bakıyorsunuz birçok sıkıntıları da getiriyor. Ama kimse ondan vazgeçmiyor. Yine kullanmaya devam ediyor. Bu ise çok daha farklı. Adeta bizim enerjideki sıkıntılarımızı büyük ölçüde aşmamıza vesile olacak. Ama böyle bir, Allah göstermesin fevkalade yüksek 8.9 büyüklüğündeki bir deprem bırakın nükleer enerjiyi, görüyorsunuz, televizyonlarda izliyoruz köprüler vesaire.. Yani biz köprüleri yapmayalım mı? Bütün o dev köprüler gördünüz gitti. Şimdi bizim 1. köprümüz, 2. köprümüz ne bileyim 3. köprü bunların hepsi hesapta. Bütün tedbirleri alacağız ve bu tedbirlerle de tabii bu tür adımları da atacağız."&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="MARGIN: 11.25pt 0cm" class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;color:black;"&gt;Çernobil felaketi sırasında iktidarda olan Özal hükümeti de tıpkı Erdoğan gibi davranmıştı. Bir bakan televizyona çıkmış halkı radyasyonlu çay içmeye teşvik etmişti. Kenan Evren ise "Radyasyon kemiklere iyi gelir" demişti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="MARGIN: 11.25pt 0cm" class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;color:black;"&gt;Erdoğan, belli ki halkının sağlığından, güvenliğinden çok nükleerci şirketlerin ve nükleer enerjiyi dayatan kapitalistlerin geleceğini düşünüyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="MARGIN: 11.25pt 0cm" class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;Oysa ki, özellikle Japonya'dan deprem sonrası ABD'den Fransa'ya, İsviçre'den Rusya'ye, İngiltere'ye, tüm dünya nükleer santralleri masaya yatırdı. Almanya'da eski nükleer santrallerin kapanması kararı alındı. Kimi ülkeler projelerini askıya aldı. Türkiye'de ise Erdoğan'ın tabiriyle "takvim şu anda işliyor". &lt;/span&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;Erdoğan, Rusya ziyaretinde Medvedev'e, "Nükleer enerjiden vazgeçmemiz söz konusu değil ancak Japonya gibi Türkiye de deprem kuşağında. Bu nedenle güvenlik konusunda ek önlemler açıklamanız, bizi de ikna etmeniz lazım" diyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="MARGIN: 11.25pt 0cm" class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:85%;color:black;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="MARGIN: 11.25pt 0cm" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:'Times New Roman';color:black;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-445946972982551921?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/445946972982551921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=445946972982551921' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/445946972982551921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/445946972982551921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2011/03/nukleer-tup-ve-kopru-degildir.html' title='NÜKLEER, TÜP VE KÖPRÜ DEĞİLDİR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-acdaF76qQEA/TYCeAPEHFkI/AAAAAAAAAds/7PqflKlVvA4/s72-c/00%252520keg%252520nukleere%252520hayr.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-2386895051474643812</id><published>2011-01-05T00:09:00.000-08:00</published><updated>2011-01-05T05:36:19.555-08:00</updated><title type='text'>KİM GERÇEKTEN TİKSİNÇ?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TSQp5T2Ui-I/AAAAAAAAAdg/fsqc_lJ099Q/s1600/Ottoman-Bugs-by-Bahadir-Baruter-3.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 258px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5558613904639429602" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TSQp5T2Ui-I/AAAAAAAAAdg/fsqc_lJ099Q/s320/Ottoman-Bugs-by-Bahadir-Baruter-3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Mizahçı ve çizer Bahadır Baruter, iskambil kağıtlarını resimledi ve olay oldu. Baruter bu yüzden bir süredir tehditler alıyor. Çünkü kağıtların ismini Ottoman Bugs yani Osmanlı Böcekleri koydu. Kartların üstünde Osmanlı sultanları var, böcek vücutları üstünde, kanlı gözleri, korkutucu ifadeleriyle Osmanlı simgeleri. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Baruter'in bu kartları kadar aldığı tepkiler üstüne Radikal'de Burcu Aktaş ile yaptığı röportajda söylediği birkaç cümle benim özellikle ilgimi çekti. Ataerkilliğin hüküm sürdüğü, kadınlara ve eşçinselliğe alttan alta ayrımcılığın sergilendiği, muhalefetin sadece mevcut iktidara muhalefet gibi anlaşıldığı mizah dünyasında böyle cümleler de çıkması umut verici.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Baruter, şöyle diyor röportajda;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;"Çevremiz kâbus gibi bir taassup ve düşmanlıkla sarılı. Böcekler canlılık zincirinin en faydalı ve hayati öğeleri. Ölçü tiksinçlikse hiçbir böcek türünün kurbanlarının kadınlarına tecavüz etmediği ve çocuklarını diri diri gömmediği ve düşmanlarına zevk için işkence etmediği bir dünyada insanoğlu tüm bunları büyük bir vicdan rahatlığıyla yapabilen bir varlık olarak çok daha tiksinçtir diye düşünüyorum. Savaşlarda birbirimize yaptıklarımızı hatırlayalım, en zehirli böcekten çok daha ölümcül değil mi bizim bombalarımızın zehiri. Yaratılan her mahlûkun faydalı olduğuna inanmış dinsel görüşler bile benim savımı destekler gibi. Hiçbir kutsal kitapta böceklerin faydasızlığıyla ilgili bir tek ifade bulamazsınız. Bence insanoğlunun böceklere olan düşmanlığının kökeninde bir gün öldüğünde onlar tarafından yenilecek olduğunun bilgisi ve korkusu yatıyor. Bir de böceklerin mi daha çok insan, insanların mı daha çok böcek öldürdüğünü düşünecek olursak, kimin daha bencil bir vahşet taşıdığı ortaya çıkar. İnsanoğlunun mu tarihi daha karanlıktır yoksa böceklerinki mi sizce?"&lt;br class="temizle"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-2386895051474643812?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/2386895051474643812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=2386895051474643812' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/2386895051474643812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/2386895051474643812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2011/01/kim-gercekten-tiskinc.html' title='KİM GERÇEKTEN TİKSİNÇ?'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TSQp5T2Ui-I/AAAAAAAAAdg/fsqc_lJ099Q/s72-c/Ottoman-Bugs-by-Bahadir-Baruter-3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-708320091593713619</id><published>2010-12-22T06:52:00.000-08:00</published><updated>2010-12-22T06:59:50.203-08:00</updated><title type='text'>YERLİ DİZİ YERSİZ UZUN</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TRIQvGB2F7I/AAAAAAAAAdU/s4l4ER9MqGM/s1600/gp_822138.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 165px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553519691759490994" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TRIQvGB2F7I/AAAAAAAAAdU/s4l4ER9MqGM/s320/gp_822138.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-fareast-language: KO"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;color:#000000;"&gt;Diziler tüm dünyada 45 dakika ile sınırlandırılırken, Türkiye'de ise reklamlarla birlikte saatlerce ekranlarda yayınlıyor. Bu dizilerin yapımı için dizi emekçileri ise canla başla, mesai saatlerinin dışında bazen sabahlara kadar çalışıyorlar. Bu sömürü düzenine karşı Senaryo Yazarları Derneği şu bildiriyi yayınladı: &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="mso-fareast-language: KO;font-family:Times New Roman;" &gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="LINE-HEIGHT: 15pt; MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;"Biz senaristler ölüme bir beyin kanaması kadar yakınız. Çünkü her hafta 90 dakikalık dizi senaryosu yazıyoruz. ‘Süper Baba’, ‘İkinci Bahar’, ‘Yabancı Damat’ gibi hafızalardan silinmeyen birçok televizyon dizisinin usta senaristi Sulhi Dölek, beş yıl önce televizyona dizi yazarken geçirdiği beyin kanaması sonucu aramızdan ayrılmıştı. ‘Ezel’ dizisinin senaristi Kerem Deren de geçen yıl beyin kanaması geçirdi. Çok şükür ki Kerem, gençliğinin verdiği güçle yeniden klavyesinin başına dönebildi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="LINE-HEIGHT: 15pt; MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="LINE-HEIGHT: 15pt; MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;90 dakikalık dizi senaryosu yazmak, her hafta bir uzun metraj film yazmak demektir. Senarist yaklaşık dört gün içinde senaryoyu yapımcıya göndermek zorundadır. Yaklaşık 100 sayfadır yazılan senaryo. Hayat akıp giderken senarist o diziyi yazabilmek için günde 10-12 saat bilgisayar başından kalkmaz. İki ile dört saat arası uyur, çoluğunun çocuğunun arasında hayalet gibi dolaşır, onlarla zaman geçirmez, sadece pencereden başını uzatarak havanın nasıl olduğunu anlar, günlerce dışarı çıkmaz. Sık görülen rahatsızlıkların başında boyun fıtığı gelir. Uzun saatler çalışmanın sonunda kolları, parmakları uyuşur. Gastrit ve devamında ülser kaçınılmazdır. Çoğumuz ya tansiyon hastasıyızdır ya da migren... Sulhi Dölek, beyin kanaması geçirmeden önce tansiyonundan şikayet etmiş ama yetiştirmesi gereken 90 dakikalık bir senaryo olduğu için çalışmaya devam etmişti. İnsani koşullarda çalışabilseydi, bugün belki de hâlâ aramızda olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu koşullarda niye çalışılır? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="LINE-HEIGHT: 15pt; MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="LINE-HEIGHT: 15pt; MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Her hafta 90 dakikalık bir dizi yetiştirmenin (c)ezasını yalnızca senaryo yazarları çekmez. Set ekibinin durumu daha fenadır. Aslında insani koşullarda, sekiz saat çalışmaları ve günde iki ya da üç sahne çekmeleri gerekirken, settekiler günde 18-20 saat çalışırlar. Başka seçenekleri yoktur çünkü iş yetişmez. Gece yarısına kadar süren çekimden sonra evlerine gidip uyumaları için sadece iki-üç saatleri vardır. Sabahın erken saatlerinde yine set başlar. Ve bu tempo sette kaçınılmaz olarak kurbanlar alır. 24 yaşındaki Tülay Ergildi ve 20 yaşındaki Zehra Sezgin’i bu yüzden kaybettik. Kostüm sorumlusu bu iki genç kız sabaha kadar süren bir çekimin ardından eve dönerken bir trafik kazasında öldüler. Arabayı kullanan şoför kim bilir kaç gecedir uykusuzdu?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;p style="LINE-HEIGHT: 15pt; MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;60 dakika aşılmamalı &lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS';font-family:'Times New Roman';color:#4c4c4c;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="LINE-HEIGHT: 15pt; MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS';font-family:'Times New Roman';color:#4c4c4c;"  &gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Peki bu koşullarda niye çalışırız? En çok o kanal izlensin diye. Eğer reyting almazsa derhal dizi yayından kaldırılır ve oyuncu, yönetmen, reji ekibi, set işçisi yani yaklaşık 60-70 kişi bir anda işsiz kalır. İçeride kalan paralar vardır, sigorta ve sözleşmemiz olmadığı için hak iddia edemeyiz, sesimiz çıkmaz, susarız.&lt;br /&gt;Dışarıdan bakıldığında fazlasıyla eğlenceli, gayet ışıltılı bir sektör gibi görünüyordu oysa değil mi? Hayal kırıklığına uğradınız, ama olsun az sonra dizi başlıyor. Araya girecek reklamlarla birlikte 2,5 saat televizyon karşısına mıhlanıp kalacaksınız. Biz ise bu zor şartlarda çalışmaya, hasta olmaya ve ölmeye devam edeceğiz. Siz de gün geçtikçe kalitesizleşen, birbirinin aynı, dikkat çekmek için sansasyonel yollara başvurmak zorunda kalan diziler seyredeceksiniz. Başka türlüsü bu koşullarda imkansız çünkü. Öncelikle, dizilerin artık 90 dakika olmaması gerekiyor. İnsani düzene sahip hiçbir ülkede böyle bir şey yok! Bizde de, çok değil, 10 yıl öncesinde 45-60 dakikalık diziler yapılıyordu ancak yayım süreleri yavaş yavaş 90 dakikaya çıktı. Tekrarlarla birlikte bugün 1,5-2 saatlik diziler yayımlanıyor. Görünen sebep reyting savaşları ama bunun yasal bir dayanağı var: RTÜK yasasına göre, yayımcının, her 20 dakikada sekiz dakikalık reklam koyma hakkı var. Bunun kaç programda yapılacağı belirtilmediği için de bugün hepimiz bu sefaleti yaşıyoruz. Yeni RTÜK yasasıysa mecliste görüşülüyor ancak sürelere ilişkin bir değişiklik bunda da yok. Tek değişiklik, sansür yapmak için RTÜK’e daha fazla yetki verilmesi! Oysa hükümetin 2003’te imza koyduğu AB anlaşmasına göre dizi süreleri 48 dakikası dizi, 12 dakikası reklam olmak üzere, 60 dakikayı geçemez. Bu anlaşmanın uygulanması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="LINE-HEIGHT: 15pt; MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Trebuchet MS';font-family:'Times New Roman';color:#4c4c4c;"  &gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Biz, Sender üyesi senaryo yazarları olarak, Türkiye tarihinde ilk defa, sesimizi yükseltmeye karar verdik. Bu gidişe bir dur diyeceğiz. Yayın süreleri AB standartlarına çekilene kadar durmayacağız. 8 Kasım 2010’da Galatasaray’da buluşup hazırladığımız yasal dilekçeyi Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, ilgili bütün kurumlara yolladık. Gün geçtikçe bu haklı isyanımıza sektörün bileşenleri destek vermeye başladı. Bastığımız dalı kesmekte olduğumuzu fark etmeliyiz. Devleti ve hükümeti göreve çağırıyoruz. Yeni RTÜK yasasında, dizi süreleri düşürülmelidir. Ne 90 dakika yazmak ne de günde 18 saat çalışmak istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-708320091593713619?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/708320091593713619/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=708320091593713619' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/708320091593713619'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/708320091593713619'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/12/yerli-dizi-yersiz-uzun.html' title='YERLİ DİZİ YERSİZ UZUN'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TRIQvGB2F7I/AAAAAAAAAdU/s4l4ER9MqGM/s72-c/gp_822138.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-2624511529484364521</id><published>2010-12-22T06:43:00.000-08:00</published><updated>2010-12-22T06:46:16.346-08:00</updated><title type='text'>YUMURTAYA HİÇ BU AÇIDAN BAKTINIZ MI</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TRIOvGeWAII/AAAAAAAAAdM/kV7clAviFTM/s1600/tavuk-yumurta.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 218px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553517492855767170" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TRIOvGeWAII/AAAAAAAAAdM/kV7clAviFTM/s320/tavuk-yumurta.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;ODTÜ'lü öğrencilerden 'insan türü'nün, diğer canlı türlerine 'kibirli', 'ben merkezci' bakışına tepki geldi. Son dönemde ÖDP, Halkevi, Öğrenci Kolektifi ve TKP üyelerince, düşünce ve ifade özgürlüğünü engelleyici bir saldırı aracı olarak kullanılan 'yumurta' atma eylemine Orta Doğu Teknik Üniveritesi (ODTÜ)'deki anarşist gruplardan tepki geldi. ÖDTÜ'lü öğrenciler itirazlarını ODTÜ'ye astıkları afişle dile getirdi: Yumurta birilerinin kafasına atılacak bir nesne değildir, sofradaki yemek değildir, gençliğin isyanı değildir. Yumurta bir direniş aracı değildir, direnişin araçları bellidir. Yumurta bir canlının bebeğidir. Yumurta, insanın hayvanlar üzerindeki tahakkümünün bu kadar normalleştirilmesi sonucunda alınıp, satılan, fırlatılan bir meta haline gelmiştir..." &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;İşte, ODTÜ'lü bir grup anarşistin itirazını ifade ettiği afişin içeriği:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;br /&gt;"Yumurta birilerinin kafasına atılacak bir nesne değildir, sofradaki yemek değildir, gençliğin isyanı değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yumurta bir direniş aracı değildir, direnişin araçları bellidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yumurta bir canlının bebeğidir. Yumurta, insanın hayvanlar üzerindeki tahakkümünün bu kadar normalleştirilmesi sonucunda alınıp, satılan, fırlatılan bir meta haline gelmiştir. Tavuklar, yetiştirme çiftliklerinde korkunç şartlarda ömrünü tüketmek için üretilirken, daracık yerlerde üst üste yaşamak zorunda bırakılırken, kimyasallarla dolu yiyecekleri yemeye zorlanırken biz bu zincirin bir halkası olmayacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mezbahalar, sirkler, yetiştirme çiftlikleri, deney odaları hayvanlar için zulmün merkezleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesi yumurtaya, hayvanlara, suya, dağlara farklı bir gözle bakmaya çağırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvana, insana, yeryüzüne özgürlük..."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-fareast-language: KO"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="mso-fareast-language: KO"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-2624511529484364521?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/2624511529484364521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=2624511529484364521' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/2624511529484364521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/2624511529484364521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/12/yumurtaya-hic-bu-acidan-baktiniz-mi.html' title='YUMURTAYA HİÇ BU AÇIDAN BAKTINIZ MI'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TRIOvGeWAII/AAAAAAAAAdM/kV7clAviFTM/s72-c/tavuk-yumurta.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-8053990555901420815</id><published>2010-12-22T00:16:00.000-08:00</published><updated>2010-12-22T00:21:03.920-08:00</updated><title type='text'>RONİ'NİN YANINDAYIZ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TRG0Amo7_OI/AAAAAAAAAdE/6khlYpq0H94/s1600/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 166px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553417737989782754" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TRG0Amo7_OI/AAAAAAAAAdE/6khlYpq0H94/s320/untitled.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale'de saldırıya uğrayan Roni Marqulies'e destek için aydınlar ve dostları bir bildiri yayınladı. Ben de bu bildiriye destek veriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Verdana', 'sans-serif'; COLOR: black; FONT-SIZE: 10pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-theme-font: minor-latin"&gt;&lt;strong&gt;Roni'nin yanındayız!&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Verdana', 'sans-serif'; COLOR: black; FONT-SIZE: 10pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-theme-font: minor-latin"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Roni Margulies ilk defa saldırıya uğradığında sustuk, izledik... Saldırıya uğrayan aslında bizlerdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roni bir kez daha saldırıya uğradı... Bu saldırı özgür düşünceye, insanlık ailesine yapıldı. Sana, bana, bizlere yapıldı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kez susarak; bu tür saldırılara ortak olmayacak, bu utancı paylaşmayacak, saldırganları, saldırının altındaki düşünceyi onaylamayacağız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fikrin karşılığı fikirdir. Özgür düşünce şiddetin olmadığı ortamlarda gelişir. Düşünce engellenemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler aşağıda imzası olanlar; kimler tarafından ne amaçla yapılırsa yapılsın &lt;b&gt;Roni'ye yönelik&lt;/b&gt; saldırıyı kendimize yapılmış sayıyor ve kınıyoruz."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-8053990555901420815?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/8053990555901420815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=8053990555901420815' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8053990555901420815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8053990555901420815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/12/roninin-yanindayiz.html' title='RONİ&apos;NİN YANINDAYIZ'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TRG0Amo7_OI/AAAAAAAAAdE/6khlYpq0H94/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-4137919918919970190</id><published>2010-12-22T00:11:00.000-08:00</published><updated>2010-12-22T00:14:12.143-08:00</updated><title type='text'>YEŞİL BADANACILARA DİKKAT</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TRGyrk2-sEI/AAAAAAAAAc8/GsHg0VmEFDM/s1600/480x300buildgreen.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553416277222928450" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TRGyrk2-sEI/AAAAAAAAAc8/GsHg0VmEFDM/s320/480x300buildgreen.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial"&gt;WikiLeaks'i kestane çeşidi ve Beşiktaş'ın transfer ettiği yeni futbolcu sanan insanların da olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Bizim toplumumuzda dünyada olup bitenlere bu derece uzak olanlar da olsa, dünyada bir Wikileaks depremi yaşanıyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial"&gt;Bu depremi yaratanlardan Julian Assange ise belki de dünyanın şu anda en etkili ve en korkulan adamlarından biri. Ne Putin, ne Ahmedinecad, ne Obama, ne Sarkozy, ne Erdoğan. Varsa yoksa Assange.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial"&gt;Wikileaks, devletlerin yazışmalarından sonra küresel şirketlerin çevirdiği dolapları da bir bir yayımlamaya başladı. Örneğin, Nijerya'daki belgeler. ABD elçileri Nijerya'yı Shell'in yönettiğini düşünüyor. İlaç firması Pfizer'in 200 çocuğun üzerinde deney yaptığı ve olayın üzerini kapatmaya çalıştığı da iddialar arasında. Yeni şeyler değil esasında bunlar, kapitalizmin ve neo-liberalizm yüzünü birazcık bilenler için.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial"&gt;Yani WikiLeaks sadece devletlerin değil küresel şirketlerin de dengesini bozuyor, bozacak.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial"&gt;Çevreci eğilimler arttığından, çevreci örgütler şirketlere daha doğa dostu olma baskısını hissettirdiğinden bu yana da şirketlerin, özellikle küresel şirketlerin dengesinde oynamalar yaşanıyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial"&gt;Şirketler kimliksizliklerinden sebepli bir kimlik bunalımı yaşıyor. O ana kadar çevreciliğin "ç"sine hassasiyet göstermeyen şirketler çevreci olmayı, moda deyimle green olmayı bir zorunluluk olarak görüyorlar ilk başta.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial"&gt;Yeşil badanacılar ortaya çıkıveriyor aralarından sonra. Yani ürünlerini, hizmetlerini öyle olmadığı halde çevre dostuymuş gibi sunanlar. Yeşil badanacılar tüketici örgütlerince tespit edilip teşhir ediliyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial"&gt;Yeri geliyor, HES yapıp doğayı katleden bir holdingin diğer bir şirketi kendini çevre dostu, çevrecilik şampiyonu ilan ediyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial"&gt;Daha sonra ise green'in başka bir yönünü fark ediyorlar şirketler. Çevreciliği, yeşil olmayı bir business haline getirebileceklerini fark ediyorlar. Bu işten nasıl para kazanacaklarını düşünüyorlar. Yeşil işi, yeşilin farklı bir tonuna meylediyor. Çevrecilik bir iş modeli haline geldikçe özünden uzaklaşıyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial"&gt;Genç kuşağın en değerli ve duruş sahibi yazarlarından biri olan Murat Uyurkulak, geçen ayki Milliyet Sanat dergisinde köşe yazısında güzel bir tespitte bulunmuş, şöyle diyor Uyurkulak; "Muhafazakarlık ve liberalizm bir ipin iki ucundan çekiştiren ikizlere benziyor. İlki eskinin tasarruflu ve ahlaklı günlerinin yasını tutarken, diğeri geleceğin zengin, şen ve hür günlerine erken övgüler düzüyor. Bu, hiç geri gelmeyecek olanla hiç gerçekleşmeyecek olanın şimdide simetrik bir yalan olarak buluşmasından ibaret bir durum. Muhafazakarlık ve liberalizm bir elinde gazoz diğer elinde ilaçla sırıtarak müstakbel mağdurların masasına doğru seğirten pespaye çapkınlara benziyor."&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial; mso-fareast-language: TR; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial; mso-fareast-language: TR; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana; COLOR: #202020; FONT-SIZE: 9pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: Arial; mso-fareast-language: TR; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA"&gt;Çevrecilik gazoza atılan bir ilaca dönüşme tehlikesinde; tutuculuğun sınır tanımaz liberalliğiyle, liberalliğin sınır tanımaz tutuculuğunun kesişiminde simetrik bir yalan olma yolunda ilerliyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-4137919918919970190?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/4137919918919970190/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=4137919918919970190' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/4137919918919970190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/4137919918919970190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/12/yesil-badanacilara-dikkat.html' title='YEŞİL BADANACILARA DİKKAT'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TRGyrk2-sEI/AAAAAAAAAc8/GsHg0VmEFDM/s72-c/480x300buildgreen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-4146349139049397301</id><published>2010-08-13T03:58:00.000-07:00</published><updated>2010-08-13T04:08:47.605-07:00</updated><title type='text'>NİYE “YETMEZ AMA EVET” DİYORUM, NİYE BDP’NİN “BOYKOT”UNU DESTEKLİYORUM</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TGUljpCibvI/AAAAAAAAAcc/zLJvAm6vqVI/s1600/88256.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5504847413772447474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TGUljpCibvI/AAAAAAAAAcc/zLJvAm6vqVI/s320/88256.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Özgürlükçü solcular düzene karşıdır. Anayasa ve yasaların, topluma karşı devletin çıkarılarını korumak, egemen sınıf(lar)ın işine gelen düzeninin devamlılığını sağlamak için yazıldığını ve uygulandığını bilir. Devletlerde emekçi sınıflar karar süreçlerine katılamıyor, devletler toplumun üzerinde konumlandırılıyor. Ancak özgürlükçü sosyalizmi ve devrimi savunmak, mevcut yasal değişikliklere kayıtsız kalmamıza neden olmamalı. Özgürlükçü sosyalistler anayasa ve yasa tartışmalarında sessiz ve tarafsız kalmamalı. Her daim öne atılan adımları, iyileştiren&lt;br /&gt;adımları desteklemeli. Özellikle de demokrasi alanında. Çünkü demokrasinin sınırları genişledikçe, hak ve özgürlükler artar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül'de halk oyuna sunulacak anayasa değişikliği paketi için ben “Yetmez ama Evet” derken doğu illerinde BDP’nin yapacağı “Boykot”u da destekliyorum. Yeni değişiklikler, Türkiye'deki askeri vesayet rejimine son vermek, 12 Eylül cuntasının yazdığı 1982 anayasasından&lt;br /&gt;uzaklaşmak yönünde atılmış önemli bir adım kanımca. Halk oyuna sunulan 26 maddelik&lt;br /&gt;değişiklik, Türkiye'de emekçilerin ve ezilenlerin taleplerini karşılaşmakta&lt;br /&gt;yetersiz kalıyor, bunu kabul ediyorum. Ama her bir madde askeri vesayeti yücelten ve dokunulmaz kılan darbe anayasasınınkilerden daha iyidir diye düşünüyorum. Küçük de olsa ileri atılan bir adımın yerinde saymaktan daha olumlu olduğu kaanatindeyim..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Kenan Evren ve 12 Eylül cuntasının yargılanmasına engel olan, darbecilere dokunulmazlık veren geçici 15. maddenin kaldırılması çok önemli. Darbeci askerlerin sivil mahkemelerde yargılanabilecek. Türkiye'de askeri vesayeti ayakta tutan ve aldığı bir çok kararla Türkiye haklarının aleyhine çalışan yargı oligarşinin dizginlenecek. Türkiye'deki askeri vesayet rejimi ağır bir darbe yiyecek. 27 Mayıs darbesi ile oluşturulan kurumların eski yapısına son verilecek.&lt;br /&gt;Şu çok açık, darbe anayasasına dayanarak kendini meclisin ve seçilmiş&lt;br /&gt;hükümetlerin üzerinde gören yargıçlar rejimi son bulmadıkça demokratikleşme ve sivil bir anayasa hayal olarak kalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bugün “Hayır” diyen ulusalcılar, milliyetçiler, sağcılar ve geleneksel sol partiler ise statükoculuğu, milliyetçiliği ve devlete sadakati güçlendirme hevesindeler. Nasıl AKP’nin 12 Eylülle derdi olduğuna inanamıyorsak, onların da esasında 12 Eylül’e karşı çıktığına inanamıyoruz. 12 Eylül’ler en çok onların işine geliyor çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;12 Eylül'de oylanacak anayasa değişikliği paketine "yetmez ama evet" diyorum. Yetmiyor, çünkü içinde Kürtler yok, işçi sınıfı lehine daha iyi düzenlemeler yok, başörtülüler yok, farklı cinsel kimliklerdekiler yok. Memurlara grev hakkı yok, zorunlu din derslerine son verilmesi ve Diyanetin kapatılması yok. Çevrenin korunması yok. Darbecilerin, faşistlerin hedefi olan azınlıkların hakları yok. Irkçılığa ve her türlü ayrımcılığa karşı daha etkili yasalar da yok.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Siviller tarafından yazılan, demokratik ve özgürlükçü bir anayasanın gerekliliği ortadadır. Ama önce 12 Eylül anayası çöpe atılmalı. 12 Eylül'de anayasa değişikliği tüm yetersizliklerine rağmen halk tarafından onaylanırsa, sivil-demokratik-özgürlükçü bir anayasayı yıllardır engelleyen güçler artık engel olamayacak diye düşünyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Doğu'da Kürt coğrafyasında ise halkın oylarıyla seçilmiş politikacılar tutuklanıyor. İşkence, yargısız infazlar, faili meçhul cinayetler ve her türlü anti-demokratik uygulama devam ediyor. Kürtler ve BDP bu yüzden anayasa referandumunu boykot ediyor, bence onurlu bir davranış sergiliyolar. Kürt halkının isyanını anlıyorum, onları darbecilerle bir olmakla itham eden AKP ve Başkaban’ı ise anlamıyorum. Siz onlar için ne yaptınız ki yeni anayasada? AKP, BDP'yi CHP ve MHP ile yan yana göstererek milliyetçi propaganda yürütüyorsunuz, tabanızın milliyetçi duygularına oynuyorsunuz sadece.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül'de sandıktan "evet" oyları çıkarsa 13 Eylül’de “Yetmez ama Evet”in sadece “Yetmez”i kalacak. Ve o “Yetmez” üzerinden, artık hükümeti ve devlet kurumlarını daha çok baskı altına alabileceğimiz bir dönem, daha güçlü bir sol muhalefet imkanı bulacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Oylamayla gerçekleşecek bazı olumlu değişiklikler;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güçsüz olana pozitif ayrımcılık yapılacak. Kadın-erkek eşitliği konusunda alınacak tedbirler, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamayacak. Çocuklar, yaşlılar ve özürlüler ile harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Herkes kendisi ile ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olacak. Bu hak, kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsayacak. Kişisel veriler ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızası ile işlenebilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Yurt dışına çıkma hürriyeti ancak suç soruşturması veya kovuşturması nedeniyle ve hakim kararıyla sınırlandırabilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça ana ve babası ile kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olacak. Devlet, her türlü istismara karşı çocukları koruyucu tedbirleri alacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olunabilecek. Memurlara ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı tanınacak. Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grevi ve lokavtı, genel grev ve lokavt, iş yeri işgali, iş yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişlere ilişkin yasaklar kaldırılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Devletin verdiği zarar ombudsman (kamu denetçisi) tarafından hızlı bir şekilde çözülecek:&lt;br /&gt;Kamu Denetçiliği Kurumu(ombudsmanlık) oluşturulacak.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek Askeri Şura kararları; Yüksek Askeri Şuranın (YAŞ) terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açılacak.&lt;br /&gt;Danıştay ve İdare mahkemeleri kamu yararına aykırı diyerek yürütme/bakan/belediye başkanı gibi karar veremeyecek:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Memurlara verilen uyarma ve kınama cezaları yargı denetimine açılacak.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerin darbe girişimine sivil mahkemeler bakacak/Askerler sivil mahkemelerde yargılanabilecek:Askeri yargı; Askeri yargının görev alanı yeniden belirlenecek. Askeri yargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülecek. Askeri mahkemeler, asker kişiler tarafından işlenen askeri suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli olacak. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar, her durumda adliye mahkemelerinde görülecek. Siviller, savaş hali dışında askeri mahkemelerde yargılanamayacak.&lt;br /&gt;Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı artacağından mahkeme demokratikleşecek, mahkemeye bireysel başvuru yapılabilecek:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meclis başkanı ve üst düzey generaller yargılanabilecek. Yüce Divan; Meclis Başkanı, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ile Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanacak. Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilecek. Genel Kurulun yeniden inceleme sonucu verdiği kararlar kesin olacak.&lt;br /&gt;Askeri hakimler hiyerarşik askeri disiplinden kurtulacak:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1980 Darbesini yapanlar yargılanabilecek. Suç işleyen devlet görevlileri cezalandırılabilecek:&lt;br /&gt;Geçici 15. madde; 12 Eylül dönemindeki Milli Güvenlik Konseyi üyeleri ile bu dönemde kurulan hükümetler ve Danışma Meclisi’nde görev alanların yargılanmasını önleyen geçici 15. madde yürürlükten kaldırıldı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-4146349139049397301?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/4146349139049397301/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=4146349139049397301' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/4146349139049397301'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/4146349139049397301'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/08/niye-yetmez-ama-evet-diyorum-niye.html' title='NİYE “YETMEZ AMA EVET” DİYORUM, NİYE BDP’NİN “BOYKOT”UNU DESTEKLİYORUM'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TGUljpCibvI/AAAAAAAAAcc/zLJvAm6vqVI/s72-c/88256.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-3041895690456065469</id><published>2010-08-05T00:52:00.000-07:00</published><updated>2010-08-05T00:53:53.837-07:00</updated><title type='text'>İŞTE BP'NİN YENİ LOGOSU</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TFpt_8zqJkI/AAAAAAAAAcU/tD4bINvxr-k/s1600/250-250.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501830840208467522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 250px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TFpt_8zqJkI/AAAAAAAAAcU/tD4bINvxr-k/s320/250-250.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Petrol şirketi British Petroleum'un (BP) çevreyi kirleten yeni imajına daha uygun olan logoyu bulmak için Greenpeace tarafından başlatılan yarışma sonuçlandı: Yeni logoda, BP'nin eski logosunun önünde duran, petrole bulanmış bir kuşun silueti var.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Greenpeace'in yaklaşık üç ay önce İnternet üzerinden başlattığı yarışmaya iki bin kişi başvurdu. Bugüne kadar iki milyon kişinin ziyaret ettiği İnternet sitesinde yaklaşık 25 bin kişi oy verdi. Yarışmayı 16.463 oyla, Laurent Hunziker'in tasarladığı logo kazandı. Hunziker, logosu hakkında şöyle diyor: "Logodaki silueti, petrole bulanmış, panik halindeki bir kuşun etkileyici bir resminden esinlenerek yaptım, onun yaşadığı acı, yaşanan trajik olaylardan sonra dünyamıza neler olduğunun güçlü bir göstergesi."&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Meksika Körfezi'ndeki petrol sızıntısından sorumlu olan BP, temiz enerjiye yatırım yaptığını iddia ederek, yeşil ve sarı renkli bir ayçiçeği logosunu kullanıyordu. Greenpeace ise bu facianın sorumlusu olan şirkete daha uygun olacak logoyu bulmak için bir yarışma başlatmıştı.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-3041895690456065469?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/3041895690456065469/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=3041895690456065469' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/3041895690456065469'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/3041895690456065469'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/08/iste-bpnin-yeni-logosu.html' title='İŞTE BP&apos;NİN YENİ LOGOSU'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TFpt_8zqJkI/AAAAAAAAAcU/tD4bINvxr-k/s72-c/250-250.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-6313467851684541325</id><published>2010-08-03T04:16:00.000-07:00</published><updated>2010-08-03T04:20:56.778-07:00</updated><title type='text'>KAYAPO YERLİLERİ GELECEKLERİ İÇİN DİRENİYOR</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TFf6mMgmc8I/AAAAAAAAAcM/zGHzkmix3tk/s1600/0604kayapo01.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501141003956286402" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 240px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TFf6mMgmc8I/AAAAAAAAAcM/zGHzkmix3tk/s320/0604kayapo01.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;HES'lere karşı direniş küreselleşiyor. Amazon ormanlarının Brezilya topraklarında bulunan bölümündeki, Mato Grosso eyaletinde yaklaşık 300 yerli bir hidroelektrik santralını (HES) işgal ederek, santralın yapım çalışmalarını durdurdu. Yerlilerin, tesiste çalışan 100 işçinin tesisi terk etmesine izin vermedikleri, ancak herhangi bir şiddet olayının ya da yaralanmanın da yaşanmadığı bildiriliyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aripuana nehri üzerine kurulu olan hidroelektrik santralini işgal eden Kayapo yerlileri, yaşam alanlarında geri döndürülemez tahribatlara neden olacağını söyledikleri tesiste işgali sona erdirmek için şirket yetkilileri ve hükümetle görüşme talep ettiler. Yerlilerin büyük tepkilerine karşın yapımına başlanan santralın 2011 Ocak ayında faaliyete geçmesi bekleniyor. İşgale ilişkin basına açıklama yapan yerli liderlerinden Aledeci Arara, “Bu tesis bizim yaşam alanımızdan sadece 30 km kadar ileride inşa ediliyor ve topluluğumuzun kültürel ve toplumsal yaşamı üzerinde ağır tahribata neden olacak, öte yandan tesis çevre açısından zaten bir felakete yol açacak nitelikte” diyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Amazonlar’da hidroelektrik santrallarının yapılmasına iznin çıktığı Mayıs ayında yerli toplulukları “3 bin savaşçıyla santrallara karşı savaşmaya hazırız” açıklamasında bulunmuşlardı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Brezilya hükümeti, Nisan ayının ikinci haftasında dokuz şirketten oluşan ‘Norte Energia’ adlı bir konsorsiyuma Amazonlar’da hidroelektrik santralı kurma izni vermişti. Xingu Nehri üzerinde yapımı planlanan santralın, binlerce yerliyi topraklarından etmesi olası. Projenin düzenlemesi, Brezilya devletine ait ‘Companhia Hidro Eletrica do Sao Francisco’ şirketi tarafından yapılıyor.Kararın alındığı gün başkent Brasilia’da bulunan Brezilya Elektrik Düzenleme Ajansı önünde 500 kişinin katıldığı bir protesto gösterisi düzenlenmişti. Bir basın açıklaması gerçekleştiren Brezilya Greenpeace ise “Lula hükümeti, bu projede ısrar ederek kendi mirasını yiyor” açıklamasında bulunmuştu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kayapo yerlileri, yüzyıllardır, Amazon Havzası’nın güneyinde, Xingu nehri boyunda ve Brezilya’nın Mato Grosso ve Pará bölgelerinde yaşıyorlar. Kayapolar Güney Amerika’nın en çevreci ve örgütlü yerli topluluklarından biri olarak biliniyor.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-6313467851684541325?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/6313467851684541325/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=6313467851684541325' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/6313467851684541325'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/6313467851684541325'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/08/kayapo-yerlileri-gelecekleri-icin.html' title='KAYAPO YERLİLERİ GELECEKLERİ İÇİN DİRENİYOR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TFf6mMgmc8I/AAAAAAAAAcM/zGHzkmix3tk/s72-c/0604kayapo01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-6288789391125429355</id><published>2010-07-29T01:02:00.000-07:00</published><updated>2010-07-29T01:04:37.262-07:00</updated><title type='text'>KATALONYA'DA BOĞA GÜREŞLERİNE YASAK GELDİ, İSPANYOL SAĞINDAN İSE TANIDIK TEPKİLER</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TFE1zaiCiDI/AAAAAAAAAcE/Lsv_Qojd4wM/s1600/fft5_mf500535.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499235777407780914" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 219px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TFE1zaiCiDI/AAAAAAAAAcE/Lsv_Qojd4wM/s320/fft5_mf500535.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İspanya'nın doğusundaki Katalonya bölgesinin özerk yönetim parlamentosu, boğa güreşlerinin bu bölgede yapılmasını 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren yasakladı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bir sivil toplum örgütünün geçen yıl başlattığı boğa güreşlerinin Katalonya’da yasaklanması kampanyası çerçevesinde toplanan 180 bin imzanın ardından aralık ayında Katalan parlamentosunda başlayan tartışma, dün yapılan oylamayla sonuçlandı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;68 ‘evet’e karşı, 55 ‘hayır’ ve 9 çekimser oyla Katalonya’da boğa güreşleri yasaklandı.&lt;br /&gt;İspanya’da boğa güreşlerini yasaklayan ilk özerk yönetim 1991’de Kanarya Adaları olmuştu.&lt;br /&gt;Bu kararın ardından İspanya’da sağ partiler ve sağ görüşlü gazeteler, çok bildik tepkileri bir bir sıralamaya başladılar. Katalonya’nın bu kararı almasının arkasında siyasi sebepler olduğu savunan  El Mundo, ABC, La Razon gibi sağ görüşlü gazeteler, parlamentonun kararının hayvan sevgisinden değil, İspanya’ya karşı olmaktan kaynaklandığı iddialarına yer verdiler hemen. Hatta işi ileri götürüp, Katalan parlamentosunun aldığı kararı Demokrasiye geçiş sürecinden sonra İspanyol kültürüne yönelik yapılan en ciddi saldırı olarak yorumlamışlar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Boğa güreşlerinin yasaklanmasından dolayı Katalonya bölgesi 300-500 milyon avro arasında ekonomik kayba uğrayabilir ama hayvan hakları savunucularının gönlünde kazandıkları yerin maddi bir karşılığı olamaz.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-6288789391125429355?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/6288789391125429355/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=6288789391125429355' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/6288789391125429355'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/6288789391125429355'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/07/katalonyada-boga-gureslerine-yasak.html' title='KATALONYA&apos;DA BOĞA GÜREŞLERİNE YASAK GELDİ, İSPANYOL SAĞINDAN İSE TANIDIK TEPKİLER'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TFE1zaiCiDI/AAAAAAAAAcE/Lsv_Qojd4wM/s72-c/fft5_mf500535.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-6980072415898598810</id><published>2010-07-21T03:05:00.000-07:00</published><updated>2010-07-21T03:10:50.258-07:00</updated><title type='text'>BEYAZ YAKALI ÇALIŞANLAR, KENDİLERİNİ BİRER İŞÇİ OLARAK GÖRMÜYOR</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TEbHObNwKdI/AAAAAAAAAb0/2dhvwQp4gck/s1600/mutlu+binark.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5496299445889804754" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TEbHObNwKdI/AAAAAAAAAb0/2dhvwQp4gck/s320/mutlu+binark.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;“Bilişim ve Örgütlenme” uzun süredir takip ettiğim bir konu. Geçtiğimiz günlerde Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Prof. Dr. Mutlu Binark ile bir görüşmem oldu. Bu konuda yetkin isimlerden biri Binark, Temmuz ayı başında İstanbul’da düzenlenen Avrupa Sosyal Forumu bünyesinde bir panele de katılmıştı. Binark ile şimdiye kadar IBM’de son dönemde yaşanan gelişmeler dışında örgütlenme anlamında ciddi deneyimleri olmayan bilişim sektöründe örgütlenmenin önündeki engelleri de konuştum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Binark’a göre bilişim sektöründe çalışanların ciddi bir örgütlenmeye gidememesinin ardında pek çok sebep bulunuyor. Bunlardan en önemlilerinden biri de eğitimli işgücünün kendilerini birer işçi veya emekçi olarak görmemeleri. Bu tespit, üzerinde durulması gereken, sektörün önemli sorunlarından biri kanımca da.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten de, meslek ve kariyer gibi kavramlar işin içine girince, bilişim çalışanları sendikayı daha alt sınıflara ait gibi birşey gibi görme eğilimine giriyorlar. Oysa günümüzün vahşi rekabete dayalı neo-liberal ekonomi düzeninde, meslek ve kariyer mitini derinden sarsacak şeyler oluyor. Güvencesiz çalışma koşulları, geleceğe yönelik belirsizlikler, gösterilen emeği karşılamayan düşük ücretler, esnek (ama mesai saati sonraları doğru esnek) çalışma saatleri, geç ödenen maaşlar, bir günde çalışanların kendini kapı önünde bulma riski, aldı başını gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bilişim sektörü çalışanları tam bir sınıf yanılsaması içinde. Geçtiğimzi yıl muhabir olarak izlediğim IBM önündeki bir eylemde bunu gör müştüm. Plazadan çıkan beyaz yakalı tabir ettiğimiz bilişim emekçileri, kendileri gibi birer emekçi olan eylemcilere, adeta başka bir dünyadan gelmişlercesine bakıyorlardı. Bazıları ise ellerinde Starbucks kahveleriyle eylemcilere bakma ihtiyacı hissetmiyor, adeta onların varlğından rahatsız oluyorlardı, “bunların işi ne burda” diyorlardı içinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Beyaz yakalılar kendini işçi sınıfına ait hissetmiyor. Oysa artık değişen proleter profili belki de en çok masa başı çalışanlarını, beyaz yakalı ofis emekçilerini kapsıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Beyaz yakalı kendini mavi yakalıyla bir görmüyor. Görmek istemiyor. “Ben eğitim aldım yıllarca, ABD’lerde okudum, sertifikalar elde ettim” diyor, kendini birer yönetici değil de işçi olarak görmek ağrına gidiyor belki. Oysa bu tam bir yanılsama. Bunu içselleştirmeden, bilişim çalışanlarının haklarının yenilmesinin önüne geçmesi zor. Veya en azından haklarının yendiğinin farketmesi. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-6980072415898598810?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/6980072415898598810/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=6980072415898598810' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/6980072415898598810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/6980072415898598810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/07/beyaz-yakali-calisanlar-kendilerini.html' title='BEYAZ YAKALI ÇALIŞANLAR, KENDİLERİNİ BİRER İŞÇİ OLARAK GÖRMÜYOR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TEbHObNwKdI/AAAAAAAAAb0/2dhvwQp4gck/s72-c/mutlu+binark.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-8730165626981184159</id><published>2010-07-19T03:28:00.000-07:00</published><updated>2010-07-19T03:38:49.114-07:00</updated><title type='text'>BİR BABAĞIN ÇIĞLIĞI...DUYAN YOK MU?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TEQrBPB5K1I/AAAAAAAAAbk/qgPg7qmBphg/s1600/etha-18072010-maltepe-panel-4_display.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5495564745513184082" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 213px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TEQrBPB5K1I/AAAAAAAAAbk/qgPg7qmBphg/s320/etha-18072010-maltepe-panel-4_display.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İstanbul Maltepe'de Gülsuyu'ndaki 67 numaralı ev. 19 Şubat günü, gece yarısını az geçmişken 67 numaralı evin kapı zili çalar. Bir binbaşı, yanında polis ekibi, mahalle muhtarı, Ali Rıza Yıldız’ı evin dışına çağırırlar. Aşağıda bir ambulans bekliyordur. Yıldız’a oğlunun ismi, nerede olduğu sorulur, bilgiler doğrudur. “Oğlunuz bir kaza geçirmiş” der binbaşı, “Başın sağolsun. Çocuğu kaybettik...” Babanın tek öğrenebildiği, oğlunun bir görev dönüşü, araç içinde patlayan silah sonucu yaralandığıdır. Yıldız, Şehitkamil Devlet Hastanesi’ne kaldırılmış, yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamamıştır. Cenaze ailenin isteği üzerine memlekete, Sivas İmranlı’ya yollanır. Gaziantep’te kendisi için düzenlenen askeri tören hemen o sabah 9.30’da olduğundan ailesinin yetişme ihtimali yoktur. Törenin bu kadar apar topar yapılmasına da anlam verememişlerdir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ailenin kafasını karıştıran bir hadise, İmranlı İlçe Jandarma Bölük Komutanlığı’na bağlı Çayırlı Dere Karakol Komutanı’nın, mezar kazılırken Yıldız’ın dedesine “Aldığım bilgiye göre torununuz intihar etmiş” demesi olur. Dede “Benim torunum intihar edecek çocuk değildi. Siz beni de öldürmek istiyorsunuz” der. Ali Rıza Yıldız, sonra bu olayı anlattığı İmranlı İlçe Jandarma Bölük Komutanlığı’nda, emirlerindeki bir astsubayın böyle bir cümle sarf edişini ‘gaf’ olarak değerlendirdiklerine tanık olacaktır. Defin kâğıdında G3 piyade tüfeğiyle vurularak yaralandığı yazan Serhat Yıldız’ın ne şekilde kaza geçirdiği, göğsünden mi, sırtından mı vurulduğu ailesi için hâlâ meçhuldür. Yıldız, işte o günden bugüne kadar bu olayın aydınlatılması için mücadele ediyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Serhat Yıldız'ın babası, askeri yetkililerin kendisine, "sizden hiç vatan sağolsun sözünü duymadık” dediklerini söylüyor. "Konuşmamız gerekenleri konuşmazsak çoçuklarımızı sağ gönderip, ölü almaya devam ederiz. Ben yaşadım hiç değilse başkasının ki ölmesin. Bu ülkede kardeş kanı akıtılıyor. Serhat'tan sonra bir oğlum daha var. Neye mal olursa olsun, onu askere göndermeyeceğim. Bir kurban daha vermek istemiyorum" dedi Gülsuyu Sanat ve Hayat Kültür Festivali'nin üçüncü gün etkinlikleri kapsamında Maltepe Beşevler Meydanı'nda yapılan “Asker ölümleri ve vicdani ret” panelinde. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tek sunabildikleri çözüm yolu top, tüfek, bomba olanlar bu babanın çığlığına kulak vermeli artık. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-8730165626981184159?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/8730165626981184159/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=8730165626981184159' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8730165626981184159'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8730165626981184159'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/07/bir-babagin-cigligiduyan-yok-mu.html' title='BİR BABAĞIN ÇIĞLIĞI...DUYAN YOK MU?'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TEQrBPB5K1I/AAAAAAAAAbk/qgPg7qmBphg/s72-c/etha-18072010-maltepe-panel-4_display.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-6799812879483191924</id><published>2010-07-19T02:55:00.000-07:00</published><updated>2010-07-19T03:07:46.955-07:00</updated><title type='text'>İSVEÇ ZORUNLU ASKERLİĞİ KALDIRIYOR</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TEQigMz3F0I/AAAAAAAAAbc/pq2RQ9d9T0o/s1600/isvec_profesyonel_ordu_2010.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5495555381888751426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 218px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TEQigMz3F0I/AAAAAAAAAbc/pq2RQ9d9T0o/s320/isvec_profesyonel_ordu_2010.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Türkiye'de profesyonel ordu kurma tartışmaları yoğunluk kazanırken, İsveç zorunlu askerliği kaldırarak profesyonel ordu oluşturma kararı aldı. 1 Temmuz 2010 tarihinden itibaren zorunlu askerlik kaldırıldı. İsveç'te gönüllü askerlik yapmak isteyen gençler 3 aylık temel eğitime tabi tutulacaklar. Başarılı olan gençlere profesyonel olarak askerlik yapmaları teklif edilecek.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fakat muhalefet partileri zorunlu askerlik sisteminin kaldırılarak profesyonel ordu kurulmasına sıcak bakmıyorlar. İşin bir de mali tarafı var ki, bu da koalisyon hükümetini düşündürüyor. Profesyonel ordu İsveç’e her yıl 4 milyar kron daha fazlasına malolacak. Sol Parti’nin Savunma Politikası Sözcüsü Gunilla Wahlen İskandinav ülkeleri içinde sadece İsveç’in profesyonel orduya geçme kararı aldığını, İsveç’in tarafsızlığını ortadan kaldıracağı için zorunlu askerliğin kaldırılmasını kabul edemeyeceklerini söylüyor. Çevre Partisi Yeşiller paraların olmayan bir savaş tehlikesi yerine yerine belediyelere, il meclislerine, çevreye yönelik tehdite karşı kullanılmasını talep ediyor. Yapılan kamuoyu yoklamaları da halkın zorunlu askerliğin devamından yana olduğunu gösteriyor. İsveç halkı da Türk halkı gibi askerine her daim sahip çıkıyor görünüyor. İsveç halkının yüzde 63’nün zorunlu askerliğin kaldırılmasına karşı. Halkın sadece yüzde 28’i hükümetin profesyonel ordu kurmasını destekliyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Diğer yandan Savunma Bakanlığı ve Ordu yetkililerinin profesyonel orduya asker toplamak için işgali destekleyici ve ırkçı bir propaganda yürüttüğü belirtiliyor. Sokaklara asılan afişlerde Afganistan’a asker gönderilmesine karşı çıkanlar sivil halkın korunmasına ve barışa karşı olmakla suçlanmışlar. Reklam filmlerinde Afrika’ya gönderilen beyaz kadın ve erkek askerler siyah Somalili korsanlara karşı savaşıyorlarmış. İsveç, 2014 yılına kadar 50 bin askerden oluşan profesyonel bir ordu kurmayı planlıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Evet, bir yandan ilk duyulduğunda kulağa hoş geliyor zorunlu askerliğin kaldırılması ama bu anti-militarist bir tutumla yapılan bir eylem değil. İsveç'te tersine militarizm daha da derinleşiyor. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-6799812879483191924?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/6799812879483191924/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=6799812879483191924' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/6799812879483191924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/6799812879483191924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/07/isvec-de-zorunlu-askerligi-kaldiriyor.html' title='İSVEÇ ZORUNLU ASKERLİĞİ KALDIRIYOR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TEQigMz3F0I/AAAAAAAAAbc/pq2RQ9d9T0o/s72-c/isvec_profesyonel_ordu_2010.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-6622584029391117065</id><published>2010-07-19T02:45:00.000-07:00</published><updated>2010-07-19T02:48:18.250-07:00</updated><title type='text'>SANSÜRSÜZ İNTERNET İÇİN YÜRÜYÜŞ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TEQfNS29LqI/AAAAAAAAAbE/zUlRbtiMDDk/s1600/fft5_mf490629.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5495551758559948450" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 159px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TEQfNS29LqI/AAAAAAAAAbE/zUlRbtiMDDk/s320/fft5_mf490629.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İnternette sansür uygulanmaması için bir araya gelen, aralarında çeşitli internet grupları, sivil toplum kuruluşları, insiyatif ve oluşumların bulunduğu yaklaşık bin kişilik topluluk, “Sansürsüz internet“ pankartı altında Taksim'den Galatasaray'a yürüdü. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 1.500 kişilik yürüyüşe Taksim Meydanı'ndan başladı. Grup ellerinde “Özgürlüğümüze tıklamayın“, “Sansür seni gerçeklerden korur“, “Milli motor, ulusal arama &lt;a name="aspx1"&gt;motoru“, “Milli tüp devlet yayını“ dövizleri ile yürürken, Dolmabahçe-Piyalepaşa Tüneli'nin açılış törenine dikkat çeken bazı göstericiler ise, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a hitaben, “Tüneli açtın, youtoube’u da aç“ diye slogan attı. &lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Galatasaray Lisesi önünde ortak basın açıklamasını okuyan Deniz Kaynak şunları söyledi: “İnternet, hiyerarşisi olmayan, tam katılımcı bir demokrasi ütopyasının mümkün olabileceğinin müjdesidir. Bizler, internet kullanıcıları olarak, bilgi çağına uymayan hukuk kurallarını kabul etmiyoruz. Devlet kurumları tarafından son zamanlarda izlenen İnternet politikasının sansür olduğunu biliyoruz. Kendimizi özgürce ifade ettiğimiz platformlar bir bir kapatılıyor. 6 binden fazla web sitesi erişime engellenmişken ve bu sayı günden güne artarken artık susmayacağız. Temel hak ve özgürlüklerimize müdahale niteliğindeki uygulamalar karşısında sessiz kalmayacağız. Vatandaşların ifade özgürlüğü ve bilgi edinme hakkı engellenemez düsturuyla internette bir araya geldik. Çözümü şimdi sokakta arıyoruz. Yetkililerin geçtiğimiz ay içinde keyfi sansür uygulamaları ile kamuoyunu yanlış bilgilendirmesini ve Türk İnternet Sansür Sistemi’nin altyapısını oluşturan 5651 Sayılı Kanunu ve suç işleyenlerden ziyade tüm internet kullanıcılarını cezalandıran bu sistemi protesto etmek, vatandaşlara hukuka aykırı uygulamaları anlatmak ve gerçeklerle buluşmak için sokaktayız. Şimdi, kamuoyu huzurunda sansürsüz internet istiyoruz.“ &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-6622584029391117065?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/6622584029391117065/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=6622584029391117065' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/6622584029391117065'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/6622584029391117065'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/07/sansursuz-internet-icin-yuruyus.html' title='SANSÜRSÜZ İNTERNET İÇİN YÜRÜYÜŞ'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/TEQfNS29LqI/AAAAAAAAAbE/zUlRbtiMDDk/s72-c/fft5_mf490629.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-4064453305599914003</id><published>2010-05-24T06:44:00.001-07:00</published><updated>2010-05-24T06:45:34.451-07:00</updated><title type='text'>GELECEK YIL UMARIZ BURDA OLURSUN</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S_qC5uIwiNI/AAAAAAAAAa0/zyWV7zb_XVg/s1600/panahi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5474832225171179730" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 213px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S_qC5uIwiNI/AAAAAAAAAa0/zyWV7zb_XVg/s320/panahi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İranlı yönetmen Abbas Abbas Kiarostami’nin “Copie Conforme” filmiyle “ En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alan Fransız oyuncu Juliette Binoche, Cannes’ta ödül töreninde yaptığı konuşmada, İran rejimini hedef aldı. Binoche, Cafer Panahi yazılı döviz kaldırarak,” İran’da entelektüel ve aydınlar ciddi bir baskı altında. Cafer Panahi de, bunlardan bir tanesidir. Cafer Panahi’nin derhal serbest bırakılmasını istiyorum” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İran sinemasının önde gelen yönetmenlerinden biri olan Jafar Panahi'nin tutukluğu sürüyor. Herhangi bir somut suçlamada bulunulmayan Panahi'nin seçimlerde muhalefeti desteklediği, bu süreçle ilgili bir filme hazırlandığı ve Montreal'de jüri üyeliği yaparken muhalif partinin simgesi olan yeşil atkıyı boynundan eksik etmediği için tutuklandığı sanılıyor. Panahi, 1 Mart'tan bu yana Tahran'da tutuklu bulunuyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-4064453305599914003?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/4064453305599914003/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=4064453305599914003' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/4064453305599914003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/4064453305599914003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/05/gelecek-yil-umariz-burda-olursun.html' title='GELECEK YIL UMARIZ BURDA OLURSUN'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S_qC5uIwiNI/AAAAAAAAAa0/zyWV7zb_XVg/s72-c/panahi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-8129929969205400773</id><published>2010-04-27T06:08:00.000-07:00</published><updated>2010-04-27T06:17:55.359-07:00</updated><title type='text'>SUSMA SUSTUKÇA ASİT YAĞMURLARI YAĞACAK</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S9bjVorm1LI/AAAAAAAAAas/zGNprUGIPOI/s1600/P4242839.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5464805158697751730" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S9bjVorm1LI/AAAAAAAAAas/zGNprUGIPOI/s320/P4242839.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S9bjVH5JIkI/AAAAAAAAAak/QV8zwMV1BKU/s1600/P4242838.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5464805149896155714" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S9bjVH5JIkI/AAAAAAAAAak/QV8zwMV1BKU/s320/P4242838.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S9bjU9VZRdI/AAAAAAAAAac/Zz7rPZVQ0rA/s1600/P4242837.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5464805147061863890" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S9bjU9VZRdI/AAAAAAAAAac/Zz7rPZVQ0rA/s320/P4242837.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Doğayı ve yaşamı savunanlar bu Pazar günü, Sinop’ta, Mersin’de ve Kadıköy’de meydanlarda buluştu. Kadıköy’deki mitingden birkaç fotoyu aşağıda paylaşıyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gerçekten keyifli, renkli, ve şenlikli bir eylem oldu. HES’lerin ve nükleerin tehditi altında olan bölgelerden gelen vatandaşların ve eylemcilerin varlığı da eylemi daha etkili kıldı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Peki neye ve niye karşıyız?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Karadeniz'in el değmemiş vadileri, Ege ve Akdeniz'in dere ve çayları, Türkiye'nin her yerindeki akarsular, doğayı yok etme pahasına kâr peşinde koşanların saldırısı altında. Sadece Doğu Karadeniz’de 750'ye varan HES projesiyle, enerji bahanesiyle sularımızın kullanım hakkı şirketlere devrediliyor, sular tünellere hapsediliyor, yatağında akan su bırakılmıyor, Artvin, Rize, Trabzon, HESlerin, maden ve taş ocaklarının, yayla yollarının çok yönlü saldırısı altında: Dünyanın en nadide yağmur ormanları, doğal eski ormanları, akarsu vadileri tarümar ediliyor, üstelik bir de enerji nakil hatlarının yayacağı radyasyonla adeta her vadi bir Çernobil’e dönüştürülüyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çoruh’tan Senoz Vadisi’ne, Yuvarlakçay’dan Fındıklı'ya, Görele'den Alakır'a , Loç Vadisi'ne kadar Karadeniz, Ege ve Akdeniz'de derelerinin kurutulmasına, vadilerin yok edilmesine, HES inşaatları için ağaçların kesilip ormanların tahrip edilmesine karşı yöre insanları direniyor. Barajlar sadece akarsuları ortadan kaldırıp vadileri yok etmekle kalmıyor, insanları yerinden yurdundan ediyor ve tarihi mirası sulara gömüp ortadan kaldırıyor. Aynı zamanda milli park olan MUNZUR vadisini yok edecek sekiz baraj projesi Dersim halkının yıllardır süren mücadelesine rağmen devam ediyor. Yüzyılların mirası Küre Dağları Milli Parkı içinde akan Devrekani Çayı üzerine altı adet baraj projesi monte edilmeye çalışılıyor ve dünyanın ikinci büyük kanyonu olan Valla Kanyonu da HES'lerle tehdit ediliyor. ALLİANOİ'yi kurtarmak için yapılan girişimler dikkate alınmıyor ve Bergama'da yapılan Yortanlı barajı Allianoi antik kentini sular altında bırakmak için gün sayıyor. Tarihin en önemli tanıklarından HASANKEYF antik kentini sonsuza kadar baraj sularına gömecek olan Ilısu barajı bütün dünyaya mal olan dirençli mücadelelere rağmen sürdürülüyor. Termik santraller sadece iklim değişikliğini geri dönüşsüz noktaya yaklaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda bacasından çıkan zehirli dumanlarla çevresinde yaşayan insanlarda ciddi hastalıklara yol açıyor, ormanları ve tarım alanlarını tahrip ediyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Buna rağmen hükümet 50'yi aşkın yeni kömürlü termik santral projesiyle Gerze'den Bartın, Erzin, Yalova, Çanakkale'ye kadar Türkiye'nin her yerinde hem halkın sağlığını, hem doğayı, hem de yeryüzünün geleceğini tehlikeye atmaya devam ediyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Doğaya ve yaşama sahip çıkmak için kömüre hayır diyoruz. Yaşama kasteden projeler enerji yatırımlarıyla da sınırlı değil. Bergama, Eşme, Havran, Ulukışla gibi yerlerde altın madenleri, İstanbul'da üçüncü köprü, yeni otoyollar, taşocakları, çimento fabrikaları, golf sahaları gibi ormanlara, sulak alanlara, tarım alanlarına ve insan yerleşimlerine zarar veren, kentsel dönüşüm adı altında insanları yaşadıkları yerden koparan bütün yanlış projelere karşı Türkiye'nin her yerinde protestolar ve kampanyalar yükseliyor.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-8129929969205400773?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/8129929969205400773/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=8129929969205400773' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8129929969205400773'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8129929969205400773'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/04/susma-sustukca-asit-yagmurlari-yagacak.html' title='SUSMA SUSTUKÇA ASİT YAĞMURLARI YAĞACAK'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S9bjVorm1LI/AAAAAAAAAas/zGNprUGIPOI/s72-c/P4242839.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-5864909471546619702</id><published>2010-04-27T05:33:00.000-07:00</published><updated>2010-04-27T05:39:45.277-07:00</updated><title type='text'>SİZE SARILMAYA GELDİM EFENDİM</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S9ba2H97iHI/AAAAAAAAAaU/5rt-iYuSAbc/s1600/kosmoss.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5464795821247268978" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 222px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S9ba2H97iHI/AAAAAAAAAaU/5rt-iYuSAbc/s320/kosmoss.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Reha Erdem'in Antalya’da Altın Portakal'dan ödüllerle dönen filmi Kosmos'un gösterime girmesi uzun süredir bekleniyordu. Geçen hafta filmi görme şansımız oldu sonunda. Gerçekten Türkiye sinemasında şimdiye kadar yapılmış en ilginç, kendine özgü, tuhaf, tuhaf olduğu kadar üstüne düşündüren, gerçek anlamda düşündüren, alabildiğine de derinlikli bir filmle karşılaştık.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İlk sahnelerde insan sanki bir Tarkovski filmini izliyor gibi oluyor Kosmos’da. Hem Kars’ın doğal ortamı insanı böyle hissetmeye sevkeden, hem de filmin durağan ama şiirsel ve hüzünlü görüntüleri. Sonradan ise gerçekten çok farklı bir filmle ve anlatım diliyle karşı karşıya olduğumuzu farkediyoruz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Filmde iki tema var esasında öne çıkan, birincisi ait olmamak. Filmin ana kahramanı durumunda Kosmos da insana her hareketi ve sözüyle buralara ait olmadığını hissettiriyor. Ve ikinci öne çıkan öğe ise sınırda olmak.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Film boyunca Kosmos yoksa bir mesih mi, İsa’nın hayatına çeşitli göndermeler mi var diye düşünülüyor. Evet Erdem, filmde kutsal kitaplardan bazı cümleler kullanmış, kutsal metinlerden alıntılar yapmış. Ama Erdem’in anlatmak istediği ve derdi çok başka şeyler esasında.&lt;br /&gt;Kosmos, başka bir boyuttan karlar altındaki bir sınır şehrine geliyor. Şehirde kimileri sınırların açılıp ticaretin gelişmesini istiyor. Kimileri ise buna karşı mücadele ediyor. Yabancıları sevmediklerini açıkça belli ediyorlar. Şehir ahalisi, bu konuda çift taraflı propoganda içinde kalıyor. Şehirde sürekli top-tüfek sesleri duyuluyor bir yandan. Sanki o bahsedilen sınırda bir savaş yaşanıyor. Kosmos şehir ahalisine başta garip gelse de hareketleriyle, sonra bilgeliği, ettiği derinlikli sözler ve mucizeleriyle garipsenmeyen birisi haline geliyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kosmos çalışmayı reddediyor. Hırsızlık yapıyor ama kendi için değil, başkalarına yardım etmek için. Kosmos, aşkı Neptün’de buluyor. Kosmos ve Neptün filmde birbiriyle çok az konuşuyor. Adeta iki kuş gibi anlaşıyorlar. Doğa sanki aralarında bir iletişim kurmuş gibi. Kosmos’un aşk yaşadığı Neptün’ün babasısının çalıştığı mezbahadaki hayvanların katledilme görüntüleri film boyunca tekrarlanıyor. Bu görüntülerde insanlığın kurduğu düzen var. Savaşan, birbirine zarar veren, mutsuz, diğer canlılara da zarar veren insanlar. Ama Kosmos’un yaraları iyileştirme gücü var. Bu onu hem bir kahraman yapıyor, hem de korkulan birisi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Filmde iki sahne var, benim özellikle aklımda kalan, daha doğrusu iki cümle. Birincisi Kosmos’un başka bir şehirden Kars’a gelince boşluğa düşen orta yaşı öğretmene dediği ‘Size sarılmaya geldim, efendim’. İkincisi ise aşkla ilgili söylenen şu cümle: Aşk: “Sol eli başımın altında olsun, sağ da beni kucaklasın.”&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle üstünde düşünmeye değer bir film Kosmos. Belki bir defa seyretmek yetmeyecek, defalarca seyredilmesi gereken bir film. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-5864909471546619702?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/5864909471546619702/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=5864909471546619702' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/5864909471546619702'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/5864909471546619702'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/04/size-sarilmaya-geldim-efendim.html' title='SİZE SARILMAYA GELDİM EFENDİM'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S9ba2H97iHI/AAAAAAAAAaU/5rt-iYuSAbc/s72-c/kosmoss.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-8487621267599656391</id><published>2010-04-26T07:29:00.000-07:00</published><updated>2010-04-26T07:31:14.870-07:00</updated><title type='text'>SİNOP NÜKLEER İSTEMİYOR</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S9WjW5xou5I/AAAAAAAAAaE/wIRV0JVLfYY/s1600/sinop-kale-pankart.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5464453336745425810" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 294px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S9WjW5xou5I/AAAAAAAAAaE/wIRV0JVLfYY/s320/sinop-kale-pankart.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çernobil Felaketi’nin yıldönümünde, Greenpeace eylemcileri, Sinop halkının hükümetin nükleer santral planlarına karşı başlattığı ‘siyah bayrak’ eylemine destek vermek için Sinop Kalesi’ne üzerinde ‘Sinop Nükleer İstemiyor!’ yazılı büyük bir pankart astı. Pankartın açılmasından sonra eylemciler ifadeleri alınmak üzere emniyet müdürlüğüne götürüldüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çernobil Felaketi’nden ciddi şekilde etkilenen ve etkilenmeye devam eden Karadeniz ve Sinop halkı nükleer enerji karşıtı mücadelelerine yıllardır devam ediyor. Şehirde pek çok işyeri, ev ve balıkçı teknesinin “Sinop Nükleer İstemiyor!” yazılı bayraklar asarak, tepkilerini ortaya koymalarına rağmen, hükümet yerel ve ulusal düzeydeki bu tepkileri dinlemekten uzak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çernobil’in faturası: 358 Milyar Euro oldu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çernobil Felaketi sırasında 600,000 kişi ciddi miktarda radyasyona maruz kaldı. Bu felaketten kaynaklanan ölümlerin 90,000’i bulması beklenirken, etkileri kuşaklar boyunca devam etti. Maddi boyutunda ise Çernobil felaketi yaklaşık olarak 358 milyar Euro’ya mal oldu. Bugün bir hayalet şehir olan Priyapat’ın da dahil olduğu çok büyük bir bölge kullanılamaz hale geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-8487621267599656391?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/8487621267599656391/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=8487621267599656391' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8487621267599656391'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8487621267599656391'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/04/sinop-nukleer-istemiyor.html' title='SİNOP NÜKLEER İSTEMİYOR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S9WjW5xou5I/AAAAAAAAAaE/wIRV0JVLfYY/s72-c/sinop-kale-pankart.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-8733312593477078821</id><published>2010-04-26T07:04:00.000-07:00</published><updated>2010-04-26T07:07:41.275-07:00</updated><title type='text'>BU ACI, YAS VE TRAVMA ESASINDA HEPİMİZİN</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S9WdsYfR7yI/AAAAAAAAAZ8/6_ZhH_UPf2Q/s1600/24_nisan_anma_ermeni_soykirim.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5464447108697419554" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 218px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S9WdsYfR7yI/AAAAAAAAAZ8/6_ZhH_UPf2Q/s320/24_nisan_anma_ermeni_soykirim.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1915’te, nüfusumuz henüz 13 milyondu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu topraklarda 1,5–2 milyon Ermeni yaşıyordu. Trakya’da, Ege’de, Adana’da, Malatya’da, Van’da, Kars’ta… Samatya’da, Şişli’de, Adalar’da, Galata’da…&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mahalle bakkalımız, terzimiz, kuyumcumuz, marangozumuz, kunduracımız, yan tarladaki rençberimiz, değirmencimiz, sınıf arkadaşımız, öğretmenimiz, subayımız, emir erimiz, milletvekilimiz, tarihçimiz, bestekârımız… Arkadaşlarımızdılar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kapı komşularımız, dert ortaklarımızdılar. Trakya’da, Ege’de, Adana’da, Malatya’da, Van’da, Kars’ta… Samatya’da, Şişli’de, Adalar’da, Galata’da…&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;24 Nisan 1915’te “gönderilmeye” başlandılar. Onları kaybettik. Artık yoklar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çok büyük çoğunluğu aramızda yok. Mezarları bile yok. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;“Büyük Felaket”in vicdanlarımıza yüklediği “Büyük Acı” ise olanca ağırlığıyla VAR. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;95 yıldır büyüyor.Bu “Büyük Acı”yı yüreğinde hisseden bütün Türkiyeliler bu hafta sonu 1915 kurbanlarının anısı önünde saygıyla eğildi. Siyahlar içinde, sessizce. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve şöyle dediler, tüm saldırılara rağmen, tüm masumiyetleriyle &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Bu acı bizim acımız, Bu yas hepimizin"&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-8733312593477078821?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/8733312593477078821/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=8733312593477078821' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8733312593477078821'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8733312593477078821'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/04/bu-aci-yas-ve-travma-esasinda-hepimizin.html' title='BU ACI, YAS VE TRAVMA ESASINDA HEPİMİZİN'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S9WdsYfR7yI/AAAAAAAAAZ8/6_ZhH_UPf2Q/s72-c/24_nisan_anma_ermeni_soykirim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-988611384763678724</id><published>2010-01-15T07:07:00.000-08:00</published><updated>2010-01-15T07:08:11.107-08:00</updated><title type='text'>ROLEX’İ OLMAYANLAR SOL CEPHE’YE</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S1CEtUtWznI/AAAAAAAAAZs/U2yzTJjtT78/s1600-h/sarkozy-rolex.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5426983465169374834" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 250px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S1CEtUtWznI/AAAAAAAAAZs/U2yzTJjtT78/s320/sarkozy-rolex.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransa solu 14-21 Mart tarihleri arasında yapılacak yerel seçimler için biraraya geliyor. Birçok sol parti ve grubun katılımıyla oluşturulan ‘Sol Cephe’nin katılımcıları arasında Fransa Komünist Partisi (PCF), Sol Parti (Parti de Gauche) ve Sol İnsiyatif (Gauche Unitaire) önemli bir gücü temsil ediyor. Cephe’nin diğer katılımcıları arasında ise “Alternatifler”, “Fransız İşçilerinin Komünist Partisi” ve “Halk Eğitimi Siyasi Hareketi” gibi partiler bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftalar boyu süren uzun tartışma ve görüşmelerin ardından Sol Cephe’nin ilanını PCF Genel Sekreteri Marie-George Buffet, Sol Parti lideri Jean-Luc Mélenchon ve Sol İnsiyatif sözcüsü Christian Piquet yaklaşık dört bin delegenin önünde açıkladı geçtiğimiz günlerde. Fransız Komünist Partisi Genel Sekreteri Marie-George Buffet, Fransa Devlet Başkanı Sarkozy’nin Rolex marka saat koleksiyonculuğuna göndermede bulunarak, “Rolex’i olmayan herkesin” Sol Cephe’ye oy vermeye çağırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransa’da solun diğer iki büyük grubu Sosyalist Parti (PS) ile NPA (Nouveau Parti Anticapitaliste Yeni Anti-Kapitalist Parti) ise Sol Cephe’de yer almıyor. Sosyalist Parti (PS), Yeni Anti-Kapitalist Parti (NPA) ile LO (Lutte Ouvriere, İşçi Mücadelesi) ayrı ayrı kendi listelerini oluşturacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-988611384763678724?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/988611384763678724/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=988611384763678724' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/988611384763678724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/988611384763678724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/01/rolexi-olmayanlar-sol-cepheye.html' title='ROLEX’İ OLMAYANLAR SOL CEPHE’YE'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S1CEtUtWznI/AAAAAAAAAZs/U2yzTJjtT78/s72-c/sarkozy-rolex.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-6795284766081380931</id><published>2010-01-12T04:18:00.000-08:00</published><updated>2010-01-12T04:20:23.906-08:00</updated><title type='text'>KATİL(LER)İ TANIYORUZ; ADALET İSTİYORUZ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S0xo-GrxOAI/AAAAAAAAAZk/hR_j9EgR63s/s1600-h/katiliTaniyoruz1_large.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5425827067229976578" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 227px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S0xo-GrxOAI/AAAAAAAAAZk/hR_j9EgR63s/s320/katiliTaniyoruz1_large.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S0xotU9alrI/AAAAAAAAAZc/dpHTSenPraI/s1600-h/bildiri-butun.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5425826779004311218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 291px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S0xotU9alrI/AAAAAAAAAZc/dpHTSenPraI/s320/bildiri-butun.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-6795284766081380931?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/6795284766081380931/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=6795284766081380931' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/6795284766081380931'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/6795284766081380931'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/01/katilleri-taniyoruz-adalet-istiyoruz.html' title='KATİL(LER)İ TANIYORUZ; ADALET İSTİYORUZ'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S0xo-GrxOAI/AAAAAAAAAZk/hR_j9EgR63s/s72-c/katiliTaniyoruz1_large.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-1667131012328308157</id><published>2010-01-05T07:32:00.001-08:00</published><updated>2010-01-05T07:43:33.698-08:00</updated><title type='text'>2009'UN EN İYİ ALBÜMLERİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S0NdJZvzdmI/AAAAAAAAAZU/ybbRHc32DgE/s1600-h/aydilge.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423280792395806306" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S0NdJZvzdmI/AAAAAAAAAZU/ybbRHc32DgE/s320/aydilge.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S0NdBAt3jvI/AAAAAAAAAZM/F6SSyDGR5RE/s1600-h/The-Astounding-Eyes-of-Rita.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 317px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423280648237846258" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S0NdBAt3jvI/AAAAAAAAAZM/F6SSyDGR5RE/s320/The-Astounding-Eyes-of-Rita.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S0NdA4LiTDI/AAAAAAAAAZE/QPdb2zWwDHg/s1600-h/duman2.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423280645946362930" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S0NdA4LiTDI/AAAAAAAAAZE/QPdb2zWwDHg/s320/duman2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Yeni yılın ilk aylarında geçen yıla dair en iyi albümler listesi yapmak adettendir. İşte bunlar da benim için geçen yılın en iyi albümleri (Yüzde 80’i kişisel beğenimlerim ve tüm yıl hayatıma eşlik eden albümlerin ağırlığından oluşan bir liste tabii bu)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;DÜNYADAN&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;1&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Bob Dylan&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Together Through Time&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;2&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Anouar Brahem &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;The Astounding Eyes of Rita&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;3&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Simple Minds&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Grafiti Soul&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;4&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Cribs&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Ignore The Ignorant&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;5&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Editors&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;In This Light and on This Evening&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;6&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Bruce Springsteen&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Working On a Dream&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;7&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Mark Knopfler&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Get Lucky&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Muse&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;The Resistance Real Proper&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;9&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;U2&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;No Line On The Horizon&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;10&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Kings of Conveince&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Declaration of Dependence&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;TÜRKİYEDEN&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;1 &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Göksel&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Mektubumu Buldun Mu&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;2&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Duman - Duman I &amp;amp; II&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;3 &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Bandista - De Te Fabula Narratur&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;4&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Aydilge - Sobe&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;5&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Redd&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;21&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;6&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Fairuz Derin Bulut&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Arabesk&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;7&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Nil Karaibrahimgil&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Nil Kıyısında&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Birsen Tezer – Cihan&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;9&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Bulutsuzluk Özlemi - Zamska&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;10&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Bajar&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;Nez Be (Yaklaş)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-1667131012328308157?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/1667131012328308157/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=1667131012328308157' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1667131012328308157'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1667131012328308157'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2010/01/2009un-en-iyi-albumleri.html' title='2009&apos;UN EN İYİ ALBÜMLERİ'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/S0NdJZvzdmI/AAAAAAAAAZU/ybbRHc32DgE/s72-c/aydilge.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-3679904008804000011</id><published>2009-12-18T00:29:00.001-08:00</published><updated>2009-12-18T00:31:47.501-08:00</updated><title type='text'>HER LİNÇ İLE İNSANLIK BİRAZ DAHA ÖLÜYOR</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sys9jJu8vTI/AAAAAAAAAYs/IHSUoBYQZLg/s1600-h/00009834.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5416490650960706866" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 280px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sys9jJu8vTI/AAAAAAAAAYs/IHSUoBYQZLg/s320/00009834.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sys9jQfRTvI/AAAAAAAAAY0/CITFP3gol8E/s1600-h/linc.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5416490652773994226" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sys9jQfRTvI/AAAAAAAAAY0/CITFP3gol8E/s320/linc.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Guatemala’da geçtiğimiz günlerde yaşanan linç olayını herkesin kanını dondurdu. Bir kadın hırsızlık yaptı diye önce çırılçıplak soyuldu sonra ise üstüne benzin döküp yakılmak istendi.&lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyeti tarihi de linç olaylarıyla dolu benzer. Özellikle son yıllarda Kürtler, solcular ve eşçinseller üzerinde linç bir yıldırma aracı olarak kullanılıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Linç, hiç bir adil yargılama olmadan insanları cezalandırma yöntemi. Ve de öldürücü bir ceza yöntemi. Sadece şeriat yönetiminlerinde değil en modern görünen rejimlerde bile görünen, insanlığın bittiği nokta. İnsanın kendini hukuğun yerine ve de üstüne koyması.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;DTP’lilere ve bazı solcu gruplara karşı son yıllarda birçok kez linç girişiminde bulunuldu. Bugün de Oral Çalışlar Radikal’deki köşesinde son yıllarda yaşanan linç olaylarıyla ilgili şu bilgi dökümünü vermiş, aynen aktarıyorum:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- İzmir Seferihisar’e bağlı Ürkmez’i, dört yıl önce yangın yerine çeviren gerilimin sebebi basit bir park yeri kavgasıydı. Hatalı park eden araçtan biri Diyarbakır plakalı, araçtan çıkıp jandarma trafik eriyle tartışanlar Diyarbakırlı olunca, önce ‘PKK’lılar asker dövdü’ söylentisi yayıldı, ardından bütün belde 5 kişinin üzerine çullandı. Beş kişi, “Biz Kürt bile değiliz. Arapız” demelerine rağmen, linçten kurtulamadıkları gibi tutuklandılar da. Adliye binası önünde ve cezaevine götürülürken bir grup saldırgan onları linç etmeye kalkıştı. Kamera görüntülerine ve tanıklara rağmen linççilerden sadece bir kişi yargılandı, o da beraat etti. O beş mağdurun yargılandığı dava birkaç ay önce bitti. Mağdurların ikisi memura direnmekten mahkum oldu, üçü ise beraat etti. Tazminat isteme ya da AİHM’ye başvurma yönünde bir girişimde de bulunmadılar. Çünkü hala korkuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 6 Nisan 2005: Trabzon’da bildiri dağıtan TAYAD’lılar linç edilmek istendi.&lt;br /&gt;- 12 Nisan: Sakarya’da, TAYAD’lılara yapılan saldırıları protesto için bildiri dağıtan beş genç, yüzlerce kişi tarafından linç edilmek istendi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- 6 Eylül: Gemlik’te yapılması planlanan mitinge katılmak için Güneydoğu’dan yola çıkan otobüsler Bozüyük’te saldırıya uğradı, otobüslerdekiler yakılmak istendi, yüzlerce kişi yaralandı. - 25 Şubat 2006: İzmit’te bayrağı tekmelediği iddia edilen bir genç linç etmeye kalkışıldı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- 8 Nisan: Isparta’da bildiri dağıtan gençlere PKK’lı oldukları iddiasıyla saldırıldı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- 21 Mayıs: İzmir Kemalpaşa’da çıkan olaylar yüzünden 100 Kürt ilçeyi terk etmek zorunda kaldı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- 29 Ağustos: Konya Bozkır’da bir Kürt işçi linç girişiminden son anda kurtarıldı, 25’i ilçe dışına çıkarıldı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- 7 Eylül: Sakarya Akyazı’da fındık işçileri ‘Terörist Kürtler’ diye saldırıya uğradı. Gözaltına alınan, işçiler oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- 5 Haziran 2007: Sakarya’da Ahmet Kaya tişörtü giyen iki işçi yüzlerce kişi tarafından linç edilmek istendi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- 30 Aralık: Sakarya’da PKK’lı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 20 kişi muayene için götürüldükleri Erenler Sağlık Ocağı’nda linç edilmek istendi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- 27 Nisan: Sakarya’da ‘Barış ve Kardeşlik Şöleni’ düzenleyen DTP’lilere saldırıldı, salonda bir kişi kalp krizi geçirerek öldü. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- 3 Eylül: Mersin Tepeköy’de şeftali toplamaya giden çoğu kadın 150 Kürt işçi, saldırıya uğradı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- 1 Ekim: Balıkesir’in Altınova beldesinde gençlerin sataşmasıyla başlayan ve iki kişinin ölümüyle sonuçlanan kavganın ardından beldedeki Kürtlerin evleri ve işyerleri taşlandı, arabaları yakıldı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- 19 Mayıs 2009: Sakarya Akyazı’da fındık işçilerine yönelik saldırıda bir işçi öldürüldü, ikisi ağır yaralandı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- 15 Ekim: Sakarya Arifiye’de dolmuşta telefonda Kürtçe konuşan Halis Çelik, ‘Burası Türkiye Kürtçe konuşamazsın’ diye linç edilmek istendi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- 13 Kasım: Tekirdağ Hayrabolu’da Kürtçe konuştukları için saldırıya uğrayan işçilerden ikisi ağır, altısı yaralandı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;- 22 Kasım: İzmir’de DTP konvoyuna yapılan saldırıda 20 kişi yaralandı. - 26 Kasım: Çanakkale Bayramiç’te 2 bin 500 kişi Kürtlere saldırdı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;En acısı da bu olaylara dahil olan linççilerin çok çok büyük bir bölümünün sorgulanmaması, tutuklanmaması ve yargılanmaması, ceza almamaları. Devlet de linçcileri koruyup kolluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu coğrafyada linç bir kültür ne yazık ki, tarihsel kökleri de olan bir kültür(süzlük). Her linç olayında insanlık biraz da ölüyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-3679904008804000011?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/3679904008804000011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=3679904008804000011' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/3679904008804000011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/3679904008804000011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/12/her-linc-ile-insanlik-biraz-daha-oluyor.html' title='HER LİNÇ İLE İNSANLIK BİRAZ DAHA ÖLÜYOR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sys9jJu8vTI/AAAAAAAAAYs/IHSUoBYQZLg/s72-c/00009834.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-2322781666092724244</id><published>2009-11-25T07:05:00.000-08:00</published><updated>2009-11-25T07:11:40.981-08:00</updated><title type='text'>MODERN VE UYGAR KENTİN HAVADA UÇUŞAN KALDIRIM TAŞLARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sw1JIIqhV1I/AAAAAAAAAYk/dZrC4C6PkqQ/s1600/fft5_mf296741.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408059131655444306" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 215px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sw1JIIqhV1I/AAAAAAAAAYk/dZrC4C6PkqQ/s320/fft5_mf296741.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İzmir’e yılın herhangi bir anında gittiğinizde ilk göze çarpan şey her mevsim her ay her gün şehrin her yerinde bayrakların asılı olduğudur. Adeta her günü 23 Nisan veya 29 Ekim gibi yaşar İzmir. Evet, kimsenin bayrak asmasına edecek lafımız yok, isteyen asar, isteyen asmaz. Ama bunu yılın her günü yapmak çok farklı ve üstünde durulması gereken bir ruh haline işaret ediyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İzmir’de Demokratik Toplum Partisi'nin konvoyuna yapılan saldırı çok düşündürücüydü, hem bu ülkenin hem de bu kentin geleceği adına. Evet DTP’nin de mutlaka hataları var, gerilla kıyafetli çocuklarla açık açık militarizm gösterisi yaptı DTP. Halbuki tam tersi barışın dili ve barışın kıyafetleri konuşulmalıydı. Ama barışın dilini konuşsa bile, bir düşünün buna İzmir’de izin verilir miydi?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İzmir'deki çok uzun süredir bir milliyetçi, ulusalcı ve ırkçı gerginlik var. Özellikle yaratılmış bir gerginlik bu. İzmir çok uzun zamandır adeta Trabzon’daki gibi gerginliğin her an büyük ve tehlikeli bir patlamaya teğet geçtiği bir şehir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tüm ülkelerde ve tüm büyük şehirlerde faşizm ve ırkçılık nasıl arttıysa İzmir’de de yıllar içinde aynı süreç yaşandı. Şehirde özellikle varoşlara Doğu’dan göç alındı. Orta sınıfın iyiden iyiye egemen olduğu bir şehirde evet alt düzey işleri yapacaklar Kürtler olacaktı tabii ki, orta sınıf ucuz işçi Kürtlere muhtaçtı, nasıl zamanında Almanlar Türkiye’den gelen ucuz işgücüne zorunluysa. Ve Kürtler İzmirlinin modern diye tanımladığı yaşam tarzına uyum sağlayamadı. Orta sınıf İzmirli korktu Kürtlerden. Yoksa hayat tarzını artık yaşayamayacak mıydı. Korku, her zamanki gibi ırkçılık ve faşizmi besledi. Ulusalcı faşizm, milliyetçi ve ırkçı örgütler, partiler, bu korkuyu ustaca kullandı. “Evinize Kürt temizlikçi almayın”, “Kürtlerden alışveriş yapmayın”..vb gibi çağrılar yapıldı ve cevap buldu. İzmir içinde adeta iç düşman gibi görülmeye başlandı Kürtler. MHP’nin en güçlü tabanının olduğu ve en fazla oy aldığı şehirlerden birinin İzmir olması bir tesadüf mü, ya da şovenist parti Genç Parti’nin büyük oranda oy alması.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;DTP'lilere taş atanlar için küçük bir ülkücü gruptu deniyor ama görüntüler bunu yalanlanıyor. Sloganlara, atılan taşlara o gruplarla ilgisi olmayan birçok vatandaş katılıyor. Ortaçağda cadılara gösterilen haçlar gibi DTP’lilere karşı bayrak gösteriliyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İzmir, Türkiye’nin geri kalanından farklı bir yer değil, İzmir de herşeyiyle tam da bir Türkiye kenti. İzmir şu anda orta sınıf faşizminin en yaygın olduğu kent. Kadınların başının açık olması ve rahat bir yaşam tarzına sahip olması bir kenti uygar ve modern yapmaz. Bir kenti uygar yapan, modern yapan kozmopolitliği, farklılıklarla birlikte zenginlikleri yaşamasıdır. Bir kent eğer o kent içinde demokrasi da hüküm sürüyorsa moderndir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İzmir, hızla bir Maraş, bir Çorum, bir Sivas olma yolunda ilerliyor. İzmir’de çok üzücü olaylar yaşanmadan bir an önce önlemler alınmalı. Bu ülkenin bir Maraş, Çorum veya Sivas faciası daha yaşamaya, yaşatılmaya, aynı oyunlara gelmeye hakkı yok.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-2322781666092724244?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/2322781666092724244/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=2322781666092724244' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/2322781666092724244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/2322781666092724244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/11/modern-ve-uygar-kentin-havada-ucusan.html' title='MODERN VE UYGAR KENTİN HAVADA UÇUŞAN KALDIRIM TAŞLARI'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sw1JIIqhV1I/AAAAAAAAAYk/dZrC4C6PkqQ/s72-c/fft5_mf296741.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-1242122360525050898</id><published>2009-11-19T07:26:00.001-08:00</published><updated>2009-11-19T07:30:40.217-08:00</updated><title type='text'>ONUR ÖYMEN’E TEŞEKKÜRÜ BİR BORÇ BİLİRİZ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SwVj0Im8OkI/AAAAAAAAAYc/-FPxglQl5Yk/s1600/oymen.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5405836675043310146" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 241px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SwVj0Im8OkI/AAAAAAAAAYc/-FPxglQl5Yk/s320/oymen.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Onur Öymen, 1966-1968 yılları arasında NATO Dairesi’nde İkinci katiplik görevini yaptı. 1968’de Avrupa Konseyi Daimi Temsilciliği’nde İkinci katiplik, daha sonra da başkatiplik, Ankara’da Siyaset Planlama ve Avrupa Konseyi, daha sonra da Kıbrıs Dairelerinde Şube Müdürlüğü yaptıktan sonra 1974 yılında Lefkoşa Büyükelçiliği Müsteşarı ve 1997’de NATO Daimi Temsilciliği görevinde bulundu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yazıma Öymen ile ilgili bu bilgileri paylaşarak başladım ve NATO’nun altını özellikle çizdim ki, baştan sorgulanılsın günümüzde milliyetçilik, bağımsızlık, ulusalcılık gibi sözcükleri ağzından düşürmeyen Öymen’in tam bağımsızlık, antiemperyalizm gibi ilkelere sıkı sıkıya bağlı görüntüsü birazcık olsun sorgulansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evet Öymen sakin konuşan, eğitimli, bir sürü yabancı dil bilen, Galatasaray Lisesi mezunu bir kişilik. Tam da Kemalist rejimin istediği tarz bir vitrin adamı. Geniş kitleleri aynı Bekir Çoşkun örneğinde olduğu gibi insansı yönüyle, güzel sevgi dolu yüzüyle, eğitimiyle etkileyecek bir figür. Ama tarih bize acı şekilde öğretti ki, birçok ülkede birçok faşist eğilimli politikacılar ve yazarlar da gayet nazik görüntülü insanlardı. Eğitimli ve birikimlilerdi. Ama o güzel yüzlerdeki ağızlardan insanlığa yakışmayacak sözler sarfedildi, akıl almaz yöntemler savunuldu. Aynı şekilde Öymen’in kutsal devletin bekası için; kadın, çocuk, yaşlı, genç demeden insanların katledilmesini doğru bir şeymiş gibi ve de üstelik günümüz için de bir çözüm gibi göstermesi gibi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Onur Öymen o talihsiz konuşmayı Meclis’te yaptığından beri ben Onur Öymen’e çok minnettar hissediyorum kendini, bu ülkenin gelecekteki demokrasisi için kaygılanan bir demokrat olarak. Dersim katliamını bir yöntem olarak öven ve öneren sözleri Öymen’in, bu ülkede hep halı altına süpürülmüş, Alevilerce bile görmezden gelinmiş bir katliamı tartışmaya açtı. Adı Tunceli diye değiştirilen bir bölgenin tarihini, acılarını yansıttı. Hem kendini hem partisini çıplak bir biçimde gösterdi herkese, zihniyetini deşifre etti tüm samimiliğiyle. Yalansız dolansız. Bizi Onur Öymen ve CHP hakikatiyle tekrar yüzyüze getirdi. Çünkü Öymen, anlık bir sinirle konuşmuyordu. Söyledikleri bilinçliydi. Ne düşünüyorsa ve istiyorsa ve düşlüyorsa onu söylüyordu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Terörle mücadele adına bugüne kadar uygulanmadık hukuksal ve hukuk dışı bir yöntem kalmamışken, oluşan her barış ortamında tek çözümün silahta olduğunu düşünen zihniyetin fütursuzca dışavurumuydu bu. Öymen’in Meclis konuşması, Türkiye’nin kirli geçmişiyle ilişkisi açısından çok önemlidir. Ve de bu geçmişle hesaplaşması gereken kesimlerin başında gelen Alevilerin de artık bazı şeyleri farketmesi için. Tarihi çarpıtmak üzerine kurulu resmi politikaların sorgulanmasının yolunu açacaktır bu. Geçmişte yapılanların bugün de yapılabileceğinin kanıtını tüm topluma sunmuştur kendi ağzıyla Öymen.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Öymen, tercihini saklamıyor. Onu bu kadar samimi olabildiği için kutlarız. Günümüzde kaç politikacıda bu dürüstlük var ki. Beyefendi erkeklerin de, başı açık kadınların da sadece görüntüleri veya naziklikleriyle değerlendirilemeyeceğini göstermiştir Öymen. Öymen, hiç farkında olmadan ve de hiç istemeden bir tabunun yıkılması yolunda ilk kıvılcımı yakmıştır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkenin demokrasisinin geleceği için ona gönülden minnettarız. Teşekkürler Onur Öymen. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-1242122360525050898?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/1242122360525050898/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=1242122360525050898' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1242122360525050898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1242122360525050898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/11/onur-oymene-tesekkuru-bir-borc-biliriz.html' title='ONUR ÖYMEN’E TEŞEKKÜRÜ BİR BORÇ BİLİRİZ'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SwVj0Im8OkI/AAAAAAAAAYc/-FPxglQl5Yk/s72-c/oymen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-5328052544909125867</id><published>2009-10-31T14:28:00.000-07:00</published><updated>2009-10-31T14:47:08.916-07:00</updated><title type='text'>KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ ZAP ÜSTÜNDE YENİDEN KURULUYOR</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Suyuks_oA7I/AAAAAAAAAYU/7l90Ovt8sFY/s1600-h/edip+akbayram.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 225px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398881998886929330" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Suyuks_oA7I/AAAAAAAAAYU/7l90Ovt8sFY/s320/edip+akbayram.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Edip Akbayram&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SuyukaiINsI/AAAAAAAAAYM/FAqz2lIB-jA/s1600-h/esber+baba+3.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398881993931372226" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SuyukaiINsI/AAAAAAAAAYM/FAqz2lIB-jA/s320/esber+baba+3.JPG" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eşber Baba&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SuyukNLVO2I/AAAAAAAAAYE/HnPPwcKk3oA/s1600-h/isiklar+2.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398881990346095458" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SuyukNLVO2I/AAAAAAAAAYE/HnPPwcKk3oA/s320/isiklar+2.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yasemin Göksu sahnedeyken salon ışıklarla süslendi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SuyujjIXWoI/AAAAAAAAAX8/YqFJBP1Rjbg/s1600-h/saygi+durusu.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 214px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398881979059362434" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SuyujjIXWoI/AAAAAAAAAX8/YqFJBP1Rjbg/s320/saygi+durusu.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kaybettiğimiz tüm devrimciler anısına saygı duruşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SuyujchRV7I/AAAAAAAAAX0/Ei4swi5_Auk/s1600-h/logo.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398881977284777906" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SuyujchRV7I/AAAAAAAAAX0/Ei4swi5_Auk/s320/logo.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1969 yılında 68 gençliği içinden bir grup, eğer gerçekten istenirse hayallerin gerçekleşebileceğini göstermek için Türkiye'nin en ucunda İran ve Irak sınırında bulunan Hakkari'ye gittiler ve Zap Suyu üzerine bir köprü inşa ettiler. Bu köprünün yapımı, Türkiye'nin doğusu ve batısı arasındaki eşitsizlilğin sembolü haline gelen İstanbul Boğaz Köprüsü'ne karşı yaratıcı bir protesto eylemiydi. Gençler, Hakkari'de yaptıkları köprüye "Devrimci Gençlik Köprüsü" adını verdiler. Köprü, 1999 yılında kimliği bilinmeyen kişilerce havaya uçuruldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Üniversite gençliğinin bölge insanına uzattığı kardeşlik eli bugünlerde “Barışa Köprü Ol” kampanyasıyla köprünün tekrar yapımını hedef alarak devam ediyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dün gece Bostancı Gösteri Merkezi’nde şair Cezmi Ersöz’ün öncülüğünde aydınların ve Öğrenci Kolektifleri’nin düzenlediği “Barışa Köprü Ol” konserinde beş binin üzerinde insan bir araya geldik. Türk ve Kürt gençleri eğlenirken hep bir ağızdan da haykırdı: “Gençlik Barışa Köprü Olacak!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dayanışma gecesinde Haluk Çetin, Emin İgüs, Çiçek Yeşilbaş, Mazlum Çimen, Rojda, Moğollar, Bulutsuzluk Özlemi, Ferhat Tunç, Diyar, Yasemin Göksü, Emin Akbayram, İlkay Akaya gibi sanatçılar sahne aldı. Konserde ilk anlardan itibaren; “Gençlik barışa köprü olacak”, “Barış için anadilde eğitim”, “Denizlere sözümüz devrim olacak”, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Bijî biratiya gelan”, “Devrim şehitleri ölümsüzdür” sloganları atıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konserler arasında Hakkari Yüksekovalı iki gazeteci genç de salona seslendi. Hakkarili gençler bu girişimi çok olumlu bulduklarını ve Hakkari olarak projeye destek vereceklerini belirtti. Hakkari’nin uzatılan bu kardeşlik eline sımsıkı sarılacağını söyleyen gençler salondan büyük alkış aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkların kardeşliği, özgürlük ve sosyalizm mücadelesinde tüm yitirdiklerimiz için saygı duruşunun da yapıldığı gecede, Ceylan Önkol, Güler Zere isimlerini sürekli zikredildi.&lt;br /&gt;Gecenin öncüsü Cezmi Ersöz’ün konuşması da çok anlamlıydı, Ersöz’ün mesajı Baykal, Bahçeli, milliyetçilere ve ulusalcılaraydı. Ersöz, “Şaka değil, Denizler ‘Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği’ diyerek can verdiler, bizler de bu köprüyü başka gençler ölmesin diye yapıyoruz. Ankara’dan öteye geçmeyenler ahkam kesiyorlar, önce Diyarbakır’a gideceksiniz, Hakkari’ye gideceksiniz, Van'a gideceksiniz, öyle konuşacaksınız. Meydanı faşizme bırakmayacağız, o köprüyü yapacağız” dedi. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-5328052544909125867?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/5328052544909125867/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=5328052544909125867' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/5328052544909125867'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/5328052544909125867'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/10/kardeslik-koprusu-zap-ustunde-yeniden.html' title='KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ ZAP ÜSTÜNDE YENİDEN KURULUYOR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Suyuks_oA7I/AAAAAAAAAYU/7l90Ovt8sFY/s72-c/edip+akbayram.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-6382688765107985403</id><published>2009-10-20T06:22:00.000-07:00</published><updated>2009-10-20T06:27:56.231-07:00</updated><title type='text'>IBM'İN ÖNÜNDE SENDİKAL ÖZGÜRLÜK İÇİN EYLEM</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/St26CP-qI2I/AAAAAAAAAXk/dIk1rPH3EpY/s1600-h/P1122365.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394672476471567202" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/St26CP-qI2I/AAAAAAAAAXk/dIk1rPH3EpY/s320/P1122365.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/St26CZnr1iI/AAAAAAAAAXs/vwP-cpQ_hNU/s1600-h/P1122362.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394672479059564066" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/St26CZnr1iI/AAAAAAAAAXs/vwP-cpQ_hNU/s320/P1122362.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün IBM'in de bulunduğu Yapı Kredi Plaza önünde sendikal özgürlük için bir eylem düzenlendi. Çeşitli şirketlerde ve kurumlarda sendikal hakları için mücadele edenler de IBM'de yine aynı hak için mücadele ettikleri için türlü baskıya ve işten çıkarılmalara maruz kalan emekçi dostlarına destek için eylemdeydi. Eylemde IBM’in sendikal örgütlenmeye karşı tutumunu protesto etti.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Eyleme Sinter Metal, Entes, Kurtiş, Esenyurt Belediyesi, ATV,Yol TV, Hava İş, Desa, Katı Atık gibi birçok şirkette sendikal özgürlük için mücadele eden emekçiler destek verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sık sık sloganlarla kesilen eylemde yapılan basın açıklamasını özetleyelerek aktarıyorum:  &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;IBM’in önünde buluşmamızın nedeni, IBM’in sendikal örgütlenmemize karşı devam eden yokedici tutumunu protesto etmek ve sendikal özgürlüklerimizin önündeki engelleri ortadan kaldıracak çözümleri oluşturmak kararlığımızdır. Biz IBM’ciler 1968 yılında kurulmuş Bil-İş sendikamızın bizlere verdiği güçle, haklarımızı aramak için tam 1.5 yıl önce yola çıktık. Bildiğiniz üzere yüzde 80 gibi bir çoğunlukla Tez Koop İş sendikamızda örgütlendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 yıl boyunca çalışanlara ücret artışı yapılmaması, çalışanlar arasında ücret ve sosyal haklarda adaletsizlikler olması, özel emeklilik, sağlık sigortası gibi kazanılmış hakların sürekli olarak tırpanlanması ve ortadan kaldırılması gibi sebepler yüzünden yola çıktık. Bizleri vasıflaştırarak ve taşeronlaştırarak üzerimizden daha fazla para kazanma hedeflerine engel olmak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IBM’in bizleri köleleştirme arzusu, aydınlanmamıza, Toplu Sözleşme ve grev hakkı olan birsendikada örgütlenmemize vesile oldu. 12 Eylül yasalarından istifade eden IBM yönetimi, örgütlenmemizin önünü kapamak için yasal ve yasal olmayan her türlü adımı attı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürecin en başında sendika üyeleri tek tek evlerinden arandı. Kariyer ve para havuçları verildi. İnsan kaynakları yöneticiliğine bir ilaç şirketinden yönetici atadılar. Yurtdışından sendika yok edici yöneticiler getirildi. Sendikayı destekleyen üst düzey yöneticiler işten çıkarıldı. Sendika temsilcileri işten çıkarıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IBM’in sendika düşmanlığı devam ediyor. Üç ay önce kendi çalışanlarını taşeronlaştırmak için yeni bir şirket kurdular. Sendikal üyelikleri bitirmek için çalışanların bir kısmını zorla bu şirkete geçirdiler. İki hafta önce de taşeronlaştırmak maksadıyla kurdukları şirkete geçirdiği çalışanlar üzerine baskı uygulayarak sendikadan istifaya zorladılar. IBM bu yaptıklarıyla sırtından milyonlarca dolar kazandığı çalışanların iradesini yok saymaya devam ediyor. Gelişmiş tüm ülkelerde sendikalara ve sendikalaşmaya açık olan ve herhangi bir engellemede bulunamayan IBM, bizler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğumuz için, bir Alman veya Fransız olmadığımız için sendikal özgürlüğümüze ipotek koyuyor. Başlattığımız yargı süreci devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ofis çalışanı olduğumuz, IBM’in iddia ettiği gibi bir belediye işçisi olmadığımızın yargıda ispatlanması 15 ay sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bizler yılgın değiliz ve asla da yılgınlardan olmayacağız.&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-6382688765107985403?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/6382688765107985403/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=6382688765107985403' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/6382688765107985403'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/6382688765107985403'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/10/ibmin-onunde-sendikal-ozgurluk-icin.html' title='IBM&apos;İN ÖNÜNDE SENDİKAL ÖZGÜRLÜK İÇİN EYLEM'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/St26CP-qI2I/AAAAAAAAAXk/dIk1rPH3EpY/s72-c/P1122365.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-5727724738247101958</id><published>2009-10-17T02:28:00.001-07:00</published><updated>2009-10-17T02:33:00.901-07:00</updated><title type='text'>BİR AN ÖNCE SOL'A DÖNÜN / TURN LEFT IMMEDIATELY</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/StmO_1zylRI/AAAAAAAAAXc/xsD1Rd0WPuM/s1600-h/11_+bienal+tutun+deposu.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 214px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393499256180086034" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/StmO_1zylRI/AAAAAAAAAXc/xsD1Rd0WPuM/s320/11_+bienal+tutun+deposu.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Bienali'nden (Foto: Selin Bilgiç)&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-5727724738247101958?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/5727724738247101958/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=5727724738247101958' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/5727724738247101958'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/5727724738247101958'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/10/bir-once-sola-donun-turn-left.html' title='BİR AN ÖNCE SOL&apos;A DÖNÜN / TURN LEFT IMMEDIATELY'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/StmO_1zylRI/AAAAAAAAAXc/xsD1Rd0WPuM/s72-c/11_+bienal+tutun+deposu.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-2608301682013769206</id><published>2009-10-02T03:22:00.000-07:00</published><updated>2009-10-02T03:25:10.448-07:00</updated><title type='text'>4 EKİM DÜNYA HAYVAN HAKLARI GÜNÜ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SsXUl28AuoI/AAAAAAAAAXU/r4zalE6s1w0/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5387946276086135426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 230px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SsXUl28AuoI/AAAAAAAAAXU/r4zalE6s1w0/s320/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dünyanın birçok farklı ülkesinde faal durumda olan Hayvanları Koruma Dernekleri, 1931 yılında biraraya geldikleri 4 Ekim gününü, "Dünya Hayvan Hakları Günü" olarak kabul etti. Yıllar sonra, 21–23 Eylül 1977'de Uluslararası Hayvan Hakları Birliği ve ona bağlı ulusal birlikler tarafından Londra'da Hayvan Hakları konusunda düzenlenen bir uluslararası toplantıda, "Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi" kabul edildi. Bu bildirge, 15 Ekim 1978 tarihinde de Paris'te UNESCO Evi'nde törenle tüm dünyaya duyurulup ilan edildi.Türkiye'de Hayvan Hakları konusunda ilk kez 2004 yılında bir çalışmaya tanık olundu. "AB Uyum Yasaları" kapsamında hazırlanan ve hayvan hakları savunucularının "Makyaj yasası" olarak nitelendirdiği 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu pek çok eksiği ile 24 Haziran 2004'te TBMM'de kabul edilerek yürürlüğe girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu 4 Ekim’de 15 Ekim 1978'de Paris UNESCO evinde ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni tekrar hatırlayalım.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;» 1. Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğarlar ve aynı var olma hakkına sahiptirler. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;» 2. Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Bir hayvan türü olan insan, öbür hayvanları yok edemez. Bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez. Bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;» 3. Hiçbir hayvana kötü davranılamaz, acımasız ve zalimce eylem yapılamaz. Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa, bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;» 4. Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel doğal çevrelerinde karada, havada ve suda yaşama ve üreme hakkına sahiptir. Eğitim amaçlı olsa bile özgürlükten yoksun kılmanın her çeşidi bu hakka aykırıdır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;» 5. Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bir türden olan bütün hayvanlar uyumlu bir biçimde türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;» 6. İnsanların yanlarına aldıkları bütün hayvanlar doğal ömür uzunluklarına uygun sürece yaşama hakkına sahiptir. Bir hayvanı terk etmek acımasız ve aşağılık bir davranıştır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;» 7. Bütün çalışan hayvanlar iş süresi ve yoğunluğunun sınırlandırılması ve güçlerini artırıcı bir beslenme ve dinlenme hakkına sahiptir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;» 8. Hayvanlara fiziki ya da psikolojik bir acı çektiren deneyler yapmak hayvan haklarına aykırıdır. Tıbbi, bilimsel, ticari ve başkaca biçimlerdeki her türlü deneyler için de durum böyledir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;» 9. Hayvan beslenmek için yetiştirilmişse de bakılmalı, barındırılmalı, taşınmalı, ölümü de acı çektirmeden ve korkutmadan olmalıdır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;» 10. Hayvanlardan insanların eğlencesi olsun diye yararlanılamaz, hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösteriler hayvan onuruna aykırıdır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;» 11. Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi yaşama karşı suçtur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;» 12. Çok sayıda yabani hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış bir soykırım, yani bir suçtur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;» 13. Hayvan ölümüne de saygı göstermek gerekir. Hayvanın öldürüldüğü şiddet sahneleri sinema ve televizyonda yasaklanmalıdır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;» 14. Hayvanları koruma ve savunma kuralları, hükümet düzeyinde temsil olunmalıdır. Hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-2608301682013769206?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/2608301682013769206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=2608301682013769206' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/2608301682013769206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/2608301682013769206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/10/4-ekim-dunya-hayvan-haklari-gunu.html' title='4 EKİM DÜNYA HAYVAN HAKLARI GÜNÜ'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SsXUl28AuoI/AAAAAAAAAXU/r4zalE6s1w0/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-7161129424696965248</id><published>2009-09-23T01:29:00.000-07:00</published><updated>2009-09-23T01:32:39.963-07:00</updated><title type='text'>YOUTUBE’A ÜÇ KARDEŞ GELDİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Srncr8KbRPI/AAAAAAAAAXM/vlVXd1XB06s/s1600-h/7018_135624081301_624911301_3063928_1841803_n.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384577476940481778" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 169px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Srncr8KbRPI/AAAAAAAAAXM/vlVXd1XB06s/s320/7018_135624081301_624911301_3063928_1841803_n.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Srncrm7joWI/AAAAAAAAAXE/YE8-IPXpcw4/s1600-h/7018_135624101301_624911301_3063929_6416743_n.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384577471240970594" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 172px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Srncrm7joWI/AAAAAAAAAXE/YE8-IPXpcw4/s320/7018_135624101301_624911301_3063929_6416743_n.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Türkiye’de internet sansürü rezaleti devam ediyor tüm hızıyla. Şimdi de günlerdir lastfm, myspace ve akilli.tv siteleri erişime kapalı. Beyoğlu Başsavcılığının 26 Haziran'da aldığı bir kararın gereği olarak internet kullanıcılarının erişimine kapatılan her üç siteye de erişmek isteyenler, "Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir. T.C. Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 26.06.2009 tarih ve 2009/45 sayılı kararı gereği erişime kapanmıştır" mesajıyla karşılaşıyorlar. İşin ardında MÜYAP’ın olduğu belirtiliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Üç sitenin ortak noktası müzik ağırlıklı paylaşım siteleri olmaları. Aynı Youtube’daki gibi yine pire için yorgan yakılma durumu var. Bu sitelerde klipleri ve şarkıları izinsiz yayınlanan hak sahipleri, içerik sağlayıcısından üç gün içinde içeriklerin veya müzik dosyalarının siteden kaldırılmasını talep ettiler. Ve kaldırılmayınca Cumhuriyet savcısına başvuru yaparak servis sağlayıcılarına erişin engeli getirilmesini talep ettiler. Geçmişte de blogspot ve youtube gibi siteler de benzer yöntemlerle erişime kapatılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Oysa ki bu sitelerin amacı illegal yayın yapmak veya korsan yayını teşvik etmek değil ki. Birer ticari şirket olan bu sosyal paylaşım ağlarını kesinlikle ve kesinlikle erişime kapatmamak lazım.&lt;br /&gt;Yasak özellikle sesini bu siteler aracılığıyla duyurabilen binlerce genci ve yeteneği de vuruyor ve vuracak. İyi birşey yaptığını sanan MÜYAP, esasında sanatın paylaşılmasına ve geniş kitlelerle buluşmasına engel oluyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son olarak da, Denizli 2. Sulh Ceza Mahkemesi, 24 Haziran'da aldığı "tedbir amaçlı" bir kararla, Google'ın kullanıcıların kendi web sitelerini yapabilmelerini sağlayan hizmeti GoogleSites sitesine erişimi yasaklamıştı. Karar Google Sites'ın içerdiği tüm web sitelerini kapsamıştı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;23 Kasım 2007'den, 11 Mayıs 2009'a kadar geçen sürede 2601 site erişime kapatıldı. Youtube.com 5 Mayıs 2008'den beri kapalı. Wordpress.com, geocities.com, myspace.com, DailyMotion.com, alibaba.com gibi milyonlarca insanın üye olduğu siteler de kapatmalardan nasibini almıştı.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin kara internet özgürlüğü sicili daha da kararıyor ve de kararacağa benziyor ne yazık ki. Hülya Avşar’a bile halkı kin ve düşmanlığa teşvik ettiği nedeniyle dava açılan bir ülkede herşeyin düzeleceğine dair umut beslemek imkansız gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-7161129424696965248?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/7161129424696965248/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=7161129424696965248' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/7161129424696965248'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/7161129424696965248'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/09/youtubea-uc-kardes-geldi.html' title='YOUTUBE’A ÜÇ KARDEŞ GELDİ'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Srncr8KbRPI/AAAAAAAAAXM/vlVXd1XB06s/s72-c/7018_135624081301_624911301_3063928_1841803_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-3080356806679743726</id><published>2009-09-12T00:53:00.000-07:00</published><updated>2009-09-12T00:54:51.476-07:00</updated><title type='text'>12 EYLÜL HALA DEVAM EDİYOR</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SqtTwaMxiFI/AAAAAAAAAW8/I6gpat0xS14/s1600-h/12.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380486270955915346" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 212px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SqtTwaMxiFI/AAAAAAAAAW8/I6gpat0xS14/s320/12.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;O günden beri değiştirilmeyen anayasasıyla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargılanmasını talep etmenin “netekim” hala suç olduğu darbeci generaliyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Darbeyle asıl amaçlanan şey olan ve ustaca yıllar içinde inşa edilen vahşi kapitalist sistemiyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günlerden başlayarak sola karşı kullanılan islami hareketlerin bugünkü uzantısı sahte demokrat AKP’siyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günlerden tek farkı beyaz çoraplarını çıkarmak ve ülkücü bıyığını kesmek olan MHP’siyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmişin sözde solcusu, şimdileride geçmişte onlara işkence edenlerle ittifak içinde olan, bugünün özde faşisti, demokrasi düşmanı ulusalcılarıyla,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milliyetçiden milliyetçi CHP’siyle, sosyal demokratıyla(!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde Silivri’de olan günümüzün darbe sevdalıları ve darbecileriyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her türlü demokratik gelişimin önünde duran TSK’sıyla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasiyi, hoşgörüyü, eşitliği özümsememiş halkıyla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül hala devam ediyor. Ve de görünen o ki, yıllarca devam edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelmiş geçmiş belki de en başarılı olmuş darbedir 12 Eylül. Hiçbir darbe, istediği halkı, partileri, gençliği, orduyu bu derece ustaca ve başarılı şekilde inşa edememiştir ne yazık ki. Bu onur(suzluk) ve şeref(sizlik) 12 Eylül darbecilerine aittir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-3080356806679743726?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/3080356806679743726/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=3080356806679743726' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/3080356806679743726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/3080356806679743726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/09/12-eylul-hala-devam-ediyor.html' title='12 EYLÜL HALA DEVAM EDİYOR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SqtTwaMxiFI/AAAAAAAAAW8/I6gpat0xS14/s72-c/12.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-8222312337286532455</id><published>2009-09-08T06:17:00.000-07:00</published><updated>2009-09-08T06:22:13.182-07:00</updated><title type='text'>HİÇ ÖLÜLER İSTATİSTİK KONUSU OLABİLİR Mİ? ONLAR İÇİN OLUYOR İŞTE.</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SqZZ_tHG3pI/AAAAAAAAAW0/6NBWwvCBmko/s1600-h/keysor_a04013_lge.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379085755916672658" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 242px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SqZZ_tHG3pI/AAAAAAAAAW0/6NBWwvCBmko/s320/keysor_a04013_lge.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Resmi ideolojinin Türkiye’de Kürt sorunu için ezelden beridir söylemi, “Biz bu vatanı hep beraber kurduk”dur. Ulusalcı ve Kemalist kesim arasında da bu söylem sıkça kullanılageldi yıllar boyunca. Ama son günlerdeki açıklamalar, tartışmalar, beyanlar gösteriyor ki, artık bu kesim içinde bu söylem terkediliyor. Hatta bu vatanın beraber kurulduğu inkar ediliyor, yalanlanıyor.&lt;br /&gt;“Defolsunlar gitsinler Kuzey Irak’a, ama bunlar oraya da gitmez burayı bırakıp, bu ülkede Cumhurbaşkanı bile oluyorlar” gbi hiçbir dayanağı olmayan söylemler artık şiddetini iyiden iyiye artırıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bu ruh hali, bazı isimleri ön plana çıkarıyor. Osman Pamukoğlu gibi. Onu ilk Kanaltürk’te (Kanaltürk’ün sahibi Tuncay Özkanken, yandaş medya iken değil tabii) görmüştüm. Ağzım açık şaşkınlıkta izlemiştim. Yakacağız, yıkacağız, bomba atacağız, başka çözüm yok diye özetleyebileceğimiz görüşleriyle Kürt sorununu yorumluyordu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Pamukoğlu, emekli bir Tümgeneral. 1993-95 döneminde Hakkâri Dağ Komando Tugayı"nı yönetmiş. Sonra yazdığı kitaplar çok sattı. Ulusalcı kesim içinde bir fenomen oldu.. Pamukoğlu son dönemde bir siyasal parti de kurdu, yurt çapında örgütleniyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Osman Pamukoğlu ART televizyonunda bir haritayı açıkladı. “Beraber kurduk biz bu ülkeyi, Çanakkale"de, Kurtuluş Savaşı"nda beraber savaştık” söylemini yalanlıyordu. Elindeki belgeler, savaşlardaki şehit istatistikleriydi. Güneydoğu’dan bu savaşta ölenlerin oranı yüzde 2 imiş. O bölgeden 585 kişi şehit olmuş. Yani bu vatanı beraber kurmadık, biz Türkler kurduk, biz Türkler öldük diyor Pamukoğlu. “Çanakkale"de Alman taburları, Arap taburları da bizle savaştı, onları da kendimizden mi sayacağız beraber savaştık diye, bu vatanda hak iddia edemez kimse” diyor Pamukoğlu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale şehitlerini etnik gruplara göre bölüp, bunun üzerinden siyasal propaganda yapmak nasıl bir siyaset anlayışıdır, nasıl bir insanlık anlayışıdır bunu anlamak mümkün değil gerçekten. Ölüler, şehitler üstünden siyadet yapılmaz, ölüler birer istatistik değildir. Ama gözünüzü askeri ideolojiden, askerlikten başka birşey görmüyorsa, insanlar birer can değil birer istatistiktir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-8222312337286532455?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/8222312337286532455/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=8222312337286532455' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8222312337286532455'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8222312337286532455'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/09/hic-oluler-istatistik-konusu-olabilir.html' title='HİÇ ÖLÜLER İSTATİSTİK KONUSU OLABİLİR Mİ? ONLAR İÇİN OLUYOR İŞTE.'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SqZZ_tHG3pI/AAAAAAAAAW0/6NBWwvCBmko/s72-c/keysor_a04013_lge.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-1538608743314551256</id><published>2009-08-20T06:33:00.000-07:00</published><updated>2009-08-20T06:39:48.170-07:00</updated><title type='text'>ATI ALAN ÜÇÜNCÜ KÖPRÜYÜ GEÇTİ Mİ YOKSA?</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/So1Q_NwLo6I/AAAAAAAAAWs/tN_9s4uF1Uw/s1600-h/3.kopru_protesto.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372038977476600738" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 213px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/So1Q_NwLo6I/AAAAAAAAAWs/tN_9s4uF1Uw/s320/3.kopru_protesto.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/So1Q-lcj-nI/AAAAAAAAAWk/fBX1DrfAo44/s1600-h/3[1].+kopru.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372038966656891506" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 285px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/So1Q-lcj-nI/AAAAAAAAAWk/fBX1DrfAo44/s320/3%5B1%5D.+kopru.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/So1Q3MAA7VI/AAAAAAAAAWc/ELavKnFcXk4/s1600-h/3[1].+kopru.jpg"&gt;&lt;/a&gt;CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, Ankara’da Başbakan Erdoğan’ın bilgisiyle hazırlandığı konuşulan 3. köprünün güzergâhını açıkladı iki gün önce, Belediye Başkanı Kadir Topbaş da bunu doğruladı.&lt;br /&gt;Tekin, köprünün geçeceği arazilerin el değiştirdiğini söyleyerek, bu arazi sahiplerinin açıklanmasını istiyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanan projeye göre 3. köprü yolu en batıda Silivri Kınalı’dan başlıyor. Bölge orman arazisi. Bölgedeki su havzalarının tehlike altında olduğu açık. Geniş halk kitleleri köprü projesinin bazı kesimlere rant sağladığını düşünecek. Güzergah üstünde Bahçeşehir üzerinden Sazlıdere Havzası, Kemerburgaz, Alibeyköy havzaları ile Fatih ormanları ve Belgrad ormanları da var. Plana göre 3. köprü Avrupa yakasında Tarabya Oteli’nin üzerinden Anadolu yakasında Beykoz’daki Devlet Su İşleri arazisi ve Marmara Üniversitesi arazisini içine alan bölge arasında yapılacak. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekin, Büyükçekmece. Çatalca ve Hadımköy bölgelerinde bir çok arazinin kısa süre önce el değiştirdiğini iddia ediyor. Son zamanlarda kulaklarımıza bu tür şeyler daha sık gelmeye başladı.&lt;br /&gt;Son bir yıl içerisinde el değiştirmiş araziler varsa bu önemli kuşkuları da beraberinde getirecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proje Sabiha Gökçen Havalimanı çevresini de içine alacak. Son dönemde özellikle Akfırat’ta birçok arazinin el değiştirdiği iddia ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Birgün Gazetesi çok önceden, 10 Temmuz 2009'da "3. köprü yargıdan geçecek" başlığıyla yayımlanan haberde 3. köprü projesinin bazı semtlerdeki arazi satışlarını patlattığına dikkat çekmişti. Haberde görüş veren İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Büyükkent Şube Başkanı Cemal Gökçe, "İstanbul'un akciğerleri imara açılarak zenginlere peşkeş çekilecek hatta daha şimdiden o araziler kapatıldı bile." demişti ve Birgün şu notu düşmüştü: "Emlak kulislerindeyse bağlantı yollarıyla beraber 2.5 milyon dolara mal olacağı tahmin edilen 3. köprünün güzergahı ihtimalleri dahi arsa fiyatlarını tırmandırdı. Örneğin; Üçüncü köprünün çevre yolunun güzergahında yer alan Çatalca, arsa yatırımcılarının tercih ettikleri ilk yerlerin başında geliyor. Birkaç yıl öncesine kadar metrekaresi 5-10 TL arasında olan imarsız arsaların fiyatının, bugün 40-50 TL'ye kadar çıktığı belirtiliyor. Köprünün yapılmasıyla birlikte bu rakamların daha da artacağı bekleniyor. Çatalca’nın köylerinde son birkaç yıldır ucuza arsa toplayan spekülatörler, şimdi beklemede çünkü yerine göre metrakare arsa fiyatinın 100 TL'yi bulduğu söyleniyor."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü köprü ile ilgili şüpheler var. Başlıca şüpheler şunlar;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;- Şimdiden bağlantı yollarının yapımı ile yok olmaya başlayan kuzey ormanlarını kaybolacak,&lt;br /&gt;- Yaşam kaynağı olan suyun ve havzaları yok olacak,&lt;br /&gt;- On binlerce İstanbullunun evsiz kalacak, barınma hakkı gasp edilecek,&lt;br /&gt;- Kent içi trafiğin çözümü değil, trafik çilesinin daha da artmasına neden olacak.&lt;br /&gt;- Üçüncü köprüyle bağlantı yolları üzerinde projeleri hazırlanmış şekilde bekleyen çok sayıda büyük alışveriş merkezi var. Bu özellikle Beykoz ve Sarıyer'deki esnafların dükkânlarına kilit vurmasına neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/So1QyXRVoxI/AAAAAAAAAWU/aebYcglw_Vk/s1600-h/3.kopru_protesto.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-1538608743314551256?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/1538608743314551256/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=1538608743314551256' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1538608743314551256'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1538608743314551256'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/08/ati-alan-ucuncu-kopruyu-gecti-mi-yoksa.html' title='ATI ALAN ÜÇÜNCÜ KÖPRÜYÜ GEÇTİ Mİ YOKSA?'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/So1Q_NwLo6I/AAAAAAAAAWs/tN_9s4uF1Uw/s72-c/3.kopru_protesto.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-7061268127320143880</id><published>2009-08-20T03:02:00.000-07:00</published><updated>2009-08-20T03:42:54.807-07:00</updated><title type='text'>BAŞKA BİRÇOK SEÇENEK VARKEN NİYE?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/So0gPakVMWI/AAAAAAAAAWM/5YpW73Y6FVk/s1600-h/hayvan_deneyleri_laboratuvar.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/So0gOzvdw8I/AAAAAAAAAWE/rmeVyZUeEW8/s1600-h/deney2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5371985369302418370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 186px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/So0gOzvdw8I/AAAAAAAAAWE/rmeVyZUeEW8/s320/deney2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Hayvan hakları savunucuları protesto için bu Pazar günü Taksim’deler. Protesto sebepleri ise Samatya’da açılacak Hayvan Deney Merkezi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde dünyanın birçok ülkesinde artık sağlıklı netice vermediği için terk edilen hayvan deneyleri, dünyadaki gidişatın tersine Türkiye'de değer görmeye başladı. Bunun son örneği İstanbul Samatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yaşanıyor. Hastane bünyesinde "Hayvan Deney Merkezi" açılacak.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Hayvan deneylerine karşı çıkan hayvan hakkı savunucuları Taksim Meydanı’nda Hayvan Deney Merkezi'ne Hayır diyecekler.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Gün: 23 Ağustos Pazar 2009&lt;br /&gt;Yer: Taksim Meydanı (Valilikten gösteri için izin alınmış&lt;br /&gt;Saat: 13.00-14.30 &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Niye Deneye Hayır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binlerce tıp otoritesi, açıkça ya da üstü kapalı olarak; hayvanlar üzerindeki deneylerin (genellikle dirikesim olarak adlandırılıyor) faydasız olmakla kalmayıp, tıp bilimine de zarar verdiğini belirtiyor. Hayvan deneyleri zaten kısıtlı olan kaynakların boşa harcanmasına, tıp alanında kaydedilebilecek gelişmelerin ve keşfedilebilecek yeni tedavi yöntemlerinin gecikmesine, dolayısıyla hasta insanların daha uzun süre acı çekmelerine ve bu hastalıklardan ölüm oranlarının artmasına sebep oluyor. Hayvan deneylerinden elde edilen bilgilere dayanarak uygulanan yanlış ilaç tedavileri yaralanma ve ölümle sonuçlanabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2005’te yapılan bir araştırmaya göre bilimsel araştırmalarda kullanılan hayvan sayısı 115 milyon. Bu rakam hayvanlarla alakalı olarak yürütülen bir araştırmanın resmi sonuçlarına dayanıyor.&lt;br /&gt;Tüm dünyada 1 saniye içinde deney laboratuarlarında en az 22 hayvan ölmekte. İngiltere’de ise her 5 saniyede bir hayvan deneylerde hayatını kaybediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laboratuarlarda kullanılan hayvanlar, hayatları boyunca metalden ya da plastikten yapılmış küçük kafeslerde tutuluyor, kimileri ise bütün yaşamını bir sandalyeye bağlı acı içinde ölümü bekleyerek geçiriyor. Beyinleri açılıyor, gözleri oyuluyor, yakılıyorlar her gün ölümün kurtarıcı anını bekleyerek bir yaşam sürüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvan deneylerinin tıbbi açıdan gereksiz ve insani olmadığı kanıtlandıktan ve kamuoyunda bu konuda yapılan bilinçlendirme çalışmalarından sonra pek çok firma artık hayvan deneylerine son vermeye başlamış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürünlerini hayvanlar üzerinde test etmeyen firmalardan bazıları şunlar: Nivea, Avon, Evyap, Komili, Anway, Oriflame, Tommy Hilfiger, Abercrombie, lush, Clinique Laboratories, Estée Lauder ve Body Shop.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liechstein ve San Marino gibi birkaç ülke de hayvan deneylerini tamamen yasaklayan ülkeer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1997’de PETA, İngiltere’de Huntingdon Life Sciences (HLS) kuruluşuna girerek çok çarpıcı görüntüler kaydetti. HLS, Avrupa’daki en büyük hayvan deneyleri kuruluşu. Görüntülerde görülen şey ise yavru köpeklerin yediği yumruklar, hayvanlara bağıran görevliler, kan örneği alınırken hayvanlarla cinsel ilişkiye giriyormuş gibi davranan çalışanlar oldu. Görüntülerde kaydedilmiş çalışanlar işten anında atıldı, cezaya da çarptırıldılar. HLS’ nin hayvan deneyleri yapması 6 ay boyunca askıya alındı. Gizli kamera görüntüleri 1997’de İngiliz televizyonlarında yayınlandı. Bu görüntülerin yarattığı infialin bir sonucu da SHAC’ ın kurulması oldu.&lt;br /&gt;Hayvanlar üzerinde güvenli bulunduğu için piyasaya sürülen 200.000’in üzerindeki ilacın pek çoğu insan sağlığı üzerindeki etkilerinden dolayı yasaklanmış ya da piyasadan geri çekildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvanlar üzerinde yapılan deneylere göre, limonata ölümcül derecede zehirli; arsenik, ağıotu ve botulin ise güvenli bulunmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde teknolojinin ilerlemesiyle birlikte cansız dokular üzerinde uygulanan hücre kültürü teknikleri ve bilgisayar simülasyonlarda yapılan deneyler çok daha güvenli ve başarılı sonuçlar elde etmeye başlanılmış. Klinik çalışmalar, in vitro araştırmalar, otopsi, pazarlama sonrası gözlem, bilgisayarda modelleme, epidemoloji ve genetik araştırmalar insanlar için tehlike arz etmeyen ve doğru sonuçlar veren seçenekler. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-7061268127320143880?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/7061268127320143880/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=7061268127320143880' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/7061268127320143880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/7061268127320143880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/08/baska-bircok-secenek-varken-hayvanlar.html' title='BAŞKA BİRÇOK SEÇENEK VARKEN NİYE?'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/So0gOzvdw8I/AAAAAAAAAWE/rmeVyZUeEW8/s72-c/deney2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-9159051513943062593</id><published>2009-07-24T04:30:00.001-07:00</published><updated>2009-07-24T04:34:21.218-07:00</updated><title type='text'>SANSÜRÜN KALDIRILIŞININ 101. YILDÖNÜMÜNDE SANSÜRCÜ BİR ÜLKE PORTRESİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SmmbhyOKnvI/AAAAAAAAAV8/TWxMmi5I1QY/s1600-h/1776cdd6ca4fe172660cd3945d75efd661e1471a.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5361987836080463602" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 258px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SmmbhyOKnvI/AAAAAAAAAV8/TWxMmi5I1QY/s320/1776cdd6ca4fe172660cd3945d75efd661e1471a.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SmmbeClH-gI/AAAAAAAAAV0/-ioxp1l0Jtg/s1600-h/969891841D71657E93DAB37571D9FE33175DA6E3.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SmmbamAyR4I/AAAAAAAAAVs/jfZKHyz6b70/s1600-h/sansur.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5361987712544032642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 213px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SmmbamAyR4I/AAAAAAAAAVs/jfZKHyz6b70/s320/sansur.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün sansürün kaldırılışının 101. yıldönümü. Dile kolay tam 101 yıl. Normalde bu kadarlık bir sürede, büyük dönüşümler gerçekleşmesi gerekirken, Türkiye’de sansür konusunda ne yazık ki çağın çok çok gerisinde bir durum sözkonusu. Türkiye’de hala Sansür Her Yerde. Yasaklar Her Yerde.&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Cezaevine mizah dergisi sokmak yasak. (yakında yabancı dilde yayınların sokulmasının yasaklanması da gündemde). Vicdani reddi savunmak yasak. İnternette farklı görüşleri savunmak yasak. Kürt sorununu özgürce tartışmak yasak. Ermeni konusunu özgürce tartışmak yasak. Orduyu ve Başbakanı eleştirmek yasak. Yasak da yasak. Ve bunları dillendirince cellatların ortaya çıkardığı silah her zaman aynı: Sansür. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yazan, düşünen, sorgulayan insanlar bu ülkede sansüre uğruyor, öldürülen, öldürtenler, katledenler, darbeciler değil onlar yargılanıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları" kitabı nedeniyle gazeteci Nedim Şener için 28 yıl isteniyor. Dink’i öldürdüklerini sırıtarak anlatanlara ise 10 yıl civarında hapis isteniyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Resmi bir Kürtçe devlet kanalı varken Türkiye'de cezaevinde, seçim meydanında Kürtçe konuşmak hala yasak. Yerel medyaya Kürtçe yayın engelleri  bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Terörle Mücadele Yasası'na (TMY) dayanarak muhalif gazeteler bir aylığına susturuluyor sürekli. Bu zamanla bir döngü haline geliyor, gazeteler farklı farklı isimlerile yine çıkıyor, sonta yine kapatılıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bağımsız İletişim Ağı (BİA) Medya Gözlem Masası'nın 1 Mayıs'ta yayımladığı Medya Gözlem Raporu, Ocak-Şubat-Mart aylarında 60'ı gazeteci toplam 110 kişinin 70 dava kapsamında hapis veya tazminat istemiyle yargılandığına işaret ediyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;“Allah'ın Kızları” romanının yazarı Nedim Gürsel, daha 25 Haziran'a kadar, "dini değerleri aşağıladığı" ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" iddiasıyla hapisle yargılanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evrim Teorisinin savunucularından Richard Dawkins'in "Tanrı Yanılgısı" adlı kitabını Türkçe'ye kazandıran Kuzey Yayınları sahibi Erol Karaaslan'ı 17 Temmuz'a kadar sanıktı. Daha önce aynı davadan beraat ettiği anlaşılınca davası düşürüldü.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İrfan Karaca'nın Berçem Yayınları'nca çıkarılan "Ape Musa'nın Generalleri" kitabına açılan davada da 1 yıl 3 ay hapis cezası çıktı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Vicdani retçi Mehmet Bal'a destek verdikleri için birçok vicdani red hakkı savunucusu hala hapisle yargılanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Britanyalı kolaj sanatçısı Michael Dickinson, Başbakanı Erdoğan'ı eski Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George W. Bush'un köpeği şeklinde tasvir ettiği için bir daha tutuklanmamak için, Yargıtayın bozma kararını öğrenir öğrenmez 23 yıldır yaşadığı Türkiye'yi terk etti.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Siirt'te öğretim üyelerini eleştirdiği için mahkum edilen Siirt Mücadele gazetesi sahibi Cumhur Kılıççıoğlu'nun tek umudu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi oldu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bursa 1. Sulh Ceza Mahkemesi, üniversite harçlarını protesto ederken Başbakan için "Ampul Tayyip" sloganı atan Halkevleri üyesi sekiz kişiyi hapisle yargıladı; sonunda beraat ettirdi.&lt;br /&gt;Bunlar sadece bazı örnekler, yüzlerce benzeri hikaye var.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Sansürün kaldırılışın 101. yılında sansür, medya ve onun temsilcilerinin ötesinde toplumun çok çeşitli kesimlerini hedef alıyor. Bir toplumun geleceğini, özgürlüğünü, bağımsızlığını da.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-9159051513943062593?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/9159051513943062593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=9159051513943062593' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/9159051513943062593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/9159051513943062593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/07/sansurun-kaldirilisinin-101.html' title='SANSÜRÜN KALDIRILIŞININ 101. YILDÖNÜMÜNDE SANSÜRCÜ BİR ÜLKE PORTRESİ'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SmmbhyOKnvI/AAAAAAAAAV8/TWxMmi5I1QY/s72-c/1776cdd6ca4fe172660cd3945d75efd661e1471a.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-4539896562287502493</id><published>2009-07-24T04:02:00.001-07:00</published><updated>2009-07-24T04:05:21.280-07:00</updated><title type='text'>ONSUZ İYİLER HEP BİR KİŞİ EKSİK OYNAYACAK</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SmmUw97wWuI/AAAAAAAAAVk/bYgWilJnp18/s1600-h/vedat-okyar-pankart.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5361980400341113570" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 165px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SmmUw97wWuI/AAAAAAAAAVk/bYgWilJnp18/s320/vedat-okyar-pankart.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SmmUthrQvDI/AAAAAAAAAVc/7FbjRjTWaks/s1600-h/969891841D71657E93DAB37571D9FE33175DA6E3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5361980341216132146" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SmmUthrQvDI/AAAAAAAAAVc/7FbjRjTWaks/s320/969891841D71657E93DAB37571D9FE33175DA6E3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yukarıda başlık Bağış Erten’in bugün Radikal Gazetesi’ndeki köşeyazısının başlığından. Gerçekten sevgili Vedat Okyar'ın, Vedat Baba’nın ölümü ardından yaşanılan hissi tarif etmek için en uygun cümlelerden biri olmuş Erten’in attığı başlık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de ölen insanın ardından genelde kötü konuşulmaz. Hayatında insanlara binbir acı çektirmiş olsun, bir neslin korkulu rüyası olmuş olsun farketmez. Ölüm sanki ona, onun kirli geçmişine bir meşruluk kazandırır. O yüzden biraz zordur ölüm ardından yazılan yazıların, yapılan yorumlarına samimiyetine inanmak. Ama sanırım Vedat Okyar için bu geçerli olmadı. Hayattayken nasılsa, onun için nasıl konuşuluyorsa, ölümü ardından da öyle konuşuldu. Ne mutlu ona.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün gazeteler adeta birbirinden haberdar olurcasına aynı başlığı attı: “Güzel insan”. Gerçekten güzel insandı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Onu yüzyüze tanımasak bile samimiyetini, insanlığını farkettiriyordu yazılarında, konuşmalarında. Futbol dünyasında ender bulunacak bir insandı, alabildiğine kirlenmiş futbol dünyasında en fanatiğin bile saygınlığını kazanması şaşırtıcı değildi o yüzden. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evet, alabildiğine Beşiktaşlıydı. Ama onunki bir Selçuk Yula Fenerbahçeliliği gibi değildi. Farklı bir sevgiydi, aşktı onunki. İçinde şefkati de eleştiriyi de sorgulamayı da yanlış bulduğunu cesurca söylemeyi de barındıran bir Sevda.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Sadece futbol dünyası için değil tüm spor, ekonomi, iş ve siyaset dünyası için de örnek alınması gereken bir insan Vedat Okyar. O yüzden de hiç unutulmamalı, unutturulmamalı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-4539896562287502493?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/4539896562287502493/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=4539896562287502493' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/4539896562287502493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/4539896562287502493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/07/onsuz-iyiler-hep-bir-kisi-eksik.html' title='ONSUZ İYİLER HEP BİR KİŞİ EKSİK OYNAYACAK'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SmmUw97wWuI/AAAAAAAAAVk/bYgWilJnp18/s72-c/vedat-okyar-pankart.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-880497518156885819</id><published>2009-07-09T06:46:00.000-07:00</published><updated>2009-07-09T06:50:15.156-07:00</updated><title type='text'>ÜLKENİN UTANÇ TARİHLERİNDEN BİRİ: TEMMUZ 1980 ÇORUM KATLİAMI</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SlX08GWelsI/AAAAAAAAAVU/Fd-j9y0vA-g/s1600-h/Corum_olaylari_3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5356456645161293506" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 287px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SlX08GWelsI/AAAAAAAAAVU/Fd-j9y0vA-g/s320/Corum_olaylari_3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SlX07-6MR8I/AAAAAAAAAVM/nwnhYcqrtAI/s1600-h/Corum_olaylari_2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5356456643163604930" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 230px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SlX07-6MR8I/AAAAAAAAAVM/nwnhYcqrtAI/s320/Corum_olaylari_2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SlX07oj2TiI/AAAAAAAAAVE/E7bjnc7PGWA/s1600-h/Corum_olaylari_1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5356456637164310050" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 103px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SlX07oj2TiI/AAAAAAAAAVE/E7bjnc7PGWA/s320/Corum_olaylari_1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkenin utanç tarihlerinden biridir Temmuz 1980. Aynen yine bir Temmuz günü yaşanan Sivas katliamı gibi. Temmuz 1980, Çorum’da ülkücülerin yaptığı büyük  katliamın tarihidir.&lt;br /&gt;Çorum olayları, 57 Alevi ve sol görüşlü yurttaşın ölümü ve yüzlercesinin yaralanmasıyla sonuçlanır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Olaylardan hemen önce Mayıs ayında Çorum Emniyet Müdürü Hasan Uyar görevinden alınarak yerine Tunceli'de görev yapmış olan Nail Bozkurt atanır. Milli Eğitim Müdürlüğü'ne MHP'li Fethi Katar getirilir. Çorum valiliğine Rafet Üçelli atandı. 40'a yakın polis memuru başka illere nakledilir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;1980 yılındaki 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlama hazırlıkları sırasında kızların kıyafetleri bahane edilerek şu bildiri dağıtılır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Müslüman namusuna sahip çık""&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;19 Mayıs gösterileri adı altında yine namus bacılarımızın iffet ve hayasına kahpeçe ve haince saldıracak bir gün geliyor. Yüreklerimizi parçalıyor, içimize kan akıtılıyor. Yine müslüman evlâdı kan ağlamaya kafir düzen tarafından soyularak, en müstehcen ve kepaze kılıkta teşhir edilecektir. Bin yıllık mübarek tarihimize bundan büyük bir leke sürülebilir mi? Kurtuluş Savaşında namusunu Yunan eli kirletmektense ölmeyi tercih eden mübarek ninelerimizin kemikleri sızlamaz mı? Ey müslüman, düşün, süngüyle ama karnında çocuk çıkarken zihniyetle bu zihniyetin farkı ne? Namazını kıl, orucunu tut yeter; karışan mı var diyen gafil müslüman sen de düşün... Düşün ki, haddini bilmeyenlere bildirelim hadlerini. Şu haris-i Şerifi asla unutma, haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır. Ne mutlu canı ile, kanı ile, malı ile CİHAD edenlere..."İslâmcı Gençlik &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İslamcı ve ülkücü güçler, halkı tahrik etmeye günler öncesinden başlamıştır. Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) önde gelen isimlerinden Gün Sazak 27 Mayıs 1980'de kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından öldürülür. İşte bu cinayet, Çorum'da gerginliği iyice artırır. Alevi ve Sünni mahalleleri arasında barikatlar kurulur. Sokağa çıkma yasağına karşın, çatışmalar olur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu suikasti protesto etmek üzere ülkenin farklı yerlerinde eylem yapan MHP taraftarı ülkücülerin gösterileri şiddet olaylarına dönüşür. Çorum’un en işlek caddesinde, çoğunluğu çocuk ve gençlerden oluşan ülkücüler “kanımız alsa da zafer İslâmın, kana kan, intikam” sloganlarıyla yürüyüşe geçerler. Cadde üstündeki çok sayıda dükkân zarar görür. Çorum'daki gösteriler sırasında da TÖB-DER üyesi bir öğretmen ülkücüler tarafından öldürülür. Kentin çevre il ve ilçelerle bağlantıları göstericiler tarafından kesilir. Alevilerin ve solcuların,göstericilere karşılık vermeye başlaması üzerine, olaylar çatışmaya dönüşür ve askeri birlikler bölgeye müdahale eder.Mayıs ayında yaşanan bu gerginlik askeri müdahaleye karşın devam eder. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 Temmuz sabahı yine bazı mahallelerde halkı komünistlere, Alevilere ve solculara cihata çağıran bildiriler dağıtılır. Sol çevreden ve Alevi önde gelenleri arasından pek çok kişi gözaltına alır. Aynı saatlerde Alevi mahallelerinde halkın üzerine ateş açılır ve evler ateşe verilir. Ertesi gün kentin giriş çıkışlarını kontrol altına alan ülkücüler pazar için kente gelen Alevi köylülerin traktörlerini ve mallarını yakıp, onlara işkence yaparlar. 4 Temmuz günü Cuma namazını kılmakta olan cemaat, “Komünistler Alaeddin Camii'ne silah ve bombalarla saldırdılar” gibi asılsız haberlerle kışkırtılır. Halk, sokaklara dökülünce, olayın hazırlayıcıları eyleme geçerek evlere, iş yerlerine saldırırlar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Milönü Mahallesi girişinde bulunan Alaaddin Camii hoparlörlerinden "Allah Allah" sesleri yayınlanmaya başlayınca, yeniden saldırıya uğradığını düşünen mahalle halkı mahalle çıkışına doğru kaçmaya başlar. Bu kitlenin üzerine hem ülkücüler, hem de polis tarafından ateş açılması sonucu bir çok kişi ölür ya da yaralanır. Aynı zamanda TRT'nin akşam haberlerinde Çorum'daki olayların "Alaaddin Camii'ne ateş açılmasıyla başladığını" duyurması galeyanın devam etmesine yol açar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir yandan da çevre kentlerden ve köylerden ülkücüler Çorum'da birikmeye başlamıştır. Olaylar sırasında toplam 57 öldürülen insanın yanı sıra, iki yüzü aşkın kişi de ağır yaralanır. Üç yüze yakın bina tahrip edilir. Altı yüz kadar aile göçe zorlanır. Çorum Katliamı, Kahramanmaraş ve Sivas olayları ile birlikte sağ görüşlülerin ve ülkücülerin, Alevilere ve sol görüşlülere yönelik en büyük katliamlarından biridir.Oysa ki o yıla kadar Çorum Şehri yıllar boyu, Anadolu geleneksel mozaik yapısının bir örneğidir. Çorum Halkı, farklı etnik ve kültürel yaşam tarzlarına rağmen, barış içinde yanyana yaşamaktadır. Şehir, 1980 yılı baharı ile birlikte patlamaya hazır bir bomba haline dönüşür. Ve sonra o bomba patlatılır halkların kardeşliği üstünde. &lt;br /&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.alevi.com/index.php?eID=tx_cms_showpic&amp;amp;file=uploads%2Fpics%2Fcorum.jpg&amp;amp;width=400m&amp;amp;height=400&amp;amp;bodyTag=%3Cbody%20bgColor%3D%22%23dddddd%22%3E&amp;amp;wrap=%3Ca%20href%3D%22javascript%3Aclose%28%29%3B%22%3E%20%7C%20%3C%2Fa%3E&amp;amp;md5=028340cec070b1cd204c7d2ed66fc6b9" target="thePicture"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu tezgahların, bu acımasızca hazırlıkların devlet tarafından görülmemesi olanaklı değildi. Ama önlem alınmadı aynen Sivas ve Maraş’ta olduğu gibi. Her zamanki gibi Çorum’da solcuların ve Alevilerin yoğunlukta olduğu semt ve mahallelerde operasyonlar başlatılmıştı. Faşistlerin örgütlü olduğu semtlere ise dokunulmamıştı bile. Onlar çatılarda, tepelerde mevzilerini kurmakta, ağır makineli tüfeklerini yerleştirmekteydi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkenin utanç tarihlerinden biridir 1980 Temmuz’u. Olanlardan sorumlu olanlar ne bir özür dilemiş, ne sorumluluğunu kabul etmiştir. Yargılanmamışlardır. Aynı saldırganlıklarını, cinayet ve katliamlarını yıllar boyu sürdürmüşlerdir.  Hatta meclis çatısı altında bile varlık göstermişlerdir. Hatta yıllar sonra Cumhuriyet Gazetesi’nin bir baş köşe yazarı bunca olandan sonra onlar için oy bile istemiştir, onları masum ve sevimli göstermeye çalışmıştır. Ama tarih ve insanlık onuru bazı şeyleri unutmamıza, unutturmamıza izin vermez, veremez hiçbir zaman. &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-880497518156885819?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/880497518156885819/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=880497518156885819' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/880497518156885819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/880497518156885819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/07/ulkenin-utanc-tarihlerinden-biri-temmuz.html' title='ÜLKENİN UTANÇ TARİHLERİNDEN BİRİ: TEMMUZ 1980 ÇORUM KATLİAMI'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SlX08GWelsI/AAAAAAAAAVU/Fd-j9y0vA-g/s72-c/Corum_olaylari_3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-2372020970826347809</id><published>2009-07-09T00:53:00.000-07:00</published><updated>2009-07-09T00:59:38.464-07:00</updated><title type='text'>TÜRKİYE, UYGUR TÜRKLERİ İÇİN NİYE HEP SESSİZ KALDI? BU ÇOK DOĞAL</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SlWjEeJpjXI/AAAAAAAAAU8/CSSt2XF06Bk/s1600-h/0000021715.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5356366629035412850" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SlWjEeJpjXI/AAAAAAAAAU8/CSSt2XF06Bk/s320/0000021715.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Doğu Türkistan’da günlerdir bir insanlık dramı yaşanıyor. Komünizmle uzaktan yakından ilgisi olmayan, komünizmin ismini kirleten, totaliter ve anti-demokratik bir rejimin hüküm sürdüğü, her gün alanlarında yüzlerce farklı görüşleriyle insanın idam edildiği Çin, yeni bir devlet terörüne daha imza atıyor tüm dünyanın gözü önünde. Uygur Türklerinin barışçı gösterisini kana buladı Çin. Doğu Türkistan halkı 20. asır boyunca çok acılar çekti. Sürekli yok olma tehlikesiyle yaşadı. Yıllarca varlıkları bile inkar edildi. Çin Anayasası, Doğu Türkistan’da Uygur dilinin Çince ile birlikte resmi dil olmasını garanti ediyor. Ama Çin hükümeti bu anayasal hakka bile saygı duymıyor. 2003’ten beri okullarda ve üniversitelerde Uygur dili tamamen yasak. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 bin kadar Uygur siyasi görüşleri ve dinsel inançları nedeniyle cezaevinde. Uygurlar her alanda ayrımcılık kurbanı. Uygurların dili ve dini büyük baskı altında. Çin devleti, Uygur Türklerine yıllardır sistemli bir şekilde zulmediyor. Çin devleti, dilimize Şincan diye çevrilen uydurma bir ad koydu Doğu Türkistan bölgesine. Orasının tarihten gelen ismi ise Doğu Türkistan. Mao öncesi Çin’in resmi dilinde bile orası Çin Türkistanı. Ama Çin’in inkar politikalarıyla oranın ismi değiştirilmiş. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye ise şimdiye kadar zulüm görmekte olan Doğu Türkistan halkı için hiçbir şey yapmadı, yapamadı, yapamazdı da. Sessiz kalmak zorundaydı çünkü. Nasıl aksi olabilirdi ki? Niye mi? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi halkıyla sürekli çatışma halinde olan, kendi ülkesindeki yıllar boyu Kürtleri, azınlıkları sistematik inkâr ve asimilasyon politikalarına tâbi tutan, sadece farklı ırktan ve dinden diye birçok insanının öldürülmesine karşı duramayan, tarihinde 6-7 Eylül, Varlık Vergisi, Sivas, Maraş ve Çorum katliamları gibi utançları olan bir Türkiye nasıl Çin’i eleştirebilir ki? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye nasıl olur da Türk soydaşlarımızın Çin’de yaşadığı zulümlere ses çıkarabilirdi ki? Yıllarca Türk olmayan tüm yerleşim yerlerinin isimlerini yok edip, yerine yer adları türeten Türkiye, nasıl olur da yüzyılların camisinin ismini “Sugong kulesi” olarak değiştiren bir rejime karşı durabilirdi? &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Çin’de son olaylarda Rabiya Kadir ismi öne çıktı. Esasında yıllardır gündemde olan bir isimdir. Ama Türkiye’nin yeni yeni tanıdığı, veya gördüğü. Kadir, Uygur Türklerinin yaşayan en popüler lideri, zulüm gören Doğu Türkistan halkının sembolü oldu yıllardır. Küçük bir çamaşırhaneden başlayıp, adım adım işlerini genişleten tekstil ve ticaret zinciri kuran bir işkadını. Çin devleti Rabiya Kadir’e ve ailesine türlü zulümler yaptı. Kadir, önce hapislere atıldı, sonra da yurdundan kovuldu. Türkiye, Kadir’den hep uzak durdu çünkü “Çin” ile ilişkiler bozulamazdı. Hem sonra kendi içinde farklı düşünen aydınına ne derdi Türkiye, Orhan Pamuk’una, Yaşar Kemal’ine, Hrant Dink’ine, Musa Anter’ine...vb sahip çıkması gerekmez miydi? Yıllarca Kadir’i görmezden gelen bir ülke şimdi nasıl olur da onu sahiplenir, tüm medyasında kahraman ilan edebilir, olsa olsa bu ikiyüzlülük değil midir?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Kendi ülkesinde “bölünmez bütünlük” kavramını, 301 gibi bir maddeyi farklı düşünenler üstünde bir kılıç gibi sallayan Türkiye, nasıl olur da Çin’in bölünmez bütünlüğüne tehdit olan, Çin’den ayrılmayı savunan Uygur Türklerine destek verebilirdi ki? Yoksa demezler mi “bölünmez bütünlük” sadece sizin için mi, sizin ülkenizde mi geçerli?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye kendi halkının tüm farklılıklarıyla barışık hale gelmedikçe, kendi halkının tüm farklılıklarını kabul edip onları özgür kılmadıkça, Türkiye dışındaki Türklerin haklarının ve özgürlüklerinin de mücadelesini de veremez, vermeye yüzü olmaz. Aynen Uygur Türklerinde olduğu gibi. Hiçbir yurttaşına eziyet etmeyen bir Türkiye ancak Çin gibi baskıcı rejimlere karşı durabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada bu ülkede halkların kardeşliğini savunanların zamanında çok tepki çeken, adeta ona karşı bir linç ortamı yaratılan “Hepimiz Hrant'ız, Hepimi Ermeniyiz” sloganın ne kadar haklı olduğu, bu felsefenin tüm dünya için ne kadar geçerli olduğu bir kere daha tescillendi. Sadece Çin’de Uygur Türkü olmak yetmez, Türkiye’de Ermeni, Kuzey Irak’ta Türkmen, İsrail’de Filistinli, Çin’de Tibetli ve Uygur Türkü olmak gerekir. Ezilen, hor görülen nerdeyse onun yanında olmak. Her zaman ve her yerde, koşulsuz olarak.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-2372020970826347809?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/2372020970826347809/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=2372020970826347809' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/2372020970826347809'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/2372020970826347809'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/07/turkiye-uygur-turkleri-icin-niye-hep.html' title='TÜRKİYE, UYGUR TÜRKLERİ İÇİN NİYE HEP SESSİZ KALDI? BU ÇOK DOĞAL'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SlWjEeJpjXI/AAAAAAAAAU8/CSSt2XF06Bk/s72-c/0000021715.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-8295492580885100914</id><published>2009-07-08T03:44:00.000-07:00</published><updated>2009-07-08T03:47:21.656-07:00</updated><title type='text'>İSPANYA’DAKİ KANLI BOĞA GÜREŞLERİ İNSANLIĞIN UTANCIDIR</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SlR4ivqPRnI/AAAAAAAAAU0/G0xxCjT-SOU/s1600-h/fft22_mf204376.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5356038395154876018" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 229px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SlR4ivqPRnI/AAAAAAAAAU0/G0xxCjT-SOU/s320/fft22_mf204376.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Pamplona Boğa Koşusu", İspanya'da 100 yıldan beri yapılıyor. Haziran veya Temmuz ayında bir hafta boyunca sabah saatlerinde boğalar dar sokaklara salınıyor ve hayvanlar arkada insanlar önde ölümüne bir kovalamaca gerçekleşiyor. 800 metrelik koşu, Pamplona arenasında boğaların öldürülmesiyle sonuçlanıyor. Sokaklarda koşuşturulan boğalara, sokağa salınmadan önce elektrik şoku veriliyor, sivri ve keskin uçlu şişlerle şişleniyor. Böylece kızdırıldıktan sonra insanların üzerine salınıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İspanya'daki Boğa Güreşleri ve "Boğa Koşusu" tüm dünyada hayvan hakları savunucularının büyük tepkisine neden olan bir konu.  Barcelona Şehir Meclisi 2004 Nisan ayındaki oylamayla bu ilkel kanlı etkinliği yasaklamış, ardından da aralarında İspanya'daki en eski boğa güreşi geleneğine sahip olan Olot, Torello ve Calldetenes gibi kentler de bu karara uymuşlardı. Ama halen İspanya’nın birçok yerinde boğalar sadece insanların eğlencesi uğruna eziyet görüyor, öldürülüyor. Ve en kötüsü bu ulusal bir gelenek olarak görülüyor ve İspanyollarca savunuluyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Boğa güreşlerinin kökeninde aslında çok eski bir mit yatıyor. “Taurobolium” denen boğa kurban etme ritüeli MS 160 yılında Roma İmparatorluğu’nda başlamıştı. Amaç boğanın kanı ile güçlenmek, yeniden doğmaktı. Kurban adayan kişi öldürülen boğanın kanı içinde yıkanır, böylelikle boğanın gücüne kavuşacağına ve yeniden doğacığına inanırdı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İspanya'da her yıl gerçekleştirilen bu etkinlikler insanlık onuruna, hayvan haklarına ve bir bütün olarak canlı haklarına aykırı. Bu tür şiddet içeren ve canlılara zarar veren etkinliklerin gelenek adı altında sürdürülmesi de kabul edilebilir değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu yıl da İspanya'nın Pamplona kentinde her yıl yapılan San Fermin Festivali başladı dün. 14 Temmuz gecesi sona erecek festivalde boğalar, sekiz gün boyunca her sabah saat 08.00’de 825 metrelik yolda insanlarla birlikte koşacak yine.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İspanya Hükümeti’ne yapılan sayısız başvurulara rağmen, İspanya “boğa güreşleri”nin bir gelenek olduğunu mazeret olarak ileri sürse de gerçek sebebin İspanyol turizmi olduğu çok açık. Zira İspanya’daki boğa güreşleri her yıl dünya medyasında birçok habere konu oluyor ve böylelikle İspanyol turizmi para ödemeden bedava reklam yapıyor. Turist çekmek adına birçok şehir ve kasabalar boğa güreşi festivalleri düzenliyor. &lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bir canlının kızdırılarak, acı çektirilerek ve dakikalar boyu şişlerle delik deşik edilerek öldürülmesinde nasıl bir eğlendirici yan olabilir? Yanıt insan ruhunun karanlık yanında saklanan acımasızlıkta olsa gerek. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İnsanlığın tek ihtiyacı birazcık utanç duygusu. Sadece utanç duygusu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-8295492580885100914?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/8295492580885100914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=8295492580885100914' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8295492580885100914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8295492580885100914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/07/ispanyadaki-kanli-boga-guresleri.html' title='İSPANYA’DAKİ KANLI BOĞA GÜREŞLERİ İNSANLIĞIN UTANCIDIR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SlR4ivqPRnI/AAAAAAAAAU0/G0xxCjT-SOU/s72-c/fft22_mf204376.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-7985785871309160271</id><published>2009-07-06T01:56:00.000-07:00</published><updated>2009-07-06T02:00:42.255-07:00</updated><title type='text'>DİNK DAVASI İKİ YAŞINDA: SORULAR CEVAPLANMADI, SORUMLULAR CEZALANDIRILMADI, AİLESİNİN VE HRANT'IN DOSTLARININ ACISI HALA DİNMEDİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SlG8QuYFN2I/AAAAAAAAAUs/oXALy1o3NCY/s1600-h/fft22_mf159554.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5355268427433195362" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 228px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SlG8QuYFN2I/AAAAAAAAAUs/oXALy1o3NCY/s320/fft22_mf159554.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, sevgili kardeşimiz Hrant Dink suikastıyla ilgili yargı süreci bugün tam ikinci yılını dolduruyor. Bugüne kadar gelinen süreçte davanın önemli bir ayağı olan, belki de en önemli ayağı olan devlet görevlileri ayağında şimdiye kadar bir yol alındığı ne yazık ki söylenemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dink’in öldürüleceği ihbarının resmen alındığı, buna karşın cinayetin önlenmediği, birçok noktada gerek polisin gerek jandarmanın ihmalleri olduğu ortaya çıkmıştı. Ancak bu sorumluların yargılanması konusunda yargı hiçbirşey yapmamakta ısrar ediyor. Son olarak Dink ailesi Türkiye’de iç hukuk yolunun tükendiği noktada dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) götürdü. Dink ailesi avukatlarının açıklamasına göre bugüne kadar dört dosya AİHM’ye gitti. Mahkeme de bu davaları kabul etti ve Türkiye hükümetine sorular yönelterek, bunların Kasıma kadar cevaplanması için süre verdi. Olayın birkaç boyutu var;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi Trabzon Emniyeti: Savcılık Trabzon polisi hakkında kovuşturmaya gerek olmadığına karar verdi. Dink ailesinin buna yaptığı itirazı reddedildi. Trabzon Valiliği de aralarında İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in de bulunduğu yedi polis hakkında soruşturma izni vermedi. Dink ailesinin bu karara itirazı da reddedildi. Aile AİHM’ye başvurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi Trabzon Jandarması: Trabzon İl İdare Kurulu yalnızca astsubaylar Okan Şimşek ve Veysel Şahin için soruşturma izni verdi. Dink ailesi, diğer görevlilerle ilgili soruşturmaya gerek görülmemesine itiraz etti. Bu itiraz reddedildi. Aile AİHM’ye başvurdu. Şimşek ve Şahin’le ilgili olaraksa Trabzon 2.Sulh Ceza Mahkemesi’nde açılan dava sürüyor. İki sanığın ifadeleri doğrultusunda dönemin jandarma alay komutanı Ali Öz ve diğer görevlilerle ilgili, hem mahkeme hem aile suç duyurusunda bulundu. Albay Ali Öz ve diğer beş görevli hakkında ‘görevi ihmal’den dava açıldı. İki dava birleştirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Samsun Emniyeti ve Jandarma: Çay ocağında Ogün Samast’la resim çekilmesiyle ilgili başlatılan Samsun Savcılığı’nca soruşturma sonucu yalnızca polisler Metin Balta ve İbrahim Fırat hakkında dava açıldı. Dink ailesi, diğer polis ve jandarma görevlileri hakkındaki takipsizlik kararına itiraz etti. Ancak reddedildi. AİHM’ye başvuruldu. Bu arada Samsun 4. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki yargılamada da iki polis beraat etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veee İstanbul Emniyeti: Sadece dönemin İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler için soruşturma izni verildi. Dink ailesi karar diğer görevlileri kapsamadığı için itiraz etti. Güler’le birlikte yedi polis hakkında daha soruşturma izni verildi ancak Cerrah yine soruşturma dışında tutuldu. Dink ailesi itiraz etti. Mahkeme kabul etmedi. Aile AİHM’ye başvurdu. Cerrah’la ilgili Fatih Savcılığı’nca yürütülen soruşturmadan da sonuç çıkmadı: ‘Kovuşturmaya yer yok’ denildi. Ailenin itirazı yine reddedildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Foto: Radikal Gazetesi internet sitesinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-7985785871309160271?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/7985785871309160271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=7985785871309160271' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/7985785871309160271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/7985785871309160271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/07/dink-davasi-iki-yasinda-sorular.html' title='DİNK DAVASI İKİ YAŞINDA: SORULAR CEVAPLANMADI, SORUMLULAR CEZALANDIRILMADI, AİLESİNİN VE HRANT&apos;IN DOSTLARININ ACISI HALA DİNMEDİ'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SlG8QuYFN2I/AAAAAAAAAUs/oXALy1o3NCY/s72-c/fft22_mf159554.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-1006399651221572954</id><published>2009-07-02T05:59:00.001-07:00</published><updated>2009-07-02T06:00:58.977-07:00</updated><title type='text'>5 DAKİKALIK ATEŞLİ BİR SEVİŞME TÜRK ÖRF VE ADETLERİNE AYKIRI MIDIR?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SkyvQwoYvaI/AAAAAAAAAUk/lp2t35sPoUA/s1600-h/news_53394.1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5353846759503740322" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 242px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SkyvQwoYvaI/AAAAAAAAAUk/lp2t35sPoUA/s320/news_53394.1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aşk-ı Memnu, 5 dakikalık sevişme sahnesiyle reyting rekoru kırarken, dizinin sezon finali Alo RTÜK'te aziz halkımızın şikayetlerine konu oldu ve RTÜK de Kanal D ve diziye ceza verilmesine karar verdi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de ailelerin çay çekirdek eşliğinde, çoluk çombalak televizyon karşısına yerleştiği saatlerde yayınlanan ve tüm bir akşam boyu süren bu dizide, muhafazakar toplumumuzu rahatsız eden ise sevişmenin uzunluğu ve ateşliliği olmuş edilen şikayetlere göre. Okuyunca haberi hiç de şaşırmadım. Muhafazakarlık içinde ikiyüzlülüğü barındıran bir kavramdır. Türk toplumunda da her tutucu toplum gibi bu ikiyüzlülülük halinden bolca mevcuttur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Aynı toplum, entrikalar, ayak kaydırmalar, kazıklamalar, kafasına sıkmalarla dolu dizileri izlerken hiç rahatsız olmaz. Adanalı dizisinde başroldeki şahıs, her bölümde birilerini döverken, Yemekteyiz programında insanlar birbirlerine akıl almaz şekilde aşağılayarak saldırırken hiç rahatsız olmazlar. Bir yarışma programında genç kızlar karşılarında erkekler tarafından aşağılanırken, erkek egemen ideoloji sürekli yeni baştan üretilirken de. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bu toplumun, utanma ve sıkılma duygularını sadece bir çiftin aşk yapma sahnelerinde mi harekete geçiyor? Eleştiriler arasında en hoş olanı da “Toplumsal değerler göz ardı edilerek utanma ve sıkılma duygularını harekete geçirmiştir”. İnsan merak ediyor, Türk örf ve adetlerine göre, sevişme süresi ve ateşlilik seviyesi ne düzeyde olmalıdır? Bu konuda din adamları ve üniversite hocalarımız toplanarak en kısa sürede akademik bir çalışma yapmalıdırlar. Türk Tarih Kurumu mümkünse bu konuda Türklerin kahramanlıklar dolu tarihinden ve Cüneyt Arkın’ın Bizanslı kadınlarla birlikte olduğu eski Türk filmlerinden önermeler çıkarmalıdır? Yoksa bu bizi değerlerimizden uzaklaştırmak isteyen, ülkemizi bölmek isteyen dış mihrakların ve onların içerideki işbirlikçilerinin toplumumuz üstünde oynadığı bir oyun mudur? &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-1006399651221572954?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/1006399651221572954/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=1006399651221572954' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1006399651221572954'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1006399651221572954'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/07/5-dakikalik-atesli-bir-sevisme-turk-orf.html' title='5 DAKİKALIK ATEŞLİ BİR SEVİŞME TÜRK ÖRF VE ADETLERİNE AYKIRI MIDIR?'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SkyvQwoYvaI/AAAAAAAAAUk/lp2t35sPoUA/s72-c/news_53394.1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-5030331144715636761</id><published>2009-07-01T06:07:00.000-07:00</published><updated>2009-07-01T06:30:49.769-07:00</updated><title type='text'>GAZETECİ BÖLÜĞÜÜ...AYAĞA KALKILACAKKK. KALKKK</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SktksURhCMI/AAAAAAAAAUc/ilptVMsT0mI/s1600-h/sus.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5353483294579165378" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 237px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SktksURhCMI/AAAAAAAAAUc/ilptVMsT0mI/s320/sus.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Gittiğim basın toplantılarında, konferanslarda özellikle dikkat ederim. Başbakanın, Cumhurbaşkanın, Bakanların, eski Cumhurbaşkanı veya Başbakanların ve de Komutanların düzenlediği veya konuşmacı olarak yer aldığı toplantılardaki gazetecilerin halet-i ruhiyelerini ve içine büründükleri psikoloji ve ruh hallerini. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin ekonomi ile ilgili bir basın toplantısı vardır. Bir bakan da davetlidir. Bakanın salona girmesiyle birlikte birden herşey kesilir. Ön sırada bulanan kurmaylar, dernek başkanları, sanayi odası başkanları..vb hemen ayağa kalkarlar. Ön sıralarda bir domino etkisi hissedilir. İşte o anlarda bakarım hep, basın tarafında da ayağa kalkanlar olur mu diye? Ve olur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Sözkonusu Cumhurbaşkanı ve Başbakan ise ayağa kalkanların sayısı artar, tüm salonu kaplar. Ve yine ayağa kalkan gazeteciler olur.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ama eğer sözkonusu bir komutan ise hele bir de Genelkurmay Başkanı ise. O zaman dünya durur adeta. Artık sık sık basının karşısına çıkan (tabii bu sözkonusu basına Taraf, Birgün gibi gazeteler hiçbir zaman eklenemez, onlar yasaklıdır) Genelkurmay Başkanı’nın toplantıları. Çağırılan gazeteciler arasında orduya yakın duran gazetelerin yazarları komutan girer girmez salona ayaktadırlar. Daha liberal taraftaki yazarlar ayağa kalkmazlar ama bir garip bir tuhaf hissederler kendilerini. Acaba kalksak mı, mimlendik mi yoksa diye etrafa telaşlı telaşlı bakarlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son toplantı da bunun örneği oldu. Genelkurmay Başkanı’nın arkasına 36 generali alarak düzenlemiş olduğu basın toplantısı, yıllardır görmeye alıştığımız basın toplantılarından biriydi. Yine hiç şaşırtıcı olmayan şekilde, onların karşışında adeta süt dökmüş kedi gibi oturan gazeteciler vardı. Genelkurmay Başkanı’nın parmağını sallayarak, kelimeleri heceleyerek, tehditkâr bir üslupla verdiği cevaplara karşı, gazetecilerin korkusu, çekincesi yüzlerinden okunuyordu adeta. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetecilik korkusuz olmayı gerektirir. Cesur olmayı. Hiçbir kuruma yakın olmamayı, her kurma belirli bir mesafede olmayı. Gazeteci bir bakan bir başbakan geldiğinde ayağa kalkmak zorunda değildir, bir komutanın karşısında hazırolda durmak zorunda da değildir. Ama Türkiye basınında ne yazık ki bu gazetecilerden o kadar çok var ki. Türkiye’de gazeteciliğin gün be gün ölüşüne, can çekişmesine seyirci kalanlar ve de bunun en büyük sorumluları arasında yer alanlar. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-5030331144715636761?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/5030331144715636761/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=5030331144715636761' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/5030331144715636761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/5030331144715636761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/07/bakan-basbakan-gelince-ayaga-kalkan.html' title='GAZETECİ BÖLÜĞÜÜ...AYAĞA KALKILACAKKK. KALKKK'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SktksURhCMI/AAAAAAAAAUc/ilptVMsT0mI/s72-c/sus.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-1066611393518817006</id><published>2009-06-09T04:05:00.000-07:00</published><updated>2009-06-09T04:07:46.421-07:00</updated><title type='text'>TAKSİM’İN SEMBOL KÖPEĞİ EBRU İÇİN ADALET</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Si5CXS3pjuI/AAAAAAAAAUU/8BtmQ0TAS2g/s1600-h/490-254.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345282775705030370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 166px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Si5CXS3pjuI/AAAAAAAAAUU/8BtmQ0TAS2g/s320/490-254.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Si5CTrC41tI/AAAAAAAAAUM/xKnn9Vt79dY/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345282713475143378" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Si5CTrC41tI/AAAAAAAAAUM/xKnn9Vt79dY/s320/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kadıköy Çarşı’nın maskotu Kaz Rodi’dir. Gerçi neredeyse her daim ordadır ama Kaz Rodi’yi görmediğiniz zaman eksikliğini hissedersiniz sokaktan geçerken. Adeta bir sembolü olmuştur o olduğu yerin.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Taksim Meydanı ve Marmara Otel çevresi için Ebru öyledir, ya da öyleydi demek artık daha doğru. Ebru Taksim'deki The Marmara oteli tarafından sahiplenilmişti. Sevimli köpek Ebru mekanın vazgeçilmezlerinden biri haline gelmişti, ismini bilmeyenler bile bu köpeği bilirdi mutlaka.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ebru her zaman oradaydı, otel girişinin sağındaki paspasının üstünde. Kentin tam ortasında adeta. Ziyaretçilerini otelin o da karşılıyordu, bazen de metronun çıkışına gidip orada Taksim’e gelenleri karşılıyordu. Öyle ki, dünyanın en prestijli yayınlarına, hatta önde gelen tasarım dergisi Wallpaper'a bile konu olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçen hafta Ebru'nun hayatı sona erdirildi zalim insanlar tarafından. Bir veya birkaç şahıs tarafından dehşet verici bir saldırıya uğradı. Tekmelerle yaralandı. Sonunda binbir güçlükle ayağa kalıp The Marmara'nın önündeki köşesine dönebildi, oradan da hemen Vet. Dr. İlhan Bey tarafından acilen ameliyata alınmak üzere hayvan hastanesi Animalia'ya kaldırıldı. Göğüs kafesinde çeşitli yaralanmalar, akciğerde hasar, diyaframda çeşitli zedelenmeler. 48 saat direndikten sonra, 1 Haziran, Pazartesi günü Ebru hayata veda etti.İnsanını korumayan sadece kendini koruyan bir devlet, birbirlerine karşı hoşgörüsüz bir toplum, hayvanlara karşı acımasızca bir düşmanlık besleyen insanlar. Hepsi ne yazık ki bu topraklarda birleşiyor, ve masum bir canlının canının vahşice alınabiliyor bu ülkede. Sadece taş atan çocuklarını cezalandırmayı bilen bir ülkede Ebru köpeğin katillerinin bulunacağını düşünmek çok iyimserlik olur. Bunun için bireysel çabalar ve tanıklıklar gerekecek. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu olaya tanıksanız, veya tanık olan başkalarını tanıyorsanız, biliyorsanız lütfen Viktor Larkhill'le bağlantıya geçebiliyorsunuz. Adresi &lt;a href="mailto:v.larkhill@googlemail.com"&gt;v.larkhill@googlemail.com&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-1066611393518817006?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/1066611393518817006/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=1066611393518817006' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1066611393518817006'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1066611393518817006'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/06/taksimin-sembol-kopegi-ebru-icin-adalet.html' title='TAKSİM’İN SEMBOL KÖPEĞİ EBRU İÇİN ADALET'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Si5CXS3pjuI/AAAAAAAAAUU/8BtmQ0TAS2g/s72-c/490-254.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-321257956921394370</id><published>2009-05-19T13:58:00.000-07:00</published><updated>2009-05-19T14:04:18.247-07:00</updated><title type='text'>O KUPA EN ÇOK BU GÜZEL İNSANIN ELİNE YAKIŞIR</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/ShMemlc4ETI/AAAAAAAAAUE/5MHPcgG7fvE/s1600-h/news_manset_resim_hb_Lucescu005.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5337643631601258802" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 162px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/ShMemlc4ETI/AAAAAAAAAUE/5MHPcgG7fvE/s320/news_manset_resim_hb_Lucescu005.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/ShMeh_HoajI/AAAAAAAAAT8/WnxMEl9cny0/s1600-h/Mircea_Lucescu_3.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mircea Lucescu yine farkını gösterdi. Lucescu, daha önce çalıştırdığı G.Saray ve Beşiktaş’ın taraftar gruplarına 50’şer bilet satın aldı. Werder Bremen’le Şükrü Saracoğlu Stadı’nda UEFA Kupası finaline çıkacak olan Shakhtar Donetsk’in teknik patronu Mircea Lucescu, G.Saray'a Süper Kupa ve Türkiye şampiyonluğu, Beşiktaş’a ise 100. yıl şampiyonluğunu yaşatmıştı. Lucescu, “İki kulüp taraftarı da beni inanılmaz bir şekilde uğurladı. Onları hayatım boyunca unutamam” dedi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de gerçek futbolseverin kalbinde ayrı bir yeri vardır Lucescu’nun. Belki de Derwall ile birlikte Türkiye’de en büyük saygıyı, taraflı tarafsız herkesin sevgisini, takdirini kazanmış ender hocalardandır. Tabii bu takdire ve sevgiye giden yolu çok çetrefilli oldu onun için. Belki de Türkiye’de en çok aşağılanmış, hor görülmüş teknik direktörlerdendi, ama eninde sonunda herkese kabul ettirdi kalitesini ve farkını. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Mircea Lucescu, özellikle Galatasaray’da zor günler geçirdi. Fatih Terim’in kadrosuyla mukayese edilmeyecek bir kadroyu çalıştırdı ama büyük başarılara koşturdu takımı ama kimseye yaranamadı ve gönderildi. Beşiktaş’a geldiğinde ise görece kendini kabul ettirmişti. Beşiktaş’ı şampiyon yaptı, UEFA Kupası’nda çeyrek finale çıkardı. Taraftar delicesine sevdi onu, futbolcular da. Pascal Nouma’nın Lucescu’nun elini öperken çekilen fotosu halen birçok Beşiktaşlının aklında ve kalbindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakkında söylenmedik nerdeyse hiçbir şey kalmamıştı Türkiye’deyken Lucescu’nun. Dağınık saçlarından, kısık bakan gözlerinden tutun da, giyinişine, Çingene kimliğine kadar. “Bizim köşedeki manava benzeyen adamdan teknik direktör mü olur” bile dendi. Sert bakışlarıyla karizma yaptığını zanneden futbol adamlarının dünyasında farklı bir yerdeydi oysa ki o. İnsani yanıyla farklıydı herşeyden once. Katıksız beyefendiydi. Altı dil bilen bir futbol kültürü adamı.&lt;br /&gt;Türkiye’de futbol dünyasındaki her türlü pisliği eleştirdi. Bu da onun sonu oldu zaten. Hakemleri, Merkez Hakem Kurulu’nu, Fenerbahçe yönetimi ve Federasyon’u hedefledi, haksızlıklara karşı çıktı. Türkiye’yi Çavuşevsku’nun Romanya’sına benzetirken çok tepki topladı, ama akılcı düşünenler bunun ne kadar doğru olduğunun acı bir şeklinde farkındaydı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben şahsen can-ı gönülden istiyorum UEFA Kupası’nın İstanbul’da onun elinde havaya kalkmasını. Lucescu da, üç büyüklerin içinde çalıştırmadığı tek takım olan Fenerbahçe’nin stadında belki de bir şampiyonluk tadacak. Şimdilik tabii, yoksa Aragones’i gönderen Fener’in listesinde Lucescu da var. Ama birçok futbolseverin dileği de, onun Fenerbahçe’ye veya diğer hiçbir Türkiye Ligi takımına dönmemesi, Türkiye’e gelmemesi. Çünkü Türkiye’de futbol onun gibi birisini kaldıracak kadar temiz değil, hiçbir zaman da olmadı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-321257956921394370?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/321257956921394370/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=321257956921394370' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/321257956921394370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/321257956921394370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/05/o-kupa-en-cok-bu-guzel-insanin-eline.html' title='O KUPA EN ÇOK BU GÜZEL İNSANIN ELİNE YAKIŞIR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/ShMemlc4ETI/AAAAAAAAAUE/5MHPcgG7fvE/s72-c/news_manset_resim_hb_Lucescu005.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-1336758821987922142</id><published>2009-05-19T05:50:00.000-07:00</published><updated>2009-05-19T05:56:48.066-07:00</updated><title type='text'>IŞIKLAR İÇİNDE YAT KARDEŞİM</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/ShKrPJy41OI/AAAAAAAAATs/yY3AuPxRu-w/s1600-h/saylan+dink.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5337516785203205346" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/ShKrPJy41OI/AAAAAAAAATs/yY3AuPxRu-w/s320/saylan+dink.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Agos'un Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in 19 Ocak 2007'de öldürüldüğü gün gazete binası önündeki kalabalık içindeki isimlerden biri de, Prof. Dr. Türkan Saylan'dı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Dink için açılan taziye defterindeki ilk yazı da Saylan’a aitti. Saylan, yazısının sonunda şöyle diyordu: “Daha adil, insanlarına, fikirlerine saygılı bir Türkiye için çalışacağız. Işıklar içinde yat kardeşim.” &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bugün sonsuzluğa uğurluyoruz Saylan’ı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bazen insan fikir ayrılıkları yaşadığı, arasında ideolojik farklılıklar olan bir insana da saygı duyar. Saylan, bu insanlardan belki de başta geleniydi. Radikal İslamcıları ve kendilerinden farklı düşünen herkesi faşist ilan eden liberaller dışında herkesin saygısını kazanmıştı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ben de açıkçası her zaman her görüşünü benimsemedim Saylan’ın. Tek bir yaşam tarzını çağdaş diye niteleyip, diğer yaşam tarzlarını çağdışı görmesi şekilci bir anlayış olarak göründü gözüme hep. Onu ezilen Kürt kızlarının, yine ezilen başörtülü kızların da yanında görmek istedim hep. Ama o ve ÇYDD hep tek bir açıdan bakmayı benimsemişti bir kere kadının ezilmesi sorununa.&lt;br /&gt;Ama işte o farklıydı diğerlerinden. En tek taraflı cümlesinde bile insancıllığını hissettiriyordu karşısındakine.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;“Ne şeriat ne darbe” mesajı vereceği için İzmir’de Cumhuriyet mitinginde konuşturulmadığında onun acısını ve isyanını yürekten hisseden öyle çok insan vardı ki, biri de bendim. Darbeciliğe karşı bir duruş gerçekleştirse de yine de Ergenekon soruşturması kapsamında ona yapılanlar da hayatının son döneminde ona yapılmaması gereken bir şeydi. Onun Doğu Perinçek'lerin, Kemal Kerinçsiz'lerin, Tuncay Özkan'ların, Veli Küçük'lerin, Şener Eruygur'ların yanında yeri olamazdı, olmamalıydı. Bu her zaman bir ayıp olarak hatırlanacaktır, bu ülkede milyonlarca hukuksuzluğun yanında tarihte hep yazacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İnatçılığıyla, direnişçiliğiyle, aksi olmadan geliştirdiği isyankarlığıyla örnek bir kadındı, huzur içinde uyusun. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-1336758821987922142?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/1336758821987922142/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=1336758821987922142' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1336758821987922142'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1336758821987922142'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/05/isiklar-icinde-yat-kardesim.html' title='IŞIKLAR İÇİNDE YAT KARDEŞİM'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/ShKrPJy41OI/AAAAAAAAATs/yY3AuPxRu-w/s72-c/saylan+dink.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-6560314268038859114</id><published>2009-05-15T12:35:00.000-07:00</published><updated>2009-05-15T12:37:07.150-07:00</updated><title type='text'>MİLLİ "HADİSE"MİZ ve TRT'NİN MEMUR SEÇİMİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sg3EKYfLIGI/AAAAAAAAATc/1wjFzrdtrvo/s1600-h/hadise-eurovision.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5336136816154845282" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sg3EKYfLIGI/AAAAAAAAATc/1wjFzrdtrvo/s320/hadise-eurovision.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünlerde en mühim milli meselemiz “Hadise” meselesi. Düm Tek şarkısıyla Eurovizyon şarkı yarışmasında finale kaldı Hadise. Eurovizyon’a uygun, orada başarı kazanabilecek, muhtemelen ilk üçe girecek bir şarkı. Kalitesiz ve boş değil, ama çok üst düzey de değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son bir haftadır ise Hadise’nin yaşadığı büyük stresi basında takip ediyoruz. Hadise, adeta 26 yıl sonra kupayı almak için kupa finaline çıkan Fenerbahçeli futbolcular kadar omuzlarında büyük bir yük hissediyor sanki.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta TRT’den olmak üzere, Hadise üzerinde büyük bir baskı var. Yaşadığı sağlık sorunları da bu baskının göstergesi olsa gerek.  Ne yazık ki bizde Erovizyon işi hep böyle olageldi. Adı üstünde bir şarkı yarışması ama bir milli mesele olarak algılandı. Şurası da kesin ki, bu hep böyle olacak, hep böyle devam edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda Türkiye müzik dünyasının birçok önemli ismi, grubu bu şarkı yarışmasına katıldı. Athena, Mor ve Ötesi, Kenan Doğulu. Ama seçilerek değil atanarak. TRT’nin Eurovision için yaptığı seçmeler son yıllarda bir memur atamasını andırıyor adeta. Bence bu tarz birini memur etmek yerine, eskisi gibi elemeler yapmalı. Bir yandan Athena, Mor ve Ötesi gibi gruplar tüm kariyerlerini riske atabiliyorlar, biryandan genç yeteneklerin önü kapanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka sorunsalımız da dil konusu. Türkçe mi İngilizce mi. Şurası kesin ki, genelde İngilizce şarkılarla ilk üçe girilebiliyor. Bunu gören TRT de zaten İngilizce şarkı üstünde duruyor hep. Ama eğer gerçekten Türkiye de müziği tanıtma amacı olsa, çok farklı şarkılarla gidilirdi. Ama bunu da bir devlet kurumu olan TRT’den beklemek hayalcilik olur. Neyse, herşey bir yana, Hadise’ye başarılar. Yarışma bitsin de bir an once şu streslerden, baskılardan kurtulsun. O da biz de rahat edelim, huzura kavuşalım yine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-6560314268038859114?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/6560314268038859114/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=6560314268038859114' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/6560314268038859114'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/6560314268038859114'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/05/milli-hadisemiz-ve-trtnin-memur-secimi.html' title='MİLLİ &quot;HADİSE&quot;MİZ ve TRT&apos;NİN MEMUR SEÇİMİ'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sg3EKYfLIGI/AAAAAAAAATc/1wjFzrdtrvo/s72-c/hadise-eurovision.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-1803486888999063109</id><published>2009-05-10T11:47:00.000-07:00</published><updated>2009-05-10T11:53:00.429-07:00</updated><title type='text'>ONLAR, HAYATLARININ BAŞINDA ANNESİZ KALANLAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sgchgi3ijCI/AAAAAAAAATU/tkkFOHwiMkI/s1600-h/mother-loves-2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5334269126642928674" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 262px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sgchgi3ijCI/AAAAAAAAATU/tkkFOHwiMkI/s320/mother-loves-2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SgchYCdJhdI/AAAAAAAAATM/lDxp0AeurvA/s1600-h/mardin.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5334268980503348690" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SgchYCdJhdI/AAAAAAAAATM/lDxp0AeurvA/s320/mardin.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün gazetelerde insanın içini burkan bir görüntü vardı. Mardin'deki korkunç saldırıda annelerini yitiren çocuklar mezarlara koymak için çiçek topluyordu. Mardin’in Mazıdağı ilçesinde 44 kişinin ölümüne neden olan akılalmaz saldırının yaşandığı Bilge köyünde yaşanan buruk Anneler Günü’nde. Tüm dünyayı şoke eden ama törenin, silahlanmanın, koruculuğun, erkek egemen düzenin ne menem birşey olduğunu bilen bizler için çok da şok edici olmayan saldırıda, henüz yaşamlarının baharında olanlar, çocukluklarını yaşayamayanlar ile anne karnında yaşama merhaba diyemeyenlerin de bulunduğu 6’sı çocuk, 16’sı kadın toplam 44 kişi öldürüldü. Kadınlardan 3’ü hamileydi. Geriye çevrelerinde neler olup bittiğini bilmeyen çocuklar kaldı. Hem annesi hem babası öldürülen 0-12 yaş arasında 15, 13-18 yaş arasında 16, annesini yitiren 10, babasını kaybeden 7 çocuk olmak üzere toplam 48 çocuk, Mardin Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfınca köyün dışında kurulan çadırda uzmanların nezaretinde yaşadıkları acı olayın izlerini silmeye çalışıyorlar bugünlerde. Bugün sabah saatlerinde köydeki sessizlik dikkat çekerken, köyden gelen bir grup çocuk kırlardan papatya toplamış. Köye girişlerine izin verilmemesi nedeniyle köy dışındaki gazetecilerin yanına gelip sohbet eden çocuklar, bugünün Anneler Günü olduğunu gazetecilerden öğrendi. Yakınlarını kaybeden Devran (6), Baran (9), Abdullah (10) ve Vesile (8), papatyaları yakınlarının mezarlarına bırakmak için toplamışlar. Onlar varken bir Anneler Günü’nü buruk yaşamamak olası değil ne yazık ki. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Aynı buruk hali perkiştiren bir diğer konu da anne hayvanlar. Zehirlenerek veya değişik yollarla öldürülen anne hayvanlar ve onların öksüz kalan yavruların varlığı. Anneler Günü sadece insanların değil tüm canlıların Anneler Günü. Hayvanların da anneleri var ancak, onlar bugünü göremediler. Onlar da anneydi. Yavrulama mevsiminde evladına süt bile emzirmeden veda eden anneler. Onların herşeyinden faydalanmak isteyen, onu bir meta olarak gören insanoğlunun dünyasında bir başına kalan yavruları. Yaşamak onların da hakkı. Ancak onlara bu hak verilmedi ve verilmiyor. Hayvanı sevmeyen bir insan, diğer insanları nasıl sevebilir, annesiz kalan bir yavrunun acısını hissetmeyen nasıl gider de annesinin Anneler Günü’nü kutlayabilir ki? Bundan sonra hayvanseverler her yıl kutlanan Anneler Günü'nü 'Anne Hayvanlar Günü" olarak anmaya karar vermiş durumdalar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-1803486888999063109?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/1803486888999063109/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=1803486888999063109' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1803486888999063109'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1803486888999063109'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/05/onlar-hayatlarinin-basinda-annesiz.html' title='ONLAR, HAYATLARININ BAŞINDA ANNESİZ KALANLAR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sgchgi3ijCI/AAAAAAAAATU/tkkFOHwiMkI/s72-c/mother-loves-2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-7042044979867241315</id><published>2009-05-06T04:46:00.000-07:00</published><updated>2009-05-06T04:51:31.210-07:00</updated><title type='text'>İDAMLARININ YILDÖNÜMÜNDE DENİZ, YUSUF VE HÜSEYİN İÇİN</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SgF5BozAdNI/AAAAAAAAATE/rc-In1yKWzo/s1600-h/denizgezmis64iv9.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332676502821565650" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 213px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SgF5BozAdNI/AAAAAAAAATE/rc-In1yKWzo/s320/denizgezmis64iv9.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SgF4x5GsfSI/AAAAAAAAAS8/jb8Tkub9ZNM/s1600-h/hsevgili585vq9.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332676232321203490" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SgF4x5GsfSI/AAAAAAAAAS8/jb8Tkub9ZNM/s320/hsevgili585vq9.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;ÖLÜ MÜ DENİR ŞİMDİ ONLARA?&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ölü mü denir şimdi onlara&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Durmuş kalbleri çoktan&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ölü mü denir şimdi onlara&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kımıldamıyor gözbebekleri&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ölü mü denir peki&lt;/div&gt;&lt;div&gt;En büyük limanlara demirlemiş&lt;/div&gt;&lt;div&gt;En büyük gemiler gibi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kımıldamıyor gözbebekleri&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ölü mü denir şimdi onlara.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Suratları gergin&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Suratları kararlı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Belli ki çok beklemişler&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kabuğundan çıkan bir portakal gibi gelen sabahı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Suratları gergin&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir savaş alanına benziyor suratları&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dudakları nemli&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son defa kendi etini öpüp&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani son defa gerçek bir insan etini&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hazla kapanmışlar öyle&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçirmiyor gövdeleri soğuğu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçirmiyor sıcağı da&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve ikiye ayrılmış bir nehir gibi bacakları&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Akıyorlar sonsuza&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ölü mü denir şimdi onlara.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimse hüzünlü olmasın&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sırası değil hüznün daha&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir gün bir şehrin alanında&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir mermer yığınının gözlerine&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Omuzlarına düşerse bir çınar yaprağı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hüzünlensin yaşayanlar o zaman&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sırası değil hüznün daha.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öylesine sıkılmış ki yumrukları&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İyice sıkılsın yumruklar&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Saklansın diye bir armağan gibi bu katılık&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öylesine sıkılmış ki yumrukları&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimse hüzünlü olmasın&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimse hüzünlü olmasın diye&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sırası değil hüznün daha.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Unutulsun bir gövdeye duyulan hasret&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Unutulsun bu alışılmış duyarlık&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O kadar sade, o kadar kalabalık ki&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Unutulmaya değer onların insan gövdeleri&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve unutulmalı mutlaka&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dolsunlar diye yüreklere&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dolsunlar damarlara.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ölü mü denir&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ölü mü denir şimdi onlara.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Edip CanseverSonrası Kalır'dan, (1974)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-7042044979867241315?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/7042044979867241315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=7042044979867241315' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/7042044979867241315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/7042044979867241315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/05/idamlarinin-yildonumunde-deniz-yusuf-ve.html' title='İDAMLARININ YILDÖNÜMÜNDE DENİZ, YUSUF VE HÜSEYİN İÇİN'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SgF5BozAdNI/AAAAAAAAATE/rc-In1yKWzo/s72-c/denizgezmis64iv9.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-5121381509901415399</id><published>2009-05-04T12:41:00.000-07:00</published><updated>2009-05-04T12:47:53.692-07:00</updated><title type='text'>MAKUL ÇOĞUNLUĞA MAKUL OLMAYAN SORULAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sf9FI0VsjEI/AAAAAAAAAS0/elBgdyhT5RQ/s1600-h/pankart+2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332056501620870210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 256px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sf9FI0VsjEI/AAAAAAAAAS0/elBgdyhT5RQ/s320/pankart+2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sf9FBM7UCII/AAAAAAAAASs/fVTLD7aXXck/s1600-h/pankart.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332056370782144642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sf9FBM7UCII/AAAAAAAAASs/fVTLD7aXXck/s320/pankart.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir 1 Mayıs’ı daha geride bıraktık. Son yıllarda gerginliği iyiden iyiye artan 1 Mayıs’ta 2009 farklı bir anlamla anılacak hep. Yıllar sonra sendikalar, örgütler, partiler “makul bir sayı”yla da olsa meydana çıktılar. Bir hasreti gidermekti çoğu için, özellikle 1 Mayıs 77 katliamını yaşayanlar ve 78 kuşağı için. Gelecek kuşaklar büyük ölçüde anlamayacaktır, bunun neden bu kadar zor olduğunu, niye yıllarca önlendiğini. Aynen atalarının niye yıllarca Kürtleri yok saydıklarını, Alevileri, solcuları, kadınları ezdiklerini anlamayacakları gibi. Taksim'deydi emekçiler. 1 Mayıs alanında. Halaylar çekildi. Bayraklar taşındı. Pankartlar açıldı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Geçici bir zafer havası oluşmuştur büyük ölçüde solda (gerçi Hak-İş yaptığı açıklamayla, Taksim’e çıkılması sadece ve sadece Hak-İş’in başarısıdır dedi ama)ama bu bazı soruların sorulmasına engel değil. Benim de kafamda 1 Mayıs’tan beri bazı sorular dolaşıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;1. Makul çoğunluk lafını kim çıkardı, kimler sahiplendi? Taksim'e gireceklerin makul sayısı nasıl, kim tarafından belirlendi, kriterler nelerdi? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;2. Bu makul çoğunluğun dışında kalanlar kimlerdi, onlar neler hissetti, hiyerarşiyle ilgili bir sorgulama yaşadılar mı iç dünyalarında?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;3. Onlar makul kalabalıksa, bu kalabalık dışında kalanlar makul değil miydi? Taksim’e giremeyen gruplar, örgütler, partiler artık marjinal midir rejimin ve devletin karşışında?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;4. Ara sokaklarda geçen yılı aratmayan şiddet görüntüleri yaşandı? Şiddet çıkartmak istemeyen “makul”dan da makul sayıdaki gruplara niye izin verilmedi? Sokak arasında dövüldüğünü iddia eden , TKP’lilere neler olacak, bu şiddeti yapanlar hesap verecek mi? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;5. 1 Mayıs sadece sendikaların ve siyasi partilerin midir? Taksim Meydanı’nda olunacaksa orda feministinden eşçinseline, travestisinden hayat kadınına, madencisinden taksicisine, büro emekçilerinden beyaz yakalılara tüm emekçiler olsa daha iyi olmaz mıydı? 1 Mayıs bütün ezilenlerin, bütün muhaliflerin günü değil mi?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;6. Çoğu ülkede 1 Mayıs, büyük bir coşkuyla kutlandı. Hatta Ukrayna’da konserler, dans gösterileri eşliğinde karnavalcasına kutlanmış. Türkiye’de hiç böyle olmayacak mı?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;7. DİSK ve KESK Taksim’e girmekte bu kadar zorlanırken Hak-İş ve Türk-İş nasıl böyle kolay girebildi. Cevabı en açık olan soru bu değil mi?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;8. Gelecek yıl Taksim için yine büyük mücadeleler verilecek mi, gerginlikler, pazarlıklar yaşanacak mı?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;9. Gelecek yıldan itibaren artık kamuoyuna sevimsiz gözükebilecek, bir inatmışçasına yapıldığı izlenimi verecek Taksim’e çıkma mı tercih edilecek, yoksa tüm sol ve emekçiler birleşip, ortak bir alanda karnaval havasında kutlayacak mı 1 Mayıs’ı?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;10, Taksim ve İstanbul’un fazlaca öne çıkarılması diğer illere, mesela çoşkulu kutlamalar olan Ankara, Bursa gibi şehirleri, Güneydoğu illerini ikinci planda bırakmıyor mu? Niye TV’ler Türkiye’nin dört bir yanından 1 Mayıs canlı yayınları yapmıyor?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;11. Yıllardır kendi iç çekişmeleriyle bölüm bölüm bölünen, kendine bağırıp sadece kendine duyan Türkiye solu, Genç Siviller’in 1 Mayıs’taki eylemine bakıp hiç kıskançlık yaşadı mı, birazcık kendine geldi mi, kafalar bazı şeylere dank etti mi? Taksim'deki eski Intercontinental Oteli, şimdiki The Marmara Oteli'nin penceresinden sarkıtılan ve 1 Mayıs 77 katliamının sorumlarınınn bulunmasını talep eden o pankart eyleminin yaratıcısı Genç Siviller'e binlerce teşekkür etmek boynumuzun borcu değil mi?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-5121381509901415399?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/5121381509901415399/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=5121381509901415399' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/5121381509901415399'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/5121381509901415399'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/05/makul-cogunluga-makul-olmayan-sorular.html' title='MAKUL ÇOĞUNLUĞA MAKUL OLMAYAN SORULAR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sf9FI0VsjEI/AAAAAAAAAS0/elBgdyhT5RQ/s72-c/pankart+2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-2407007707147458003</id><published>2009-04-28T04:50:00.000-07:00</published><updated>2009-04-28T04:54:10.924-07:00</updated><title type='text'>ŞİRİN CEMGİL’DEN RAKEL DİNK’E MEKTUP</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sfbtyup59-I/AAAAAAAAASk/twFmRSNzbUY/s1600-h/hrant-82.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5329708664812599266" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 232px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sfbtyup59-I/AAAAAAAAASk/twFmRSNzbUY/s320/hrant-82.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Türk Barışseverler Cemiyeti'nin Menderes Hükümetini, TBMM kararı olmaksızın Kore’ye asker göndermesi sebebiyle protesto etmesi üzerine babası Adnan Cemgil’in aldığı hapis cezası Sinan’ın henüz çocuk yaşta cezaeviyle tanışmasına sebep olur. “Komünistler Moskova’ya!” bağırışlarını ise, aynı dava yüzünden Yozgat’a sürgüne gönderilen annesinin yanında duyar.&lt;a name="Devrimci_.C3.96nder"&gt;&lt;/a&gt;1964’de ODTÜ Mimarlık Fakültesi’ne girdiğinde siyasetle etkin olarak ilgilenmeye başlar. 1965 yılında Bursa'daki TİP kongresinin yapılacağı Saray Sineması önünde Komünizmle Mücadele Derneği tarafından kışkırtılmış binlerce kişinin, kongre çıkışında delegelerin üzerine saldırması sonucu babası Adnan Cemgil yaralanıp hastaneye kaldırılır. Sinan, Türkiye’deki açık şiddetle bu vesileyle tanışır. Sonra Sinan Cemgil, Türkiye İşçi Partisi’ne üye olur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sinan’ın Amerikalı öğretim görevlisinin Yıllardan beri ODTÜ'de İngilizce eğitim görüyorsunuz. Nasıl İngilizce bilmezsiniz? sorusuna verdiği yanıt bugünlere kadar gelmiştir: “Biz, ODTÜ'de İngilizce üç kelime öğrendik: Yankee go home." &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;1968’le birlikte yoğunlaşan öğrenci eylemlerinde, ODTÜ içindeki mücadelesi, sevilen kişiliği ve üstün hitabet yeteneğiyle üniversitedeki hareketin doğal önderi olur. ODTÜ’de Toplumcu Grup içinde yer alır. 1968’de ODTÜ’deki boykota ve 1969’daki ODTÜ işgaline önderlik eder. 1969 yılında Şirin Yazıcıoğlu ile evlenir.&lt;a name="T.C3.BCrkiye_Halk_Kurtulu.C5.9F_Ordusu_v"&gt;&lt;/a&gt;Cemgil, 1970 yılında, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Alpaslan Özdoğan, Deniz Gezmiş ve Cihan Alptekin'le birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'nun kuruluş çalışmalarını yürütür. Cemgil, 12 Mart 1971 muhtırasından sonra, arkadaşlarıyla birlikte Ankara'yı terkeder ve Elbistan civarındaki Nurhak Dağı'na çıkar.  Kürecik Radar Üssü’ne yapacakları baskın öncesinde Sinan Cemgil ve arkadaşları vurularak öldürülür.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Türkiye’de 68 kuşağının öncü isimlerinden biriydi Sinan ve Şirin Cemgil. Geçtiğimiz günlerde Şirin Cemgil’in ölüm haberi geldi. 12 Eylül askeri darbesini izleyen günlerde tutuklanmıştı Cemgil. Serbest bırakıldıktan sonra 1982'de politik sürgün olarak ülkesini terk etmişti. Bir komünist olarak yurt dışında da sürdürdüğü politik mücadelesi 17 Nisan 2009'da Almanya'nın Duisburg kentinde sona erdi Şirin Hanım’ın.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şirin Cemgil için yapılan törende, Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından Rakel’e bir mektup yazdığı da ortaya çıktı. Şirin ve Sinan’ın oğlu Taylan, mektubu annesinin bilgisayarında bulmuştu. Şirin, Rakel’in Hrant’ın ardından o ünlü konuşmasını, ‘sevgilime mektup’u dinleyince Rakel’e bir mektup yazmaya karar vermişti. Şirin, eşi ve sevgilisi Sinan’ı Nurhak dağlarında bir jandarma kurşunuyla yitirdi. Hiç göndermediği mektubunda, Rakel’le ortak acılarından söz ediyor:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;“Sevgili Rakel,&lt;br /&gt;Sizi tanımıyorum ama acıyı, o gururla taşınan acıyı tanıyorum. Sevgilinin kurşunlanmasının yarattığı o yoğun, o hiçbir yerlere sığdırılamayan acıyı. Ama asla kurşunlanamayacak olan sevgiyi de. Benim sevgilimi yıllar önce 1971’ lerde Nurhak’ta kurşunlayan ellerle, sizin sevgilinizi 2007’de İstanbul’da kurşunlayan ellerin arkasında duran karanlığı da tanıyorum. Buna karşı duran bizlerin bütün yer yüzünü kaplayan kardeşliğini tanıdığım ve yaşadığım gibi. Yer yüzünde sessiz çığlıkların yansıdığı yerler çok ve sessiz çığlıkları hatırlatan tarihler de saymakla bitmez. Yıllar öncesinde ve zamanımızda yaşanan soykırımlar, katliamlar, işkenceler, paylaşım savaşlarının bombaları vb. vb. Kendimizin doğrudan yaşadıklarımız bir yana, doğrudan yaşamadığımız insanlığın çektiği acılar bazen bir kitaptan, bir filimden, bir fotoğraftan veya bir müzikten çıkarak ulaşıyor insana. Ya da kendi anılarımızdan, her hangi bir çağrışımlaçıkıp geliyorlar karşımıza, gerçeğe tutkulu bilincimizin bir yerinden süzülüp çıkıveriyorlar önümüze. Elbette yalnız acılar değil ulaşan, sevinçler, mutluluklar, devasa üretimler, buluşlar, destanımsı direnişler ve sevgi...Sizin mektubunuz da bir gazeteden ulaştı buraya ve bana. Düşündürdü, kıvandırdı, içimdeki duyguların bazılarıyla rezonanslar oluşturdu. Bunları size ulaştırmak ve ağlayarak okuduğum derin ve anlamlı mektubunuza katıldığımı, acınızı paylaştığımı yazmak istedim. Tanımıyor da olsam sizi ve çocuklarınızı bağrıma basar, sevgiyle gözlerinizden öperim Rakel. Şunu da eklemeliyim, büyük şair Nâzım Hikmetin dediği gibi:&lt;br /&gt;“Çin’den İspanya’ya, Ümit Burnu’ndan Alaska’ya kadar,/her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var/Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık/aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz”&lt;br /&gt;Eşiniz Hrant da böylesi bir ekmek, böylesi bir hürriyet ve böylesi bir hasret için ölümü göze alan tanışmadığımız dostlardandı. Selamlar... Sevgiler... Dostluklar... “&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-2407007707147458003?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/2407007707147458003/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=2407007707147458003' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/2407007707147458003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/2407007707147458003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/04/sirin-cemgilden-rakel-dinke-mektup.html' title='ŞİRİN CEMGİL’DEN RAKEL DİNK’E MEKTUP'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sfbtyup59-I/AAAAAAAAASk/twFmRSNzbUY/s72-c/hrant-82.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-8725594465804317628</id><published>2009-04-22T03:06:00.000-07:00</published><updated>2009-04-22T03:10:07.447-07:00</updated><title type='text'>FARKLI BİR 23 NİSAN, FARKLI BİR 19 MAYIS MÜMKÜN DEĞİL Mİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Se7sWcb-5HI/AAAAAAAAASc/NM7rnVTOGm0/s1600-h/nisan05.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327455279560713330" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 237px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Se7sWcb-5HI/AAAAAAAAASc/NM7rnVTOGm0/s320/nisan05.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu hafta sessiz sedasız bir değişim yaşandı. Onyıllar önce gerçekleşmesi gereken birşey ancak 2009'da gerçekleşti. Aynı 1 Mayıs’ın tatil oluşunda yaşanan süreç gibi. Mili Eğitim Bakanlığı İsmet İnönü döneminden kalma "Merasim Geçiş Yönetmeliği"ni değiştirdi. Artık çocuklar resmi törenlerde asker gibi uygun adım yürümeyecek.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bazılarının bunu okuyunca neler düşüneceğini hisseder gibiyim sanki. “Aa olur mu, bu orduyu zayıflatmak için yeni bir adım, kesin arkasında bir oyun vardır, liboşlar yaptırmıştır bunu”.&lt;br /&gt;1965'te çıkarılan yönetmelik ulusal bayramlarda okul ve stadyumda öğrencilerin nasıl yürüyeceğini askerî terimlerle düzenliyordu. Yönetmelikte öğretmenlere de komutan deniyordu. Artık resmi törenlerde öğrencilere "Dikkat sağa bak", "Uygun adım marş" "Selam dur" gibi askeri komutlar verilemeyecek. Merasime katılacak ilkokul öğrencilerine önlük, ortaokul ve liselilere kasket zorunluluğu da mevzuattan temizlenirken, öğretmenler de doğal olarak komutanı rütbesini kaybediyorlar. Asker toplumu Türkiye için az buz bir değişiklik değil bu gerçekleşen. Artık 11’er kişilik mangalarda sağ baştaki öğrenci "Manga komutanı" değil. Dört manga ise bir takımı oluşturmuyor. Umarım bu bir değişim ve dönüşümün ilk adımı olur. Her sabah küçücük beyinler ve bedenler, bazen yağmur çamur altında “rahat-hazır ol” komutları verilerek marş söylemeye zorlanmaz. Militarist anlayış o yeni şekillenen beyinlere daha küçüklükten yerleştirilmez. Ve bu adım sivil bir toplum olma yolunda bir ilk olur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Artık örneği sadece Kuzey Kore gibi anti-demoktarik ülkelerde görülen köhne tören düzenleri değişmeli. Yapılan konuşmaların hamaseti değişmeli. Bu bayramlar gerçekten bir bayram gibi kutlanmalı, devlet törenleri gibi, x şehrini düşman işgalinden kurtarma törenleri gibi değil. Farklı bir 19 Mayıs, farklı bir 23 Nisan mümkün. Stadyumlarda değil sokaklarda kutlanmalı bu günler. Çocuklar ve gençlerin kendi hazırladıkları, kendi söz sahibi oldukları, emir almadan yaptıkları törenler gerçekleşmeli. Milli bayramlarda stadyumlara çocukları ve gençleri doldurarak, onların çokluğu, çevikliği, disiplinleri, birliktelikleri ile dünyaya ne kadar güçlü olduğunu gösterdiğini düşünen otoriter devlet zihniyeti değişmeli tabii ki herşeyden önce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-8725594465804317628?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/8725594465804317628/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=8725594465804317628' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8725594465804317628'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8725594465804317628'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/04/farkli-bir-23-nisan-farkli-bir-19-mayis.html' title='FARKLI BİR 23 NİSAN, FARKLI BİR 19 MAYIS MÜMKÜN DEĞİL Mİ'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Se7sWcb-5HI/AAAAAAAAASc/NM7rnVTOGm0/s72-c/nisan05.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-555569754333481174</id><published>2009-04-18T15:31:00.000-07:00</published><updated>2009-04-18T15:48:00.456-07:00</updated><title type='text'>FAZIL SAY, SEZEN AKSU VE KAHRAMANLIK ÜSTÜNE “DAHA NE KADAR SESSİZ KALACAKSIN ERKEK”</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SepV-I8D-wI/AAAAAAAAASU/-IeEJCUG1T8/s1600-h/p3b_b.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5326164035358685954" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 304px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SepV-I8D-wI/AAAAAAAAASU/-IeEJCUG1T8/s320/p3b_b.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Toplumun hassas olduğu zamanlarda toplumun genel geçer duygularıyla oynamak çok kolaydır. “Hesaplı çıkışlar” yapılır o zamanlar. Ustaca seçilir söylenenler, çok derinlikli olmasına gerek yoktur, orta sınıfa hitap eder nitelikte söylenir. Basitçe tümevarımlarla. Tribünlere oynanılır. Bunlar şık bir çalıma benzer, büyük alkış alır, bir anda tribünlerin sevgilisi yapar insanı. Amaç, belli bir kesimin kahramanı olmaktır. Bu bahsettiğimden Türkiye basınında da bol sayıda mevcuttur. En çok satan gazetelerin birinin 3.sayfasında ve orta sayfasında solda üstte köşe yazılarında, uzun değil kısa birkaç basit cümle ile kitleler kendine aşık edilir bazen. Güne onların yazılarıyla başlayan bir kitle oluşur. Hassasiyetler paranoyalara karışır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Niye mi bunları yazdım. Usta piyanistimiz Fazıl Say, Sezen Aksu’ya Facebook sayfasu üzerinden bir mesaj göndermiş. “Daha ne kadar sessiz kalacaksın kadın” demiş, “Türkan Hoca’yı o halde görünce için acımadı mı?.. Şimdi inandır bizi gerçekten senin sen olduğuna... Çok ihtiyaç var kadın sana...” demiş. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Fazıl Say, belli ki, darbe istemeyen, şeriata karşı çıkan, “ne şeriat ne darbe” mesajı vereceği için Cumhuriyet mitingilerinde konuşulmasına izin verilmeyen Türkan Saylan Hoca’ya yapılanlar konusunda Sezen Aksu’yu suçluyor, pasif kalmakla eleştiriyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Say’ın bu tutumu insanda kuşku uyandırıyor. Gerçekte niyeti acaba Sezen Aksu’yu motive etmek, Saylan ile dayanışmasını istemek mi? Yoksa hassas Kemalist kesime Sezen Aksu’in dayanışmadığını göstererek “Görün işte Sezen Aksu'nuzu” mu demek. “Bu kadın, Cumartesi annelerinin arkasından, Hrant Dink’in arkasından şarkı yazar söyler, gider Diyarbakır’da konser verir, ama size gelince hiçbirşey yapmaz” mı demek. Onu hedef göstermek mi. Uzun süredir oynadığı, bir kesimin kahramanlığı rolüne yeni puanlar almak mı. Amacım Sezen Aksu savunuculuğu değil. Tabii Sezen Aksu, “Ben de Türkan Saylan’ım” demeli. Ki yaptı da bunu, bir gün sonra gelen açıklamasıyla. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Fakat bunu yapmasını istediği mektupta Fazıl Say, Ahmet Altan ve Mehmet Altan’a da açıyor ağzını yumuyor gözünü. Şöyle diyor:”“Biri iyi bir edebiyatçı olamadı... Öteki kaale alınmayan bir iktisatçı... Ne değerli bir yazar ne de filozof olabildiler...”&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Çok ustaca bir tribünlere oynama bu. Hem Türkan Saylan’a destek olduğunu göster, hem Sezen Aksu’yu bir şekilde hedef göster, hem Ahmet ve Mehmet Altan’a laf at. “Onlar zaten liboş”u insanların kafasına yerleştir. Fazıl Say bir edebiyat ve ekonomi otoritesi de olmuşa benziyor. “Ben Ahmet ve Mehmet Altan’ı beğenmiyorum, onları yetersiz buluyorum” demek başkadır, “zaten biri kale alınmıyor, biri iyi bir edebiyatçı olamadı” demek başkadır. O zaman çıkıp biri günün birinde “Say hiçbir zaman iyi bir piyanist olamadı zaten, kimsenin onu dinlediği yok” dendiğinde yaptığı şey kendisine yapılmış olur Say’ın. Fazıl Say, usta bir piyanisttir ama bu başkalarına eleştirinin ötesinde laflar etme hakkını vermez ona.Bu tavrıyla Say tribünlerden bol miktarda alkış alır, istediği de odur zaten, ama demokrat bir aydın nasıl olur? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ve Fazıl Say artık bizlere de ona hep mektuplar yazma hakkını vermiştir. “DAHA NE KADAR SESSİZ KALACAKSIN ERKEK” deme hakkımız artık hep saklıdır ona. “Hrant Dink öldürüldüğünde nerdeydin erkek”, “Onun duruşmalarında, mesela 20 Nisan’da Beşiktaş’taki duruşmasında niye yanımızda değilsin erkek”, “Travestiler bir bir katledilirken niye onlara omuz vermiyorsun erkek”, “Tüm ülkede her gün binlerce hayvan kıyımı yaşanırken nerdesin erkek”, “Kürtler binbir zorlukla siyaset yaparken, hakları çiğnenirken nerdesin erkek”. ....vb... Bizim tribünlere doğru da biraz şık çalımlar istiyoruz sizden Fazıl Bey.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fotoğraf: Kardelenler projesi için yaptığı albüm kapağından&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-555569754333481174?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/555569754333481174/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=555569754333481174' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/555569754333481174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/555569754333481174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/04/bir-piyanist-sezen-aksu-ve-ucuz.html' title='FAZIL SAY, SEZEN AKSU VE KAHRAMANLIK ÜSTÜNE “DAHA NE KADAR SESSİZ KALACAKSIN ERKEK”'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SepV-I8D-wI/AAAAAAAAASU/-IeEJCUG1T8/s72-c/p3b_b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-8493802012243853552</id><published>2009-04-16T12:10:00.000-07:00</published><updated>2009-04-16T12:17:09.744-07:00</updated><title type='text'>CESUR, GÜZEL, MUHALİF, İYİ BİR KADININ ÖYKÜSÜ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SeeCuz3oAQI/AAAAAAAAASM/oa1vr6vS_a8/s1600-h/selek.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5325368825098010882" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 231px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SeeCuz3oAQI/AAAAAAAAASM/oa1vr6vS_a8/s320/selek.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Başlığı okuyanlar büyük ölçüde Türkan Saylan’dan bahsedeceğimi düşünmüştür herhalde. Ama Saylan’dan, onun hayatından, onun başına gelenlerden yeterince bahsedildi zaten, bunları bir daha tekrarlamanın anlamı yok. Eregenekon gerçekten ilk zamanlarında çoğumuz için büyük bir umuttu. Az iş mi, yıllardır farklı düşünen tüm insanların ve kesimlerin üstüne kabus gibi çöken insanlara dokunuluyordu, hiç dokunulmaz diyen insanlara. Darbe iddiaları,ortaya çıkarılan darbe günlükleri soruşturuluyordu. Darbecilik artık bu ülkede de bir suç olabilirdi sonunda. Ama Ergenekon’da zaman içinde yapılanlar hem bu soruşturmadaki zaten az olan halk desteğini zayıflattı hem de işi özünden uzaklaştırdı. Biz hala umut etmek istiyoruz, güneydoğu’daki faili meçhul cinayetlerden Hrant Dink’in katline, Maraş katliamından Kıbrıs’ta olanlara ve tüm darbe iddialarında sonuca ulaşılacak, failler cezasını çekecekler. Ama Türkan Saylan gibi isimlere yapılanlar, gerçekten geri plandaki isimleri masum gösterecek ki zamanla bu en büyük tehlike. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Gazetelerimizde, medyamızda Türkan Saylan kadar yer bulmayan bir isim daha var. Çoğu kişi ismini bilmez, çoğu kişi ise “ha o bombacı kız” diye hatırlar onu. Oysa en az Türkan Saylan kadar değerli bir insan olan Pınar Selek’in üstünde de bugünlerde korkunç bir hukuksuzluk kılıcı boynuna inmek için bekliyor. Selek’in öyle özellikleri var ki, birçok insan için o çok sakıncalı bir isim. O yüzden çoğu insan onu, ona yapılanları görmezden geliyor. Gazeteciler sayfalarında ona hiç yer ayırmıyor, korkuyorlar. Saylan için oluşan halk desteği, kamuoyu onun için oluşmuyor. Kendine, kendi gibi düşünenlere birşey yapılınca hukuksuzluk diye çığlıklar atanlar Selek’e yapılanlara görmezden geliyor, kimi aydınlarımız (?) bir destek açıklaması yapmayı bile fazla görüyorlar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1971 İstanbul doğumlu sosyolog, araştırmacı ve yazar Pınar Selek, Notre dame De Sion Lisesinde ortaöğretimini tamamlar. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji bölümünü birincilikle bitirir. Aynı üniversitede sosyoloji yüksek lisansını tamamlar. Fransa’da Sophiantipolis UDEL Üniversitesinde ekonomi-politik dersleri alır. Dışlananların ve birbirini dışlayanların ortak atölyesi olan “Sokak Sanatçıları Atölyesi”nin kuruluşuna öncülük eder. Amargi Kadın Dayanışma Kooperatifi kurucularından ve aktivistlerindendir. Zaman içinde barış ve insan haklarıyla ilgili çalışan birçok STK ve harekete destek verir. Dışlananların yanındadır hep. Selek'in EZLN Zapatist hareketin bildirileri ve Marcos'un mektuplarından oluşan “Ya Basta! Artık Yeter” adlı çeviri/derleme çalışması 1996 yılında Belge Yayınları'ndan; Ülker Sokak'ta travesti ve transseksüellerin dışlanmasını konu alan “Maskeler, Süvariler, Gacılar” adlı araştırması 2001 yılında Aykırı Yayınları’ndan; barış mücadelesinin ve genel anlamda tüm sol muhalefetin yaşadığı sorunların da ele alındığı "Barışamadık" kitabı 2004 yılında İthaki Yayınları’ndan; farklı sosyal koşullardan çok sayıda erkeğin askerlik deneyimleri hakkındaki anlatımlarına dayanan araştırması “Sürüne Sürüne Erkek Olmak” kitabı 2008 yılında İletişim Yayınları’ndan; masal kitabı “Su Damlası” 2008 yılında Özyürek Yayınları’ndan çıkar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bu değerli insanın hayatı on yıl once bir anda başka bir yöne doğru sokulur. On bir yıl önce Mısır Çarşısı’nda meydana gelen patlamayı gerçekleştirdikleri gerekçesiyle sosyolog Pınar Selek ve diğer sanıklara dava açılır. Uzman heyetlerin verdikleri raporlarda patlamanın bomba sonucu olmayacağının ortaya konulmasıyla dava 4 yıl kadar önce sanıkların beraatıyla biter. Ama Selek’in iki yılı hayatından elinden alınmıştır, içeride geçirmiştir günlerini.&lt;br /&gt;Geçtiğimiz günlerde onun beraat kararı Yargıtay’da oybirliğiyle bozuldu. Yani kısacası Selek bir daha yargılanacak. Hapis günleri, gördüğü işkenceler hakkında konuşmayışı, acı içinde yıllar geçiren annesini kaybedişi. Sürekli yalan haberlerle yıpratılmaya çalışılması. Selek ilk suçlandığında kızkardeşi, kariyerini yarım bırakarak üniversite sınavlarına girip hukuk okumuş ve nihayetinde ablasının avukatlığını üstlenmişti. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ancak masum olmanın getirdiği güçle insan dayanabilirdi yıllar boyu sürecek ve yankısı hayatının her alanına yansıyacak böylesi bir iftiraya, Selek de bunca yıl buna ancak böyle dayanabildi diye düşünüyorum ve inanıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Tabii Selek’e Saylan kadar destek verilmemesine şaşmamak lazım. Çoğu için öylesine tehlikeli bir isimki o. Aşağılanıp ezilen travestilerin veya sokak çocuklarının varolma çabalarına destek veren bir isim o. Kadının özgürleşmesi yolundaki mücadelesi yıllardır sürüyor. O bir feminist. Hem de anti-militarist bir feminist. Vicdani retten ve militarizmden bahsettiği için ona cephe alan öyle çok kadın var ki. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Hayata sizin pencerenizden bakmıyorlar diye toplumsal hayatın dışına atılanların zulüm görmesine razı gelerek adalet ve hakkaniyetten bahsedebilir misiniz? Ya da Selek’in görüşlerine ve yaptıklarına katılmadığınız için, onun yeniden yargılanmasını meşru gösterebilir misiniz? Buna tepki vermezsiniz, Saylan’a yaptıkları için çok kızdığınız AKP’lilerin durumuna düşmez misiniz? Hukuk sadece sizin ve sizing gibilerine birşey yapıldığında gerekli değildir. Yaşamını ezilenlerin, ötekileştirilenlerin, mağdurların haklarını korumaya ve barışa adamış olan Selek, iki kez beraat ettiği bir davadan yeniden yargılanmak isteniyor. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, daha önce ilgili mahkemenin verdiği beraat kararını bozarak Selek’e ağır müebbet hapis cezası verilmesini talep ediyor. Bu size rahatsız etmiyor mu hiç? Yoksa onun anti-militarist bir feminist, gerçekten muhalif bir solcu olması mı size böylesine korkutan?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;En güzelini de Deniz Türkali söylemiş, “Genç bir kadın olarak travestilerle, sokak çocuklarıyla bir aradaysanız bu tehlikeli bir durumdur. Pınar'a çok özeniyorum. Aslında herkesin Pınarlaşmasını istiyorum".&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;foto: radikal gazetesi'nden alınmıştır&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-8493802012243853552?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/8493802012243853552/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=8493802012243853552' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8493802012243853552'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8493802012243853552'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/04/cesur-guzel-muhalif-iyi-bir-kadinin.html' title='CESUR, GÜZEL, MUHALİF, İYİ BİR KADININ ÖYKÜSÜ'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SeeCuz3oAQI/AAAAAAAAASM/oa1vr6vS_a8/s72-c/selek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-9126829916313257757</id><published>2009-04-14T07:39:00.001-07:00</published><updated>2009-04-14T07:41:42.060-07:00</updated><title type='text'>1 MAYIS, TABİİ Kİ TAKSİM’DE</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SeSgVPrqymI/AAAAAAAAASE/lbcF-fzxuhg/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5324556946306157154" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 218px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SeSgVPrqymI/AAAAAAAAASE/lbcF-fzxuhg/s320/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SeSgNVtdiXI/AAAAAAAAAR8/ThWyYhQEHe0/s1600-h/1_Mayis_081__2_.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5324556810485336434" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SeSgNVtdiXI/AAAAAAAAAR8/ThWyYhQEHe0/s320/1_Mayis_081__2_.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;19’uncu yüzyılın sonunda 1 Mayıs, işçi bayramı olarak kabulünün yaygınlaşmasıyla birlikte Osmanlı’nın işçisi çok olan şehirlerinde kutlanmaya başlanmıştı. 1923’te kutlamalara yasak geldi. Sonra bu günü biraz daha yumuşatma, ılımlılaştırma amacıyla 1935 yılında 1 Mayıs “Bahar Bayramı” ilan edildi. Tatil günlerinin arasına alındı. Tarihe baktığımızda, birçok yıl her 1 Mayıs öncesinde solcu bilinen bir avuç aydının toplanıp 2 Mayıs günü salındığını görüyoruz. Eski gazeteler hep bu tip haberlerle dolu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mayıs, işçi bayramı olarak kitlesel bir şekilde ilk kez 1975’te İstanbul’da kutlandı. İki yıl sonra ise tarihimizin en acı olaylarından 1977 katliamı oldu. 1 Mayıs 1977’de yüz binlerce kişi bir bayram havasında Taksim’e doğru ilerliyordu. Meydandaki kalabalığın üzerine ilk ateş açanların kimler olduğu sorusu hala aydınlatılmadı. Operasyonun hangi ellerce yapıldığı ise hala belli değil. Bugün çoğu insanın kahraman gibi gördüğü insanların o katliamda parmağı olduğu söyleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1980 askeri yönetimi için ise 1 Mayıs en korkunç gündü. Ne işçi bayramı kaldı, ne bahar bayramı. Sonraki yıllarda, 90’lar gibi 1 Mayıs tekrar kitlesel olarak kutlanmaya başladı. O gün bugündür de bir “Taksim” tartışması var hep, her yıl baştan başlayan. Her yıl sendikalar kutlama için Taksim’i istiyor, “vatansever milletsever” yetkililer reddediyor. Geçen yıl da DİSK izinsiz olarak Taksim’e doğru yürüyünce güvenlik güçleri orantısız güç kullanmıştı, Türkiye demokrasisi için utanç verici görüntüler ortaya çıkmıştı. Sayın Vali ve Emniyet müdürleri şehri adeta bir sıkıyönetim şehrine çeviriyorlar her 1 Mayıs yıllardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sendikaların Taksim ısrarını gereksiz bulan hatta buna provokasyon diyenler olabilir, ki ben bunların oldukça fazla olduğunu düşünüyorum ne yazık ki. Ama bir gerçek var Taksim Meydanı’nda yakın tarihimizin en büyük travmalarından biri yaşandı. Bunun üstüne gitmediğimiz için bu travmayı hala yaşıyoruz. Aynı Ermeni soykırımı tartışmalarında olduğu gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendikaların Taksim’de özgürce yapacakları bir kutlamanın kime ne zararı var. Maçlar sonrasında herkese açılan o meydan işçiler oraya çıkınca mı tehlikeli olacak. Şayet provokasyon tehlikesi varsa, bunun da önlemini alacak Vali ve Emniyet Müdürü değil midir? Eğer yetkililer bazı grupların provokasyonundan korkuyorsa, bunlara karşı tedbirler, kutlamanın düzenleyicileriyle birlikte alınabilir. Çünkü bu mantıktan gidilirse her kalabalık toplantıda, mitingde birileri provokasyon yapabilir, o zaman bütün toplantıları yasaklamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;1 Mayıs Taksim’de kutlandığı zaman çok önemli bir yüzleşmeyi de gerçekleştirmiş olacağız, çok büyük bir travmamızı atlatmış olacağız. Az şey mi bu? 22 yıl önce Taksim’i kana bulayanlar tarihin kendilerini en karanlık dehlizlere gömdüğünü anlayacaklar televizyondan bir şenlik içinde kutlanan 1 Mayıs’ı izlerken. 1 Mayıs Taksim’de kutlanmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-9126829916313257757?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/9126829916313257757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=9126829916313257757' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/9126829916313257757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/9126829916313257757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/04/1-mayis-tabii-ki-taksimde.html' title='1 MAYIS, TABİİ Kİ TAKSİM’DE'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SeSgVPrqymI/AAAAAAAAASE/lbcF-fzxuhg/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-187794211853391962</id><published>2009-04-09T14:05:00.000-07:00</published><updated>2009-04-09T14:11:28.479-07:00</updated><title type='text'>KONFERANS BİSİKLET: HERKESE LAZIM, EN ÇOK DA TATİL YÖRELERİNE VE ADALAR’A LAZIM</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sd5jjSuYfDI/AAAAAAAAAR0/e9_v5oBSYv0/s1600-h/nws014.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5322801267571457074" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 247px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sd5jjSuYfDI/AAAAAAAAAR0/e9_v5oBSYv0/s320/nws014.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sd5jjR8DvOI/AAAAAAAAARs/sYhuqUokpRg/s1600-h/conference-bike.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5322801267360382178" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 266px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sd5jjR8DvOI/AAAAAAAAARs/sYhuqUokpRg/s320/conference-bike.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sd5jjKZmorI/AAAAAAAAARk/GORGeEXqXlA/s1600-h/Conference_Bike_prefRes.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5322801265336820402" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sd5jjKZmorI/AAAAAAAAARk/GORGeEXqXlA/s320/Conference_Bike_prefRes.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havalar ısınıyor. Bahar artık yavaş yavaş kendini gösteriyor. Artık giymekten sıkıldığımız montlarımızı, paltolarımızı bir an once kışlık dolaplarına kaldırmak istiyor çoğumuz.&lt;br /&gt;Bahar gelince bir diğer sevinç, kışın çokça kullanamadığımız bisikletlerle sokağa çıkabilme heyecanı. Tabii özellikle herşeyin, sokakların, otomobiller için düşünüldüğü İstanbul gibi bir şehirde bisiklete binecek yer bulmak zor olsa da, herşeye rağmen sahil yolları ve de Adalar her zaman için iyi bir seçenekler olarak önümüzdeler, değerlendirmeyi ve değerini bilirsek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde Slow Cities-Yavaş Şehirler( &lt;a href="http://www.slowmovement.com/slow_cities.php"&gt;http://www.slowmovement.com/slow_cities.php&lt;/a&gt; )ile ilgili internet sitelerini incelerken, karşıma Conference Bike (Konferans Bisiklet) diye birşey çıktı. Bir yanıyla çok pratik, bir yanıyla çılgın, bir yanıyla çok eğlenceli görünen bir icat. 7 kişi aynı anda bisiklete atlıyor, güle oynaya yolculuk edebiliyor. Yüzleri birbirine dönük bir şekilde.  Hem pratik hem çok keyifli. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.conferencebike.com/"&gt;http://www.conferencebike.com&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bu ilginç bisikletin yaratıcısı ise Eric Staller. &lt;a href="http://www.ericstaller.com/about"&gt;http://www.ericstaller.com/about&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Büyük şehirlerde şu anki haliyle şehirlerin, biraz zor olur bu bisikleti kullanmak ama Güney’de, Ege’de, Karadeniz’de, birçok yerde kullanılabilir. Çok değişik tasarımları yapılabilir. Ve Adalar tabii. Adalar’I çok severim ama her gittiğimde at arabalarında sürülen atların hali hep içimi acıtır. Nasıl bir çözüm üretilir de motorlu taşıtların yasak olduğu Adalar’da ulaşım hayvanların sömürülmediği, güneş altında saatlerce köle gibi çalıştırılmadığı bir şekilde yapılabilir diye düşünürüm. Bu bisikletler pekala bir çözüm olabilir. En azından faytonların sayısı azaltılabilir. Biraz ütopik kaçabilir tabii düşündüklerim ama herşey de bir hayalle başlar ve değişir en sonunda.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bisikletle ilgili kısa bir videoyu bu linkten izleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.conferencebike.com/cobiclip.mov"&gt;http://www.conferencebike.com/cobiclip.mov&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-187794211853391962?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/187794211853391962/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=187794211853391962' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/187794211853391962'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/187794211853391962'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/04/konferans-bisiklet-herkese-lazim-en-cok.html' title='KONFERANS BİSİKLET: HERKESE LAZIM, EN ÇOK DA TATİL YÖRELERİNE VE ADALAR’A LAZIM'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sd5jjSuYfDI/AAAAAAAAAR0/e9_v5oBSYv0/s72-c/nws014.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-7868886054084672840</id><published>2009-04-06T12:28:00.001-07:00</published><updated>2009-04-06T12:32:49.103-07:00</updated><title type='text'>PİPPA BACCA’NIN YÜRÜDÜĞÜ YOLLARDA SESSİZ BİR YÜRÜYÜŞ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SdpYILJyGAI/AAAAAAAAARc/rKGIGlga38A/s1600-h/mdeadwdEhNw.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5321662807147681794" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 235px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SdpYILJyGAI/AAAAAAAAARc/rKGIGlga38A/s320/mdeadwdEhNw.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SdpYED7LUMI/AAAAAAAAARU/foUjcgRazGs/s1600-h/PIPPA%2520BACCA%2520VESTITO%2520SPOSA%2520TURCHIA%25204.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5321662736487895234" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 277px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SdpYED7LUMI/AAAAAAAAARU/foUjcgRazGs/s320/PIPPA%2520BACCA%2520VESTITO%2520SPOSA%2520TURCHIA%25204.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Barış için çıktığı yolda, Gebze'de vahşice öldürülmüştü Pippa Bacca. Savaşlarda ölenlere dikkat çekmek amacıyla üzerindeki gelinlikle otostop çekerek Milano’dan Tel Aviv’e bir yolculuk yapmayı planlayan sanatçı Pippa Bacca’nın cansız bedeni 12 Nisan 2008’de bulunmuştu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Balkanları sorunsuzca geçtikten sonra yolculuğu Gebze yakınlarında vahşi biçimde son bulmuştu Pippa Bacca’nın, Bacca kuşkusuz erkek şiddetini, erkek tahakkümünün, cinsiyet ayrımcılığının ülkeler ötesi bir kavram olduğunu biliyordu, ama bilemezdi ki bunların en sert yaşandığı topraklara gelmişti. Namus cinayetlerinin olduğu, sokakların tacizlerle tecavüzlerle sürekli kirlendiği, bir saatten sonra kadınların sokaklarda rahatça dolaşamadığı, lümpenliğin, maçoluğun, kabadayılığın, resmi ideoloji olduğu bir ülkeye gelmişti. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu toprakların yaşadıkları en büyük utançlardan biri Bacca’nın ölümü. Ne yapsak hiçbirimizin üstünden çıkmayacak bir lekedir. Hepimiz suç ortağıyız bu topraklarda yaşayanlar. Onu öldüren katilleri, onların toplumdaki uzantılarına, türevlerine sokakları terk ettiğimiz için, onlara yenik düştüğümüz için. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tam 1 yıl olacak 12 Nisan'da. Ve Bacca, bir yürüyüşle anılacak. Düş Yola adlı grup sessiz bir yürüyüş eylemi gerçekleştirecek. (siteleri &lt;a href="http://www.dusyola.org/"&gt;http://www.dusyola.org/&lt;/a&gt; yakında açılacak) Düş Yola grubunun kurucusu Ali Furkan Oğuz. 2007’nin Kasım ayında Facebook’ta bir grup olarak kurulmuş. Fakat grubun asıl ismi daha uzun ‘Sırt çantamı alıp yollara düşmek istiyorum’. Geçen sürede 7 bini aşkın üyeye ve 30’u aşkın bölge ve şehir sorumlusuna ulaşmış. Şimdiye dek doğa yürüyüşlerinden farklı şehirlerdeki buluşmalara kadar 30’u aşkın etkinlik gerçekleştirmişler. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;11 Nisan 2009 Cumartesi sabahı 09.00’da Kadıköy İskelesi’nden başlayarak Kartal’a kadar Pippa için, barış için yürünecek. Aynı gün 16.00’da Kartal Tren İstasyonu’nda buluştuktan sonra, banliyö treniyle Gebze’ye, oradan da Ballıkayalar’a hareket edileecek, gece Ballıkayalar’da kamp yapılarak geçirilecek. Pippa’nın cansız bedeninin bulunduğu tarih olan 12 Nisan’da Gebze Ballıkayalar’da olayın olduğu yerde olunacak. Grup, gelenlerden Bacca gibi beyaz giyinmesini rica ediyor. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-7868886054084672840?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/7868886054084672840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=7868886054084672840' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/7868886054084672840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/7868886054084672840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/04/pippa-baccanin-yurudugu-yollarda-sessiz.html' title='PİPPA BACCA’NIN YÜRÜDÜĞÜ YOLLARDA SESSİZ BİR YÜRÜYÜŞ'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SdpYILJyGAI/AAAAAAAAARc/rKGIGlga38A/s72-c/mdeadwdEhNw.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-7980910209580558476</id><published>2009-03-31T04:01:00.000-07:00</published><updated>2009-03-31T04:08:17.544-07:00</updated><title type='text'>İŞTE GERÇEK “AMANSIZ”LAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SdH4Z8hS7FI/AAAAAAAAARM/mOnetE8yTD0/s1600-h/TommieSmith_PeterNorman_JohnCarlos_1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5319305759527464018" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 223px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SdH4Z8hS7FI/AAAAAAAAARM/mOnetE8yTD0/s320/TommieSmith_PeterNorman_JohnCarlos_1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yine bir milli maç arifesindeyiz. Milli takımın bulunduğu her turnuva veya oynadığı her milli maç öncesinde olduğu gibi, yine bu kez de milliyetçilik rüzgarları sert esiyor. Halka ulaşmanın en kolay yolunun sokaktaki vatandaşın milli duygularıyla oynamak, o duyguları tahrik etmek olduğunu gören şirketler yine futbolcuların ve teknik direktör Fatih Terim’in de boy gösterdiği reklamlarıyla bu duygu üzerine oynuyor. Fatih Terim, İspanya maçları öncesi ilk reklamda oynayarak, bir sahnede birkaç saniye görünerek ve reklamların birisinde de “Amansız Ol” diyerek servetine servet katıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan Türk spor dünyasında her gün öyle gelişmeler yaşanıyor, öyle tartışmalar oluyor, öyle sözler sarfediliyor ki, tutuculuğun, milliyetçiliğin, otoriter yapılanmaların egemen olduğu spor dünyası etik, ahlak, özgürlükler, emeğe saygı gibi kavramlardan gittikçe uzaklaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Örneğin geçen hafta İzmir’de katıldığı bir panelde, Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun, kentte gece hayatının olmamasının kırmızı-beyazlı ekibin başarısında önemli rol oynadığını belirtirken, şunları söyledi: “İstanbul'da Laila var, Sivas'ta ise La ilahe İllallah". Ve şöyle devam ediyor "Şehirde gece hayatı yok. Futbolcuların alkol satın alabileceği bir kaç büfe var, onlarla da iletişim halindeyim. Herhangi bir oyuncum içki aldığında hemen haberim oluyor. Gerekli uyarıyı hemen yapıyorum". &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir sporcunun gece hayatı da olabilir, sevgilileri de, içki de içebilir. Önemli olan kendine dikkat etmesi, kendini kontrol etmesidir. Profesyonel hayata kendini uydurmasıdır. Ama Türkiye’de toplumun tüm kesimlerinde, kurumlarında, alanlarında kendini gösteren otoriter yapı, mahalle baskısı, “Vatan millet sakarya” motivasyonu her defasında kendini yeniden üretiyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Türk futbolu ve Türk sporunda, “Amansız Ol”maya ihtiyaç var evet. Ama emeğe saygıda, toplumsal konulara hassasiyette, farklı olana saygıda da “Amansız” olan sporculara da.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Örneğin. Tommie Smith ve John Carlos gibi “Amansız”lara.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Onlar, efsane fotoğrafın kahramanları. Mexico 1968 Olimpiyatlarında, 200 metrede altin ve bronz madalya kazanan Amerikali iki siyah atlet, Tommie Smith ve John Carlos. Fotoğrafta siyah deri eldivenli yumrukları havada, başları önde.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve onlarla aynı karede önde duran, gümüş madalyalı Avustralyalı beyaz atlet. Peter Norman.&lt;br /&gt;Hikayeleri kısaca şöyle: “1968’de Mexico City'de 200 metre finali koşulur. Amerikali siyah atletler Tommie Smith ile John Carlos birinci ve üçüncü gelirken, ikinciliği Avustralyalı beyaz atlet Peter Norman alır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Madalya töreni için bekledikleri sirada, Carlos, Peter Norman'in yanına gelerek sorar:&lt;br /&gt;- İnsan haklarina inaniyor musun?- Evet, inaniyorum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bunun üzerine, iki siyah atlet kafalarindaki eylem planını Norman’a açıklar. Norman tereddütsüz evet der, “eyleminizi destekleyecegim”. O günler için çok radikal sayılabilecek bir eyleme imza atar iki atlet. Amerika'daki ırk ayrimcılığını proteste etmek için bir çift siyah deri eldiven bulurlar, sağ tekini Tommie, sol tekini John eline geçirir. Fakirliği sembolize etmek için çıplak ayakla kürsüye çikarlar. Başları öne eğiktir, sıkılı yumruklarını havaya kaldırırlar. Önlerinde duran beyaz atlet Peter Norman da, dayanışmasını göstermek için kalbinin üstüne 'İnsan Haklari İçin Olimpiyat Projesi Hareketi'nin kokartını iğneler. Amerikan milli marşı çalınırken eylem gerçekleşir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Doğal olarak Amerika ayağa kalkar. Amerikan Olimpiyat Komitesi iki atletin spor kariyerini bitirirler. Smith ve Carlos spor kariyerlerini feda ederler ama tarine geçerler. Birçok sporcu unutulurken, onlar spor tarihinin en unutulmaz karelerinden birine imzasını atar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Peter Norman ise, Avustralya'ya döndügünde çok tepki çeker. Atletizm kariyeri biter, spor çevrelerinden dışlanır. Peter Norman evinin bahçesinde kalp krizi geçirip 64 yasinda ölünce, Melbourne'de yapilan cenaze töreninde en önde yanında iki isim vardır, Tommie Smith ve John Carlos.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-7980910209580558476?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/7980910209580558476/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=7980910209580558476' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/7980910209580558476'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/7980910209580558476'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/03/iste-gercek-amansizlar.html' title='İŞTE GERÇEK “AMANSIZ”LAR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SdH4Z8hS7FI/AAAAAAAAARM/mOnetE8yTD0/s72-c/TommieSmith_PeterNorman_JohnCarlos_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-1215615155564651510</id><published>2009-03-24T14:00:00.000-07:00</published><updated>2009-03-24T14:09:44.636-07:00</updated><title type='text'>KANADALILARIN KURBAN BAYRAMI BAŞLADI</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SclL-M0pUlI/AAAAAAAAARE/L8mTh8bnjP0/s1600-h/8496_7209_24032009_8.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5316864367053591122" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 313px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SclL-M0pUlI/AAAAAAAAARE/L8mTh8bnjP0/s320/8496_7209_24032009_8.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SclL4nh_BzI/AAAAAAAAAQ8/IxEQ-v2pQcA/s1600-h/8496_1744_24032009_1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5316864271143864114" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 204px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SclL4nh_BzI/AAAAAAAAAQ8/IxEQ-v2pQcA/s320/8496_1744_24032009_1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kanada’da fok balığı avı mevsimi başladı. Bu yıl yine 338 bin masum fok hunharca avlanacak Kanada’da her yıl Mart ayının son haftasında başlayan fok avı için gemiler St. Lawrence Körfezi’nden demir aldı. Dünya genelinde protestolara rağmen 2008’de 283 bin 200 fokun avlanmasına izin veren Kanada, bu yıl kontenjanı 55 bin artırdı ve avlanacak fok sayısını 338 bin 200 olarak açıkladı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Avcılar, bu yıl Prens Edward İsland, New Brunswick ve Nova Scotia eyaletlerini içine alan bölgeyi kullanabilecekler. St. Lawrence Körfezi’ndeki Magdalen Adası’nda bekleyen 20 gemi ve 100 kadar avcı, Kanada Balıkçılık Bakanlığından gelen başlama duyurusu ile birlikte ava başladı. Bugün tam 200 fok acımasızca katledildi birilerini lüks hırsları uğruna. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Kanada Balıkçılık Bakanlığı Sözcüsü Phill Jenkins’in yaptığı açıklama ise tüm bu katliamın yarattığı öfkeye tuz biber eker nitelikte. Jenkins, “Fok avının protesto edilmesine itirazımız yok, ancak geçen sene 5,5 milyon olan fok sayısı, bu yıl 6,4 milyona çıktı. Avlanma olmazsa sorun daha da büyüyecek" diyor. Bu katliama bir kulp uydurmanın cılkı da çıktı artık.&lt;br /&gt;Öte yandan Kanada’nın Charlottetown kentindeki Atlantik Veteriner Kolejinden iki veterinerin, bakanlık gözlemcileri ve bir grup fok avcısına ‘daha insancıl av teknikleri" konusunda eğitim vermiş. Quebec ve New Foundland-Labrador eyalet hükümetleri tarafından finanse edilen eğitim kurslarının gelecek yıllarda geliştirileceği ve bir süre sonra bu kursları tamamlayıp sertifika almayanlara avlanma izni verilmeyeceği söyleniyor. Av teknikleri ve insancıl hiçbir zaman yanyana gelemeyecek iki kelime öbeği halbuki.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Peki ne yapabilirim diyorsanız, kendinizi çaresiz hissediyorsanız, aşağıdaki linki bir tıklayın, bu senekinin artık son katliam olması talebinizi Komite' ye bildirin. Yapmanız gereken sayfanın altında sağ tarafında e-mail adresinizi, isminizi ve soyadınızı isteyen kutucukları doldurmak ve biraz daha allta "send this message" kutucuğuna tıklamak. Aman ne faydası olur ki demeyin, 1 kişi bile daha fazla olmak önemli. Benzer kampanyalarla özellikle Rusya’da benzeri katliamların önüne geçildiği oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://getactive.peta.org/campaign/seal_hunt_09?rk6d4BQ7naORwbE"&gt;http://getactive.peta.org/campaign/seal_hunt_09?rk6d4BQ7naORwbE&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-1215615155564651510?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/1215615155564651510/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=1215615155564651510' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1215615155564651510'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1215615155564651510'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/03/kanadalilarin-kurban-bayrami-basladi.html' title='KANADALILARIN KURBAN BAYRAMI BAŞLADI'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SclL-M0pUlI/AAAAAAAAARE/L8mTh8bnjP0/s72-c/8496_7209_24032009_8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-5243620966648139343</id><published>2009-03-24T13:57:00.000-07:00</published><updated>2009-03-24T13:59:50.368-07:00</updated><title type='text'>BALBAY'IN GÜNLÜKLERİ VE GAZETECİLİK AHLAKI ÜSTÜNE KISA BİR YAZI</title><content type='html'>Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’ın tutuklanmasının ardından bu tutuklanmalarının nedeninin bir günlük olduğu ortaya çıktı. Önce biraz mesafeli durdum buna, Cumhuriyet Gazetesi’nin ve Balbay’ın tutumunu görmek için. Ama günler içinde gördüğüm beni herşeyden once gazetecilik mesleği hakkında büyük üzüntülere ve endişelere sevk etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlükler, iddia edildiği gibi gerçekten bir “gazetecilik” faaliyeti midir? Bir gazeteci için haber kaynakları önemlidir. Onlarla mesleki sınırlarla sınırlı kalmak üzere bir ilişki kurar. Bir ağ yaratır kendine gazeteci. Diyelim bir ekonomi muhabiri, iş dünyasından isimlerle yakınlaşır. Ama amacı haber almaktır. Onlara yol göstermek, onların işinin hedeflerinin bir kanadı olmak, onların bir sağ kolu, onların medyadaki basındaki adamı olmak değildir görevi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Balbay örneğinde ise gazeteciliğin sınırları aşılmıştır.  Aynen son dönemde bazı gazetelerin ve gazetecilerin adeta Başbakan Özel Kalem Müdürü gibi çalışmalarında sınırların aşıldığı gibi. Gazeteci mesleği gereği çeşitli faaliyetleri izler, ama halka, kamuoyuna iletmek için izler bunları, gizli toplantılara katılamaz, o toplantılarda ne yapacağız sorusuna cevap arayanların yanında olmaz. Onlara yol göstermeye çalışmaz. Gazeteci, gazetesine bu faaliyetlerin amaçlarına uygun şekilde manşet attırmaz. Sözkonusu günlüklerin yazarı gazetecilik faaliyetinin dışına çok çok çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim beklentim, Balbay’ın gazeteciliği bırakmasıdır. En azından gazetecilik etiğini, ahlakını..vb ayaklar altına alan birçok insana örnek olur. Bundan sonra gazeteciler artık sadece kendi mesleğini yaparlar, bazı kurumların bürokratları, bazı liderlerin başkan yardımcıları, bazı şirketlerin yönetim kurulu üyeleri gibi davranmazlar. Ama eğer tabii bir gazetecilik ahlakına inanıyorsak, yok eğer gazeteciliğe pragmatik bir açıdan yaklaşılıyorsa gizli toplantılarda bazı planlara karışanları, Başbakan’ın uçağına binmek için herşeyi yapanları, şirketler lehine yanlı ısmarlama haber yapanlarla karşılaştığımızda birşey demeye çok da hakkımız olmaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-5243620966648139343?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/5243620966648139343/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=5243620966648139343' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/5243620966648139343'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/5243620966648139343'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/03/balbayin-gunlukleri-ve-gazetecilik.html' title='BALBAY&apos;IN GÜNLÜKLERİ VE GAZETECİLİK AHLAKI ÜSTÜNE KISA BİR YAZI'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-1924818617972925023</id><published>2009-03-21T16:13:00.001-07:00</published><updated>2009-03-21T16:18:32.769-07:00</updated><title type='text'>KAPLUMBAĞA RAFET ÖLMEK İSTEMİYOR</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/ScV1P1NAktI/AAAAAAAAAQ0/HgbazaO8Pao/s1600-h/ra.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5315783850020868818" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 180px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/ScV1P1NAktI/AAAAAAAAAQ0/HgbazaO8Pao/s320/ra.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/ScV0xMnd1TI/AAAAAAAAAQs/nShqf_Ha0tc/s1600-h/62256-1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5315783323729909042" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 283px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/ScV0xMnd1TI/AAAAAAAAAQs/nShqf_Ha0tc/s320/62256-1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kaplumbağa Rafet geçen hafta çok yoğundu. Büyük sermayeli uluslar arası şirketlerden, su kaynaklarını para uğruna zengin ülkelere peşkeş çekmeye çalışan gelişmekte (?) olan ülkelerin liderlerine kadar birçok insanın olduğu Dünya Su Forumu’nda Kaplumbağa Rafet de vardı. Doğa Derneği’nin standında bildiri dağıttı, mücadelesini anlattı, Enerji Bakanı ile yüzleşti.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Kaplumbağa Rafet kim mi? Yapılması planlananIlısu Barajı sadece Hasankeyf`i sular altında bırakmayacak, aynı zamanda Dicle Vadisi`nin ve orada yaşayan bitki ve hayvanların da yok olmasına neden olacak. Buna karşın `Hasankeyf Yok Olmasın` kampanyası başlatılmıştı. Doğa Derneği, dünyanın doğal ve kültürel açıdan en zengin alanlarından biri olan Dicle Vadisi`nin yaşatılması için baraj projesinin geri çekilmesini istiyor. Kampanyanın simgesi olan Latince adı `Rafetus euphraticus` olan ve `Rafet` olarak tanınan yumuşak kabuklu Fırat kablumbağası.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.dogaderneği.org/"&gt;http://www.dogaderneği.org/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Vadi nadir kuş türlerinin olduğu bir alan. Bu yönü hep geri planda kalıyor ama sadece Hasankeyf değil 400 km.`lik bir doğal nehir kıyısındaki yaşam ortamları yok olacak. Doğal yaşam ortamları geri dönüşü olmayacak biçimde değişecek, ekosistem bozulacak. Belki ordaki insanlar başka yere yerleşebilecek, ama diğer canlıların böyle bir şansı olmayacak. Sadece o vadide görülen birçok canlının neslinin sonu gelecek. Kuşlar, kelebekler, balıklar. Ilısu Barajı`nın yok edeceği canlılar arasında Yumuşak Kabuklu Fırat Kaplumbağası, Çöl Varanı, Kızıl Akbaba, Küçük Kerkenez, Bataklık Kırlangıcı gibi birçok canlı var.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin doğal zenginliğine (kaynaklarını satarak elde edilen sahte zenginlik değil) ve kültürel mirasına geri dönülmez zararlar veren bu projeden vazgeçilmeli artık.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bakan Rafet ile karşı karşıya, korumaları panikte&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;5’inci Dünya Su Forumu’nda sivil toplum kuruluşlarının stantlarını gezen Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Ilısu Barajı nedeni ile nesli tehlike altına giren Kaplumbağa Rafet ile de yüzleşti. Doğa Derneği yetkilileri Eroğlu’nun savunucusu olduğu Ilısu Barajı’nın Kaplumbağa Rafet’i, bölgedeki diğer canlı türlerini ve Hasankeyf’i nasıl yok edeceğini anlattı. Bakan, broşürü aldı, dinledi ama sıkıntısı resimde görüldüğü gibi yüzüne yansımış, arkadaki korumaların paniği de.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu kez her zaman olduğu gibi iş işten geçmeden kurtarmak lazım, önlemek bazı şeyleri, sonra ortada kurtarılacak bir şey kalmayacak. Arkeolojik Park’larda değil doğal yaşam lokasyonlarında yaşamalı tüm canlılar.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-1924818617972925023?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/1924818617972925023/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=1924818617972925023' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1924818617972925023'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1924818617972925023'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/03/kaplumbaga-rafet-olmek-istemiyor.html' title='KAPLUMBAĞA RAFET ÖLMEK İSTEMİYOR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/ScV1P1NAktI/AAAAAAAAAQ0/HgbazaO8Pao/s72-c/ra.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-8884180594878684167</id><published>2009-03-17T13:08:00.000-07:00</published><updated>2009-03-17T13:56:45.919-07:00</updated><title type='text'>KEDİNİZİ KÖPEĞİNİZİ ÜSTÜNÜZE GİYER MİYDİNİZ? ONLAR GİYİYOR</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/ScALNlpxd1I/AAAAAAAAAQk/5GDjgAXO3QQ/s1600-h/5856.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5314259888370710354" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/ScALNlpxd1I/AAAAAAAAAQk/5GDjgAXO3QQ/s320/5856.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/ScALCGFxC0I/AAAAAAAAAQc/dgXAv8k8sOA/s1600-h/peta-shirley-manson-fur.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5314259690919627586" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 243px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/ScALCGFxC0I/AAAAAAAAAQc/dgXAv8k8sOA/s320/peta-shirley-manson-fur.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Kürk mantoların çok şık olduğunu mu düşünüyorsunuz? Peki bir kürk manto için kaç rakun öldürüldüğünü biliyor musunuz? 40.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Her yıl kürkü için öldürülen hayvanların sayısı 50 milyon olarak ifade ediliyor. Her yıl iki milyon kedi ve köpek kürk modasına kurban veriliyor. Yalnızca Fransa'da 70 milyon tavşan kürkü için katlediliyor, dünyada ise bu sayının bir milyar olduğu iletiliyor.Peki nasıl öldürülüyorlar? Üreme organlarına verilen elektrik şokuyla, boyunları kırılarak, yerlere vurularak, kancalara asılıp canlı canlı yüzülerek. Görülmemiş vahşet yöntemleriyle.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunları bile bile kürk giyebilir misiniz? Her gün kürk giymiş onlarca insanla burun buruna geliyoruz sokaklarda. Televizyonlarda, dergilerde, gazetelerde kürk giyen ünlülerin fotoğraflarını görüyoruz.Moda dergilerinde kürk içerikli giysi ve aksesuarlara her zaman geniş yer veriliyor. Her fiyattan ve çeşitten kürkler bu dergilerin sayfalarında bolca kullanılıyor ve insanlar kürk konusunda son derece yanlış bilgilendiriliyorlar. Söz konusu yayınlarda kürk dönem dönem yükselişe geçen bir moda akımı olarak lanse ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Peki bu verilere rağmen medya neden kürk endüstrinin sözcülüğünü yapıyor, bu derece destek veriyor, bu vahşete göz yumuyor? Neden çok basit, Büyük reklam pastası. Kürk endüstrisi reklam ve tanıtıma büyük bütçeler ayırıyor. Canlıların savunmasızlığından ve insanların modaya düşkünlüklerinden faydalanılan, bunun büyük paralara çevirildiği korkunç bir düzen oluşturulmuş durumda. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada medyada durum böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yurtdışında PETA ve Anti-fur Society gibi dernekler sık sık kürk karşıtı eylemler yapıyor, bu konuda gündem yaratıyorlar. PETA'ya soyunarak destek veren ünlüler özellikle ünlerini, tanınırlıklarını, hayranları üstündeki etkilerini bu konu için mücadeleye bağışlıyorlar. Örneğin Eva Mendes. "I’d Rather Go Naked Than Wear Fur- Kürk Giyeceğime Çıplak Gezerim" kampanyası için çıplak poz veren Mendes. Geçmişte kürk giyen Mendes, PETA'dan gelen bir mektup sayesinde kürk giymeyi bırakmış, sonra da mücadeleye aktif olarak katılmış. Daha birçok ünlü isim var Mendes gibi. Fotoğrafta gördüğünüz Garbage grubunun solisti Shirley Manson da bunlardan biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye’de ise Kürke Hayır Platformu 2003 yılında kuruldu. Kürk karşıtı mücadeleyi de içeren, hayvan özgürleşmesi felsefesi hakkında araştırmalar yaparak mücadeleye başlayan Platform, Türkiye'de kürk karşıtı mücadelenin temelini attı ve halen de “Kürke Hayır”ı yüksek sesle haykırıyor. &lt;a href="http://www.kurkehayir.gen.tr/"&gt;http://www.kurkehayir.gen.tr/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hal böyleyken, ülkemizde de kendini sanatçı olarak sayan birçok isimden de benzer tavırlar beklerken, bu ay Time Out dergisinin kapağını görünce, içimde hem büyük bir hayal kırıklığı hem de büyük bir öfke belirdi. Şarkılarıyla büyüdüğümüz MFÖ’nün Mazhar Alanson’u, üstünde kürküyle derginin kapağında arz-ı endam ediyor. Fazla söze gerek yok sanırım, bir tarafta Shirley Manson’lar, bir tarafta bizim marjinal, asi (!) yıldızımız Alanson. Bir tarafta bizim kürkçü moda tasarımcılarımız, bir tarafta kürk karşıtı aktivist, dünyanın en ünlü moda tasarımcılarından İngiliz modacı Stella McCartney. &lt;a href="http://blog.peta.org/archives/2008/10/stella_mccartne.php"&gt;http://blog.peta.org/archives/2008/10/stella_mccartne.php&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu konudaki iç acıtan videolar ve Okan Bayülgen’in “Sade Vatandaş” programındaki kürk tartışması için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://video.google.com/videoplay?docid=-7899552985990395882"&gt;http://video.google.com/videoplay?docid=-7899552985990395882&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-8884180594878684167?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/8884180594878684167/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=8884180594878684167' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8884180594878684167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8884180594878684167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/03/kedinizi-kopeginizi-ustunuze-giyer.html' title='KEDİNİZİ KÖPEĞİNİZİ ÜSTÜNÜZE GİYER MİYDİNİZ? ONLAR GİYİYOR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/ScALNlpxd1I/AAAAAAAAAQk/5GDjgAXO3QQ/s72-c/5856.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-8784193749813089962</id><published>2009-03-13T12:11:00.000-07:00</published><updated>2009-03-13T12:48:35.912-07:00</updated><title type='text'>ODTÜ'DE TÜBİTAK'A PROTESTO: "D"EVRİM OLDU EVRİM</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sbqx7h2dsEI/AAAAAAAAAQU/cedgQxb64QE/s1600-h/bilim_teknik_kapaklari_mart_09.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312754346694127682" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 218px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sbqx7h2dsEI/AAAAAAAAAQU/cedgQxb64QE/s320/bilim_teknik_kapaklari_mart_09.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SbqwBM-A0aI/AAAAAAAAAQM/jDCNC6bfOjM/s1600-h/fft5_mf136574.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312752245144605090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 178px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SbqwBM-A0aI/AAAAAAAAAQM/jDCNC6bfOjM/s320/fft5_mf136574.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sevgili yurdumuzdan skandallar hiç eksik olmuyor. Güzel ülkemizde bir hafta hatta bir gün geçmiyor ki, bilim ayaklar altına alınmasın. Gündemimiz ışık hızıyla değişiyor. Her gün yeni bir skandala, flaş gelişmeye uyanıyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçen haftamız ise TÜBİTAK ile geçti. 200 yaşına ulaşan Darwin'i kapağına taşımak isteyen Bilim ve Teknik Dergisi sansüre uğradı. Toplumun çeşitli kesimlerinden farklı tepkiler yükseldi bu olayla ilgili. Basında da farklı başlıklar atıldı, farklı yazılar yazıldı. İktidara yakın yayın organları da sansürün esasında olmadığına dair kanıtlar ortaya atmaya çalıştı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;En yaratıcı tepkilerden biri ise ODTÜ'den geldi. ODTÜ, Türkiye'de üniversiteler arasında her zaman özel bir yeri olan bir kurum. Geçmişten günümüze muhalif seslerin en gür çıktığı üniversitemizdir ODTÜ.  ODTÜ'nün stadyumunda "DEVRİM" yazısının hikayesini de daha önce Sol'duyum'da paylaşmıştım. Bugün bu stadyum ve Devrim yazısı TÜBİTAK yönetimini protestoya sahne oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;ODTÜ öğretim elemanları üyeleri ve öğrenciler, Bilim ve Teknik Dergisi’nin kapağının değiştirilmesine tepki olarak ODTÜ Stadyumu’ndaki "devrim" yazısının "d" harfini kapatıp "evrim" yazısı oluşturdu. Öğretim elemanları ve öğrenciler, stadyumun tribünlerinin "d" harfi bulunan kısmında toplanarak, alkışlarla protestoda bulundular. "D" harfinin öğretim elemanları ve öğrencilerce kapatılmasıyla tribünlerde "evrim" yazısı ortaya çıktı. ODTÜ Öğretim Elemanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Melih Ersoy yaptığı açıklamada, UNESCO tarafından "Darwin yılı" olarak ilan edilen 2009 yılında, TÜBİTAK Bilim Teknik Dergisi’nin Mart sayısı için hazırlanan kapağının değiştirilmesinin, bilim ve bilimsel araştırmaları yaygınlaştırmak ve benimsetmekle sorumlu bir kurum için son derece kaygı verici ve kabul edilemez bir tutum olduğunu söyledi. "Darwin’in Evrim Kuramı’na karşı takınılan tavrın, ülkenin sürüklenmeye çalışıldığı noktayı göstermesi açısından önemli olduğunu iddia eden Ersoy, "Bu olay, tamamen dogmatik ve bilim karşıtı bir dünya görüşünün TÜBİTAK yönetimine egemen olmaya başladığını kanıtlamıştır. Bilimsel kuramların halka duyurulmasına bile tahammül gösteremeyen bu zihniyeti şiddetle kınıyor ve bu müdahalenin sorumluları olan Ömer Cebeci ve Nükhet Yetiş’in istifalarını talep ediyoruz" dedi. ODTÜ Biyoloji ve Genetik Topluluğu adına yapılan açıklamada da Bilim ve Teknik Dergisi’nde bir "özür kapağı" beklendiği ifade edilerek, şunlar kaydedildi: "Bu özür kapağına ne konulabilir sıkıntısı çekecekler için ODTÜ Stadyumu’nun tribünlerindeki buluşmamızda ’devrim’ yazısının ’d’sinin üzerine ’sansüre sansür’ tavrımızı ifade etmek için bir süreliğine kapatarak ’evrim’ yazısını açıkta bırakıyoruz." ODTÜ’deki 26 öğrenci topluluğu adına yapılan açılamada ise bilimsel üretimi ve bilimsel düşünceyi baskı altına almanın Ortaçağ’da rastlanan bir uygulama olduğu belirtilerek, "Karanlığa teslim olmayacağız" denildi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;BASINIMIZDA TÜBİTAK OLAYI&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tübitak'ın sansürüyle ilgili Türkiye'de gazeteleri bir haftadır takip ediyorum. İktidara yakın gazeteler çok sürpriz olmayacak şekilde Tübitak yönetimini destekler yayınlar yaptılar. Ama bu gazetelerde kimi yazarlar da olayı sansür olarak değerlendirdi ve tepkilerini ortaya koydular.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Star gazetesi  "Darwin’e sansür haberi uydurma çıktı’ başlığını kullandı. Gazete bu iddiasını Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın “...Dergiyi gördüm. 14. ve 15. sayfalarında Darwin’in bütün kitaplarıyla ilgili tanıtım yazıları bulunuyor. Sansür olsaydı o yazılar da olmazdı” sözlerine dayandırmıştı.  Oysa TÜBİTAK’ın evrimi konu eden kapağının değiştiği, evrim dosyasının tamamen çıkarıldığı, hiçbir yetkili tarafından yalanlanmamıştı. Star'ın yazarlarından Mehmet Altan ise gazetesinin aksine sansürü eleştirdi: "TÜBİTAK Darwin yasakçılığıyla UNESCO’dan çok uzaklaştığı gibi, İngiliz Kilisesi ve Vatikan’dan da daha bağnaz bir tutum sergiliyor" dedi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabah  haberi yorumsuz şekilde verirken yazarı Nazlı Ilıcak sansürü sert dille eleştirirken bir yandan da evrim teorisini eleştiriyordu: “...İslam gibi Hıristiyanlık da bu kurama karşıdır. Nasıl olmasın? Kutsal kitaplarda insanoğlunun Hz. Âdem ve Hz. Havva’dan geldiği yazılıyken, Darwin, maymundan evrildiğimizi ileri sürer. Netice itibarıyla, bunlar kanıtlanmış bilgi değil. Adı üstünde: Teori. Ama, kutsal kitaplara ters düşüyor diye insanları bu bilgiden mahrum da bırakamazsınız. Özellikle bunu TÜBİTAK gibi bir bilim kuruluşu yapamaz. ... İsteyen, istediği şeye inanabilir. Ama bir bilim kuruluşu, Darwin teorisine, Adnan Hoca gibi düşmanlık güdemez. Benim, kapağı değiştirttiği söylenen Prof. Ömer Cebeci’ye bir teklifim var. Darwin ile en iyi mücadeleyi Adanan Hocacılar yapıyor. TÜBİTAK’tan istifa edip, Adnan Oktar’a iltihak etsin ve onun Harun Yahya ismiyle yayınladığı şu kitapları okusun: Sosyal Silah Darwinizm; Darwinizm’in Sonu; Evrim Aldatmacası; Türlerin Evrim Yanılgısı; Bir Zamanlar Darwinizm.’’ &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anadolu’da Vakit gazetesinde olayı Müslüman mahallesinde salyangoz satmak şeklinde yorumladı, "Kartel, Darwinizm avukatlığına soyundu" dedi. Gazetenin köşe yazarlarından Ali Taşçı "Ben artık okula gitmek istemiyorum" başlıklı yazısında, evrim teorisini Allahsızlık diye yorumladı. Milli Gazete’den Mahmut Topbaş ‘Maymun gözünü açıyor, bilgin açmıyor’ başlıklı yazısında, “Kur’an’da veya sünnette, maymundan insanın türediğini anlatan bir tek kelime yokken, Yahudilerden bir kısmının maymuna dönüştüğünü anlatan ayetler vardır” dedi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-8784193749813089962?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/8784193749813089962/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=8784193749813089962' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8784193749813089962'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8784193749813089962'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/03/odtude-tubitaka-protesto-devrim-oldu.html' title='ODTÜ&apos;DE TÜBİTAK&apos;A PROTESTO: &quot;D&quot;EVRİM OLDU EVRİM'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sbqx7h2dsEI/AAAAAAAAAQU/cedgQxb64QE/s72-c/bilim_teknik_kapaklari_mart_09.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-3690463348543291613</id><published>2009-03-12T14:33:00.000-07:00</published><updated>2009-03-12T15:05:25.835-07:00</updated><title type='text'>HAYVANLAR ÜZERİNDE YAPILAN VAHŞİ DENEYLER VE TÜRKİYE'DE SKANDAL BİR ÖDÜL</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SbmCw29hD6I/AAAAAAAAAQE/VZ_L9fLkbds/s1600-h/evil_people.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312421011359076258" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 256px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SbmCw29hD6I/AAAAAAAAAQE/VZ_L9fLkbds/s320/evil_people.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SbmCJ_5faJI/AAAAAAAAAP8/T_tpBE7LFMk/s1600-h/draizerabbits.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312420343743211666" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 207px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SbmCJ_5faJI/AAAAAAAAAP8/T_tpBE7LFMk/s320/draizerabbits.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Hayvan Deneyleri, insan dışı hayvanlar üzerinde bilimsel tecrübe için yapılan araştırma ve testler olarak tanımlanıyor. Bu testler, üniversiteler, tıp okulları, ilaç firmaları, çiftlikler ve ticari deney laboratuvarlarında gerçekleşiyor ve deney konuları genellikle biyoloji, davranış bilimleri, genetik, biyomedikal araştırmalar, toksikoloji testleri ve kozmetik üstüne yapılıyor. Hayvanlar ayrıca eğitim, savunma alanları ve üretmede de kullanılmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yıl dünyada 50-100 milyon arası hayvanın deneylerde binbir acıya maruz bırakılarak kullanıldığı tahmin ediliyor. Ülkesine göre üzerinde deney yapılan hayvanların büyük bir kısmı deneyin ardından öldürülebiliyor. Deney için kullanılan bu hayvanların bir kısmı deney hayvanı üretimi yapan firmalardan sağlanırken, bir kısmı vahşi yaşamda yakalanıyor, bir kısmı hayvan satış yerlerinden temin ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada deney laboratuvarları için her türlü hayvanı sağlayan büyük şirketler var. Bunlar talepleri karşılamak amacıyla isteğe göre genetiği bozulmuş hayvanlar üretebiliyor. hastalık nöbetleri geçirebilecek, bazı kanser türlerine yakalanacak, diabetli, anemik, bağışıklık tepkisi olmayan hayvanlar, kendi rızalarının dışında böyle bir yaşam sürdürmeye zorlanmış canlılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://deneyehayir.org/index.asp?PageID=33"&gt;http://deneyehayir.org/index.asp?PageID=33&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan hayvanlar üzerinde deney yapılmasına karşı çıkan, bunun hem canlı hakları hem de bilimsel olarak yanlış olduğunu savunan birçok oluşum, hareket ve de şirket de bulunuyor. Çok de ciddi argümanlara sahipler. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir kere insan hastalıklarının sadece %2’sinden az bir bölümü (%1.6) hayvanlarda da görüldüğü, ABD’da hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin, insanlar ve hayvanlar arasındaki anatomik ve biyolojik farklılıklar sebebiyle yanıltıcı olup olmadığı sorulduğunda, doktorların %88’inin yanıltıcı olduğu konusunda hemfikir olduğu belirtiliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Geçmişte hayvanlar üzerinde yapılan deneylere göre, limonata ölümcül derecede zehirli; arsenik, ağıotu ve botulin ise güvenli bulunmuştu. Hayvanlar üzerinde güvenli bulunduğu için piyasaya sürülen binlerce ilaç, insan sağlığı üzerindeki etkilerinden dolayı yasaklandı ya da piyasadan geri çekildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morfin insanlar üzerinde uyuma etkisi yaratırken, kedilerde heyecan yaratıyor. Aspirin insanlarda ağrı kesici olarak kullanılırken, fare, tavşan ve sıçanlarda ise doğum özürlü doğumlara sebep oluyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yukarıda resimler hayvan deneylerinden. Emin olun bloğuma koymak için en yumuşak resimleri seçtim. Eğer yüreğiniz yetiyorsa animal tests yazıp bir Google'da aratın, sonra da vicdanınızın sesini dinleyin bir süre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tüm dünyada bu gelişmeler yaşanırken, hayvan deneylerine hayır diyenlerin sayısı çığ gibi artarken, (buna hayır diyen firmaların listesi deneyehayir.org'da) Türkiye’de ise yine bir “Mersin’e değil tersine gitme” durumu yaşıyoruz. Aynı nükleer santraller konusunda olduğu gibi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Amacı “Ülkemizdeki nitelikli ve gelecek vaat eden üniversite öğrencileri arasında girişimcilik bilincini oluşturmak, öğrencilerin yeni iş fikirleri geliştirmelerini teşvik etmek, öğrencileri, parlak fikirlerini başarılı iş planlarına dönüştürmeleri sürecinde desteklemek ve ticari başarı potansiyeli yüksek iş fikirlerinin hayata geçirilmesine yardım etmek” olarak açıklanan ve çeşitli üniversite ve firmaların destek verdiği Bir Fikrin mi Var yarışmasında ( &lt;a href="http://www.birfikrinmivar.com/"&gt;http://www.birfikrinmivar.com/&lt;/a&gt; ) bu ilk yılki yarışmanın birincisi olarak "Türkiye'nin ilk özel deney hayvanı üretim laboratuvarı" fikrinin sahibi Begüm Bugdaycı oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kobay.com.tr/"&gt;http://www.kobay.com.tr/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Dünyada tıp, hayvansiz testin pesinde koşarken, Türkiye’de bir yarışmada böylesine bir fikre ödul verilmekte hiç sakınca görülmedi. Türkiye ve dünyadaki hayvan hakları ihlalleriyle savaşan binlerce örgütün söylem, emek ve calışmalarına kayıtsızlıkla verildi bu ödül. Tüm dünya hayvansız deneyler icin türlü girişimler içindeyken ve zalim olmayan projelerin geliştirilmesine hatırı sayılır bütçeler ayrılırken bu demode, eski ve güvenirliği tartışılır deney işi için kobay üretme fikrine birincilik ödülü verilmesi Türkiye’nin zaten sicili çok bozuk hayvan hakları ve tüm canlıların haklarına saygı karnesine bir büyük bir skandal daha olarak ekleniyor. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-3690463348543291613?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/3690463348543291613/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=3690463348543291613' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/3690463348543291613'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/3690463348543291613'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/03/hayvanlar-uzerinde-yapilan-vahsi.html' title='HAYVANLAR ÜZERİNDE YAPILAN VAHŞİ DENEYLER VE TÜRKİYE&apos;DE SKANDAL BİR ÖDÜL'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SbmCw29hD6I/AAAAAAAAAQE/VZ_L9fLkbds/s72-c/evil_people.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-859087835757949975</id><published>2009-03-09T13:18:00.000-07:00</published><updated>2009-03-09T13:40:14.492-07:00</updated><title type='text'>KOTLAR BEYAZLIYOR,HAYATLAR KARARIYOR</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SbV-JrIxGtI/AAAAAAAAAP0/HTBLw9vVVdI/s1600-h/gp_408818.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311290040216787666" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 220px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SbV-JrIxGtI/AAAAAAAAAP0/HTBLw9vVVdI/s320/gp_408818.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SbV-F1iKo9I/AAAAAAAAAPs/X7haIfiuoZ8/s1600-h/gp_408816.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311289974288196562" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 165px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SbV-F1iKo9I/AAAAAAAAAPs/X7haIfiuoZ8/s320/gp_408816.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kapalı, havalandırması olmayan bir ortamda çalıştık. Ufak, bir soba borusunun geçeceği büyüklükte bir delik açılmıştı. Nalburda satılan basit maskelerden kullanıyorduk. Onu da şartlı veriyorlardı bize. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İsmail Hakkı Durgun (Kot taşlama işçisi)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Onlar, biz beyazlaşmış kotlar giyelim diye ölüyorlar, ölüme doğru yürüyorlar, amansız hastalıklara kapılıyorlar. Kot taşlama işçileri. Patronların övmekle bitiremediği, Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörü olduğunu, bu yüzden asgari ücretten sendika hakkına, çalışma koşullarından teşviklere kadar binbir türlü ayrıcalık istediği tekstil sektörünün ağır işçilerinden onlar. Işıksız, havasız kötü koşullarda, sigortasız, kayıtdışı çalışıyorlar. Hiçbir sosyal hakları yok. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tekstil sektöründen işçi güvenliğini yok sayan atölyelerde çalıştırılan binlerce kot taşlama işçisi tedavisi çok zor ve maliyetli olan silikozis hastalığına yakalanıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Silikozis hastası işçilerin kurduğu Kot Taşlama İşçileri Dayanışma Komitesi, hem bu konuda kamuoyu yaratarak halktan destek görmek, hem de aynı Tuzla tersanelerinde olduğu gibi kot taşlama alanında yaşanan ölümlere gözünü kulağını kapayan hükümeti uyarmak için uzun süredir mücadele diyorlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://kottaslama.org/php/kt/wp/"&gt;http://kottaslama.org/php/kt/wp/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nefessiz kalan bu emekçilerin bizim nefeslerimize ihtiyaçları var. Nefesimiz yeterince güçlü olursa, binlerce silikozis hastasının yeniden soluk alması kolaylaşacak. Bunun için Çarşamba günü bir etkinlik düzenleniyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi tarafından düzenlenen konser, 11 Mart Çarşamba günü Akatlar Mustafa Kemal Kültür Merkezinde yapılacak.&lt;br /&gt;Şebnem Sönmez'in sunuculuğunu yapacağı konserde Arif Sağ, Cahit Berkay, Mor ve Ötesi, Emrah Karaca, Kardeş Türküler, Anadolu Ateşi oyuncuları sahne alacak.&lt;br /&gt;Konser biletleri, Biletix noktalarında ve ''www.biletix.com'' internet adresinden satılıyor. Konserden elde edilecek tüm gelir, ''Silikozis'' hastalarının tedavi ve hukuki giderleri için harcanacak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.biletix.com/event.htm?id=KKXTA"&gt;http://www.biletix.com/event.htm?id=KKXTA&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu konserde kot taşlama işçileri için buluşalım, onların yanında olalım. O gün gelemezsek bile mutlaka bilet almanızı öneririm, en azından maddi desteğinizle kot taşlama işçilerinin bu yaşamda kalma mücadelesinde onların yanında olalım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-859087835757949975?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/859087835757949975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=859087835757949975' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/859087835757949975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/859087835757949975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/03/kotlar-beyazliyorhayatlar-karariyor.html' title='KOTLAR BEYAZLIYOR,HAYATLAR KARARIYOR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SbV-JrIxGtI/AAAAAAAAAP0/HTBLw9vVVdI/s72-c/gp_408818.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-5833207832307491477</id><published>2009-03-04T12:48:00.000-08:00</published><updated>2009-03-04T13:02:12.304-08:00</updated><title type='text'>ŞEHR-İ  İSTANBUL’DAN METROBÜS İZLENİMLERİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sa7q34JR6vI/AAAAAAAAAPk/arGignkMgug/s1600-h/metro2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5309439256401406706" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 230px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sa7q34JR6vI/AAAAAAAAAPk/arGignkMgug/s320/metro2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İstanbul’un Anadolu yakası ahalisinin uzun zamandır merakla beklediği Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme metrobüs hattı dün açıldı. Ben de iki gündür akşamları Metrobüs’ü kullanıyorum. Dün akşam erkenden eve dönerken başka bir güzergahtan gitme şansım varken sadece test etmek için kullandım metrobüsü, bugün de akşam tam da iş çıkışı saatte, saat 6.30 civarları Türkiye topraklarında hatta tüm Balkanlar ve Ortadoğu’da metrekare başına en çok insanın ve aracın (ve de servislerin tabii) düştüğü Zincirlikuyu muhitinde metrobüsü kullandım.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;O trafiği ancak yaşayan bilir, yaşamayana anlatmak zordur. Trafiğin en yoğun saatidir saat 18-18.30 arası. Ali Sami Yen Stadı’nın önünden köprü girişine varmanız, yani 5 dakikalık yolu katetmeniz bazen 1 saat sürür. Dur kalklarla özel aracınız içindesiniz ayaklarınız telef olur, toplu taşıma aracındasanız ise zihniniz, ruhunuz, psikolojiniz aynı kaderi paylaşır. İstanbul’a karşı nefret duygularınız artar. Gtime hayalleri kurarsınız uzak diyarlara. Hele toplu taşıma aracında bir de ayakta duruyorsanız, aman anam, oflar poflara, sayıklanmalar küfürlere karışır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bunları yaşayan insanlar işte metrobüsü merakla bekliyordu. Merak edenlerden biri de açıkçası bendim. 7 dakikada köprüyü geçip, 11.2 kilometrelik hattı 24 dakikada tamamlayacağı belirtiliyordu metrobüsün. Ee yıllarca köprü trafiğinde ömrünü, gençliğini tüketmiş bizlere vadedilecek en güzel şeylerden biriydi bu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Zincirlikuyu’dan metrobüs durağına inerken bugün ilk planda gözümüz korktu açıkçası. Mahşeri bir insan kalabalığı “aman geri dön, zaman varken” diyordu adeta. Tabii bazı şeylere önceden hazırlıklıydık. Malum biz yolunu yapmadan dağ başında bir yerde Olimpiyat Stadı yapmış bir ülkeyiz. Metrobüs de seçim yatırımı olarak tüm hazırlıkları tamamlanmadan açıldığını belli ediyordu her haliyle.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İlk sorun yeni açılan bu hatta henüz yeterli araç olmayışı. Bugün de olduğu gibi özellikle Zincirlikuyu'da akşamları mahşeri bir kalabalık olacak, bunu öngörmek için kahin olmaya gerek yok. Beleş metrobüs sorunsalı bir an önce çözülmeli. Zincirlikuyu'daki turnikeler sembolik olarak duruyor orda şu anda. Mahşeri kalabalığın yarısı bedavaya akbil basmadan geçti bugün. Yazık, bir görevli üstüne çığ gibi gelen kalabalığın arasında kalmış, ne yapacağını şaşırır halde gelen yüzlerce soruyu cevaplandırmaya çalışıyordu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim olayın en can alıcı boyutuna. Araçların nerede duracağı belli olmuyor. Çok uzun bir alana insanlar yayılıyor. Ön tarafta bekleseniz araç arkada duruyo arkaya gidiyorsunuz araç bu kez ön tarafa gidiyor yolcuyu ordan alıyor, siz sıraya girdiğinizle kalıyorsunuz. Bugün akşam insanlar uzun sure bekleyip binemedi metrobüslere. Şanslı olanlar binebildi. Sinirlenen insanlar oldu. İsyan edenler. Toplumca alışık olduğumuz kaotik bir ortamı yaşıyorduk yine. Adalet ve düzen sorunsalları metrobüse de birebir yansımış durumda.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Metrobüse bindiğimizde içerisi o kadar kalabalıktı ki. Bir ucunda öbür ucuna büyük bir mesafe var. Hani İstiklal Caddesi’nde girişte bakarsınız uçsuz bucaksız bir insan seli görürsünüz, bunun mikro bir halini saat 18.30 civarlarında metrobüste yaşayabilirsiniz. Farklı bir deneyim gerçekten. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Metrobüs kendine ayrılan yoldan çabucak köprü trafiğine karışıyor. Emniyet şeridinden yoluna devam ediyor. Ama benim gibi ayakta ve sıkışık durumdaki yolcular hallerinden gayet memnundu sanrım. Ee çünkü çok uzun sürmeyecekti bu. Köprü gişelerine maksimum 7-8 dakikada ulaşılıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;O an farkediyoruz ki metrobüs uyanıkları da şimdiden türemiş. Metrobüslerden ambülans olarak faydalanılabiliyor bazı araç sahiplerimiz tarafından. Ambülansın peşine takılır gibi metrobüsün arkasına takılıp emniyet şeridinde gitmeyi mazur göstermeye çalışmaları ile karşılaşıyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köprüdeki yoğun trafiğin ardından sanki sihirli bir değnek değiyor. Bir anda bomboş yolda ilerlemeye başlıyorsunuz. Sağınıza bakıyorsunuz ki, Türkiye insanının alamet-i farikası, üç şeritli yolda 6 şerit oluşturmanın yine usta işi bir icrasını görüyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O an insanların yüzüne ve gözüne baktım metrobüstekilerin ve de yolda özel arabaların içindekilerinin. İki felsefe çarpışıyordu adeta. Birincisi “Kalabalığa razıyız, yeter ki çabuk gidelim” felsefesi. “Eh biraz kalabalık ama yine de 1.5 saatlik yolu 20 dakikada gideceğiz. Bu bize yeter.” “Normalde karşıya ancak 1.5 saatte gidebiliyorum. Metrobüsle tıkış tıkış gitmeye razıyım. Yeter ki evime çabuk gideyim.” diyenlerin çok olduğunu gözlemledim bu iki gün yüz ifadelerinden.  Diğer bir yaklaşım ise “Off Çok kalabalık. İçeride bunaldım Bu halde sıkışık gitmektense bir daha metrobüse binmem ya” yaklaşımı. Bugün bir teyzemiz isyanını yüksek volümle haykırıyordu. Gençlerin saygısızlığından başladı, metrobüse binerken ezilme tehlikesine geçirdiğine geldi konu, ordan İstanbul’un bir köye dönüştüğü, ne yapılsa olmayacağına.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Duraklarda henüz durak isimleri yazmıyordu. İstisnasız herkes adeta İstanbul’u yeniden keşfedercesine "bu durak ne, burdan oraya nasıl geçiliyor, E-5 için hangi durakta iniliyor" gibi soruları ardı sıra yöneltiyordu birbirine. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir konu ise bazı durakların tenhada kalması ve akbil dolduracak ya da jeton alacak yakınlarda bir yer olmaması. Hadi akşam tamam da geç saatlerde metrobüs güvenli olacak mı soru işareti yaratıyor şimdiden.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Metrobüsteki insanların yüzüne bakmaya devam ettim sonra. Genelde derinlerde bir gülümseme gördüm yüzlerde sanki, hafif kibirli, hafif üstten bakan. Yanından hızla geçilen araçlara doğru bir ''oh oh, nasıl geçirdik'' ifadesi sanki okunuyordu yüzlerde, bilmiyorum yoksa ben mi fesatım. Günün birinde mutlaka metrobüsten birisi yanından geçtiği arabalara dil çıkaracaktır, nanik yapacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hepimiz farklıyız toplumda. Ama İstanbul trafiğinde eşitleniveriyoruz. Jeep’iniz de olsa, Anadolu’nuz da, aynı trafik içindesiniz. Sınıfsal hıncı olanlar, bunu bastırmak isteyenler için birebir metrobüs, öneririm.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Boş yolda hızla giderken aklıma birşey daha geldi. Her türlü kazanın normal karşılanabildiği Türkiye’de acaba metrobüs yolunda hiç kaza olur mu, bakalım Allah korusun olmaz inşallah, olursa da yine tarihe geçeceğiz millet olarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama şu açık bence, metrobüs trafik sorununu çözmez. Diğer yandan ise insanların trafilkle ilgili bazı sorunlarını çözebilir. Bir saatte 20 bin yolcu taşıyacağı hesaplanacak olursa önemli bir ulaşım koridoru açılıyor. Trafik sorununu çözmez dediğimiz gibi ama birçok insanın yolda yaşadığı psikolojik sorunlarını çözmede yardımcı olacak. Şu andaki olumsuz yönleri mevcut yolları daraltmış olması ve emniyet şeritlerini ortadan kaldırmış bulunması. Bunlar için birşeyler düşünülüyordur herhalde.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İşin siyasi boyutuna gelirsek, yaklaşan seçimler öncesi bu işin Topbaş’a artı puan getireceği kesin. Bugünü kurtaran, günlük bir yatırım çünkü. Tabii rakip Kılıçdaroğlu’nun seçim projelerini açıklamayı tam da Metrobüs’ün açıldığı günlere denk getirmesi ciddi bir taktik hatası olarak ortaya çıkıyor. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-5833207832307491477?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/5833207832307491477/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=5833207832307491477' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/5833207832307491477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/5833207832307491477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/03/sehr-i-istanbuldan-metrobus-izlenimleri.html' title='ŞEHR-İ  İSTANBUL’DAN METROBÜS İZLENİMLERİ'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sa7q34JR6vI/AAAAAAAAAPk/arGignkMgug/s72-c/metro2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-1078799076811836232</id><published>2009-03-03T13:32:00.000-08:00</published><updated>2009-03-03T13:40:55.249-08:00</updated><title type='text'>LOST GEÇEN SEZON NİYE 13 BÖLÜM YAYINLANDI VE SABAH ACABA İLK HANGİ TARAFINDAN VAZGEÇER?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sa2iOXGpR3I/AAAAAAAAAPc/p9VTWnxNy_g/s1600-h/grev.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5309077903343437682" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 213px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sa2iOXGpR3I/AAAAAAAAAPc/p9VTWnxNy_g/s320/grev.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;“Kimimiz sivildi, kimimiz asker, kimimiz kentliydi, kimimiz rençper, kimimiz Kürt’tü, kimimiz Çerkez, başı örtülümüz de var, mini eteklimiz de. Sağda olanımız da var, solda olanımız da. Hangi tarafımızdan vaz geçelim?”&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 1 aydır televizyonlarda dönen, yolumuz üstünde billboardlarda karşılaştığımız, radyolarda duyduğumuz bir reklamdan bu alıntı. Karşılaşmışınızdır büyük ölçüde, Sabah Gazetesi’nin reklamından bu sözler. Belki ilk okuduğunuzda hoşuna gitmiştir, ne güzel demokrasiye, çoğulculuğa, hoşgörüye vurgu yapıyor reklam, aferin be demişinizdir. Peki sizce Sabah Gazetesi hangi tarafından vazgeçer veya vazgeçmiştir? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünlerde Sabah ve ATV’nin Balmumcu’daki binasının önünden geçiyorsanız, bir pankart gözünüze çarpacak binanın girişine asılmış. 13 Şubat’ta Türkiye’de basın dünyası yepyeni bir güne uyandı çünkü. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Turkuvaz Medya grubuna bağlı işyerlerinde Grev başlattığını açıkladı. Tam tamına 29 yıl aradan sonra Türkiye’de basında bir grev yaşanıyor 13 Şubat’tan bu yana. Sabah tesislerinin kapısına “Bu İşyerinde Grev Vardır” yazılı pankartları asan TGS, greve neden çıkmak zorunda olduklarını 13 Şubat tarihli açıklamasında şöyle duyuruyordu: “Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) olarak, Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde, 59 maddelik teklifte ücret, sosyal yardım, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı gibi parasal haklar ile gazetecilerin mesleki haklarını koruyan 37 maddeyle ilgili işverenin uzlaşmaz tutumu sonucu, ATV ile SABAH gazete ve dergi gruplarının bağlı olduğu Turkuvaz işletmesinin İstanbul Balmumcu ve Sefaköy ile Ankara Balgat işyerlerinde grev başlattık...” &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül darbesinden bu yana, 29 yıldan beri ilk kez bir basın-yayın kuruluşunda Türk-İş’e bağlı Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Çalık Holding’in Turkuvaz Medya Grubunda (Sabah, ATV, Aktüel ve diğer dergiler) 5 Aralık 2008’de grev kararı alındı, yasal süre olan 60 gün dolunca grev 13 Şubat’ta başladı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Basın iş kolunda çalışanların çoğu sendikalı değildir. Sol tandanslı gazetelerde bile sendikanın lafı bile edilmez. Sabah grubunda basın emekçileri sendikalaşması grubun TMSF’e devri ve TMSF’ce yönetimi zamanında gerçekleşmişti. Ama Çalık Grubu başa gelince, 400 sendikalı sayısı yönetimin çabaları sonucu 30’a indirildi. Şu anda greve ATV’den sendika işyeri temsilcileri dahil kimse katılmıyor, Sabah’tan 3, dergi grubundan 7 olmak üzere 10 kişi grevde. 10 grevci işçi 17 Şubat’ta işten çıkarıldı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Grevdeki emekçilerin sayısının bu kadar az olmasının sebepleri var tabii. Greve çıkmak isteyenlerin çoğu işsiz kalmakla tehdit edildi. Sendikadan ayrılına sarı basın kartı vadedildi. Bu süreci daha iyi anlamak için Express Dergisi’nden grevci basın emekçisi arkadaşlara kulak vermek isabetli olacak: &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;- “Müdürümüz “bir düşün, sonuçları kötü olacak” deyince, “sendikadan çıkmam için bir sebep göster” dedim. “Desen ki ‘sendikacılar kedi kesiyor, yaşlıları tekmeliyor’, tamam, çıkayım. Ama gösterebildiğin tek sebep, “mainstream medyada gazetecilik yapamazsın.” Bu sebep değil ki, tehdit. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Gayet ciddi, ‘sendika nedir?’ diye soran arkadaşlarımız oldu. -“Sendikaya üye olursam solcu olacak mıyım?” diye soranlar oldu. -Örgüt deyince, PKK geliyor akıllarına. Meslektaşımız bir kız “ben işçi miyim?” dedi. “Patron değilsen, nesin?” dedim. Ya o taraftasın, ya bu taraftasın. Bizi tehdit edenler de işçi. Onlar da her an işten atılabilir. Hiç bir grupta editoryal bağımsızlık yok, burada da yok. Coca-Cola’da direniş vardı, yayınlanmadı. Aktüel’den bir arkadaşımız DESA’da greve çıkan Emine Aslan’ın haberini yapmıştı. Beğenildi, basılacaktı. Sonra, ilan verenden, DESA’dan telefon geldi, haber iptal edildi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Sefaköy’de 70 Çevik Kuvvet bizi karşıladı. Dergi grubunda greve çıkan yedi kişiydik. Her birimize onar Çevik Kuvvet düşüyordu. Polislere sorduk, ‘Niye bu kadar kalabalıksınız? Biz ne yapacağız ki?’ Onlar da ‘şirket öyle istemiş’ dedi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sizce Lost niye 13 bölüm yayınlandı geçen sezon? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Adam sendikayı Sovyetler’de kalmış zannediyor. Mesela dizi seyrediyor, “Lost”u takip ediyor. “Lost” geçen sezon 16 bölüm yerine 13 bölüm yayınlandı. Niye?” diye soruyorum. Bilmiyor. “Çünkü Amerika’da senaristler grevdeydi.” Hollywood’da senin hayatında kazanmadığın parayı dizinin bir bölümünden kazanan senarist sendikalı ve grev yapıyor. Ondan da fazla kazanan aktörler bu greve destek veriyor, “ne kadar çağdışısınız, sendika da ne!” demiyor. Senin bütün medya kuruluşlarından daha büyük bütçesi olan ABC televizyonu prime time’da en çok reklam geliri olan diziyi üç hafta yayınlayamıyor! Neden? Sendika var, grev var..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Tabii greve katılmayan, katıl(a)mayan arkadaşlara da hak vermek gerekiyor. Biz gazeteciler belki Türkiye’de en nitelikli, en eğitimli çalışanlara sahip bir işkolunun parçasıyız. Ama diğer yandan basın sektörü ve gazetecilik Türkiye’de en zorlu koşulları olan iş kolu belki. Örgütlülük sıfıra yakın. İşletme sayısı az. Maaşlar düşük. İşsiz kalındığında aynı sektörde iş bulmak hiç de kolay değil. Eşi, çocuğu olan, harcı borcu olan bir gazeteci, bir televizyoncu, bir iletişimci bazı şeyleri yaparken, bazı kararları alırken iki kere düşünüyor. Herkes bir kere düşünüyorsa biz iki kere, üç kere düşünüyoruz. Greve katılan 10 kişi belki ama gönülden bu greve destek verenlerin sayısının çok olduğunu düşünmek ve ummak istiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendikaya üye oldu diye gazeteciyi tehdit etmek, sendikadan istifaya zorlamak, greve çıkanları ise işten çıkarmak. Sonra da toplumdaki çok renkliliğe, çok sesliliğe, farklılıklara saygıya vurgu yapan bir reklamı yayına sokmak. Sizce bu reklam ne kadar samimi?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Peki diğer medya grupları, gazeteler, televizyon kanalları, anlı şanlı köşe yazarları. Her konuda görüş açıklayan, demokrasi, insan hakları ahkamları kesen köşe yazarları, solcusundan sağcısına, İslamcısından Kemalistine anlı şanlı köşe yazarları nerede? Büyük medya gruplarının yayın organlarındaki sessizlik, görmezden gelme niye sizce?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ATV/Sabah çalışanı grevci basın emekçileri, gazeteciler haklarını alana dek her Cumartesi saat:18.00’de, Taksim’den, Galatasaray Lisesi önüne dek yürümeye devam edecekler.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Onların amaçları kahramanlık falan değil. Blogları sabah-atvgrevi.blogspot.com’da yazdıkları gibi “Sadece bu süreçle birlikte basın tartışılsın, basın çalışanları kendi mesleklerine sahip çıksın, falanca müdürden korkarak haber yazmasın, ya da birileri onu tetikçiliğe zorlarken karşı çıkacak gücü bulsun istiyoruz. İşte bunun için toplu hareket etmek gerekiyor. Bu toplu olma hali de ancak sendika üstünden yürür. Diğer önemli noktaysa toplu sözleşme. İş güvencesi olmadan, işten atılamayacağını bilmeden bu ülkede özgür gazetecilik olmaz. Bu kadar basit. İşin maddi boyutundan ziyade bu boyutu önemli. Yoksa 10 yıl sonra da aynı mevzuları konuşur, oluruz.” Tek dertleri bu. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-1078799076811836232?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/1078799076811836232/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=1078799076811836232' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1078799076811836232'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/1078799076811836232'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/03/lost-gecen-sezon-niye-13-bolum.html' title='LOST GEÇEN SEZON NİYE 13 BÖLÜM YAYINLANDI VE SABAH ACABA İLK HANGİ TARAFINDAN VAZGEÇER?'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/Sa2iOXGpR3I/AAAAAAAAAPc/p9VTWnxNy_g/s72-c/grev.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-6154134193217776567</id><published>2009-02-25T14:38:00.000-08:00</published><updated>2009-02-25T14:48:03.400-08:00</updated><title type='text'>TÜRK FUTBOLUNUN UNUTULMAZ SOL’AÇIĞI: METİN KURT</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SaXIyTajKmI/AAAAAAAAAPM/XzHoL8lGdxA/s1600-h/galatasarayediscd2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306868502456642146" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 232px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SaXIyTajKmI/AAAAAAAAAPM/XzHoL8lGdxA/s320/galatasarayediscd2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SaXImIFT8PI/AAAAAAAAAPE/8Rjopka-IJE/s1600-h/metin-kurt-dunya-genc-isci-bulusmasi-719208.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306868293256343794" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 257px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SaXImIFT8PI/AAAAAAAAAPE/8Rjopka-IJE/s320/metin-kurt-dunya-genc-isci-bulusmasi-719208.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Türkiye’nin en iyi futbolcusu kimdir derseniz insanın aklına birçok isim gelir. Belki bir çırpıda onlarca aday sayıveririz. Fakat Türkiye’nin gelmiş geçmiş en özel futbolcularından biri kimdir diye sorarsanız, benim aklıma ilk olarak hep Metin Kurt gelir. Peki Galatasaray’da bir dönemin unutulmaz oyuncularından biri olan Metin Kurt’u bu denli özel kılan nedir? Pasları, frikikleri mi, kondisyonu mu, golleri mi, evet belki onlar da var, ama onu esas özel kılan yeşil sahalardaki örgütlülük, hak arama ve devrimci mücadelesidir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Metin Kurt, Türkiye’de Futbolcular Sendikasını kurmaya calışan, yeşil sahalarda hakkını arama mücadelesini vermiş ilk isim. Geçmişten bugüne sağın egemen olduğu bir arena oldu Türkiye’de futbol. Futbolcular, kulüpler, yönetimler politikacılarla, mafyayla içiçe oldu hep. Milliyetçilik, ırkçılık yeşil sahalarda tekrar tekrar üretildi, belki de en azgın haliyle ortaya çıktı. Tribünler ırkçı, sağcı hezayanların adresi oldu. Dinci tarikatlarla yakın olan futbolcular el üstünde tutuldu, bu ülke futbolu Milli Takım kampında takımla birlikte namaza gitmedi diye dışlanan futbolcuları bile gördü. Kısacası solun çok da esamesinin okunmadığı bir alan oldu Türkiye’de futbol. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray Spor Kulübü’nün efsane futbolcularından Metin Kurt, futbolcuların sendikalaşmasının gereğine inanan ve de bu amaç için mücadele etmiş ilk oyuncuydu Türkiye’de. 1948 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Kurt, Alibeyköy’de başladığı futbol macerasına Adalet Spor, Altay ve PTT kulüplerinde oynayarak devam etti. Çizgide oynayan Metin Kurt bu mevkideki başarılı futboluyla kısa sürede adını duyurdu ve Galatasaray Spor Kulübü’ne transfer oldu. İngiliz Hoca Brian Birch’in takımın başına geçmesiyle Galatasaray o yıllarda çok başarılı bir dönem geçiriyordu. Metin Kurt da bu dönem kadronun vazgeçilmezlerinden biri olmuştu. Diğer yandan Kurt farklıydı, farkını gösteriyordu futbol dünyasında. Okuyordu, sorguluyordu, tartışıyordu. Meslektaşları gazinolardan çıkmazken o daha çok entellektüel çevrelerin içine girmiş, orada düşünceleri şekillenmeye başlamıştı. Türkiye’de sporcu kimliğini, sporun emek boyutunu da sorguluyordu. Edindiği birikimler ve dönemin ağır şartlarının onda yarattığı bu hoşnutsuzluk Metin Kurt’ un kafasında bir fikir doğuruyordu. Bu “Futbolcular Sendikası” fikri idi. Bir fikir olarak ilk defa ortaya attığında, hem futbolcu arkadaşlarından hem de tribünlerden destek görmüştü. Ama ne zaman bunu hayata geçirmek için adım attı, işte her şey o zaman başlıyordu esas. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Sendikal mücadeleye başlayınca spor hayatı başka bir yöne doğru evrilmişti ya da evriltirmişti. İlk zamanlar ona destek verenler adımları atmaya başlayınca mücaledesinde onu yalnız bırakıyordu. Basın ona çok destek vermeyecekti. Basın patronları o dönem de şimdi olduğu gibi kulüp yöneticileriyle sıkı fıkıydılar. Metin Kurt’a yer vermek sayfalarında, Galatasaray yönetimiyle ters düşmek demek olacaktı. Kurt, bu duruma tepki göstermek amacıyla 1974’te oynanan İtalya-Türkiye milli maçı öncesi basını kınadığı bir bildiri hazırlıyor ve bu bildiriyi tüm takım arkadaşlarına imzalatıyordu. Aslında bu bildiri Metin için kariyerinin sonunun başlangıcı olacaktı. Artık iyice dışlanmıştı Galatasaray yönetimince ve spor dünyası içinde. Galatasaray’dan Kayserispor’a gönderildi. Fakat Kurt için bu olayın asıl üzüntü verici yanı sadece kendisinin kovulması değil, sendika girişimine katılmadıkları halde sırf kendisiyle arkadaşlık ettikleri için aynı akıbeti paylaşan beş arkadaşı olmuştu. O yıllarda yavaş yavaş oluşmaya başlayan endüstriyel futbolun yediği ilk isim Kurt oluyordu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Kurt sonraki yıllarda aktif futboldan uzaklaştı fakat futbol dünyasının içinde alternatif bir tarafta yer almaya devam etti. Kafasındaki sendika fikrini uygulamak 12 Eylül rejimiyle birlikte iyice zorlaşsa da, düşündüklerini savunmaya devam etti. Evrensel Gazetesi’nde spor yazarlığı yaptı. Turgay Kurultay ve Veysel Atayman ile birlikte “Arenada Show: Modern Sporun Dünü ve Bugünü” isimli bir kitaba da imza attı. Endüstiryel futbola karşı olan forzalivorno gibi oluşumların panellerine katıldı. “Sportmence” isimli dergiyi çıkardı, sonra bu derginin yayınına yıllarca ara verildikten sonra Ekim 2008’de tekrar yayınlandı. İlk sayıda konulardan biri de Türkiye’nin en muhalif taraftar grubu Çarşı idi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Metin Kurt, sporu bir emek batakhanesi olarak tanımlıyor. Şöyle diyor bir konuşmasında: “Bizler futbolu bir oyun olduğu için sever ve oynardık. Artık futbol para, son model arabalar ve güzel mankenler için oynanıyor. Futbolu oyun olarak severiz ancak bugün kullanılış şekliyle sevmemiz kendi kalemize gol atmak anlamındadır. Devrimciler hiçbir zaman spora karşı olmadı. Sporun içinde her zaman yer aldılar ama her zaman yanlış tarafta yer aldılar. Futbolda bizlerin boşalttığı alanları başkaları doldurdu. Futbolu bir uyuşturucu haline getiren sistem yerine futbolun kendisini mahkum ettik. Hayatın içinde kim çoksa tribünlerde de o çok olacaktır. Endüstriyel futbola karşıysak ona su taşıyan değirmende su damlası olmamalıyız." &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Kurt’un lakabı 'Çizgi Metin' di. Mayıs 2003’ te yayinlanan bir roportajinda bunu şöyle açıklıyor Kurt: "Halka en yakın yer neresi? Çizgi. Ben de çizgide beklerdim. Antrenör ve idarecilerin olduğu tarafta oynamayı sevmiyorum. Kapalinin önünde oynamamak icin bir devre sağ açık, bir devre de sol açık oynardım." &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer alıntı da Sportmence Dergisi için yazdığı bir yazıdan: “Sportmence onuncu köyü arıyor. Doğru sözü kıymet verip savunanlar; bu yüzden dokuz köyden kovulanlar, yılmadan onuncu köyü arayanlar; sportmence sizin sesiniz, sözünüzdür. selam sizlere, selam dostlara. Spor kılıflı bu bataklığı biz yaratmadık, ama biz kurutacağız. sivrisineklerden bir gün mutlaka kurtulacağız. Yazanlar, çizenler, eli kalem tutanlar; düşüncesini midesinin sansüründen geçirmeyenler, yüreğinde iyilik, doğruluk, güzellik meşalesi sönmeyenler... bulamadıysak eğer sizleri, siz bulun bizleri... yitirecek zamanımız yoktur, gün naz değil, görev günüdür. Sporda söylenemeyen ne varsa biz söyleyeceğiz. caymayız, caydıramazlar. sapmayız, saptıramazlar. yürüyoruz doğru bildiğimiz yolda, alnımız açık, başımız yukarda” &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Siyasi görüşlerine katılırsınız ve katılmazsınız ama Kurt’un futbolda örgütlülük için verdiği mücadelenin anlamı bugün de hala geçerli. O güne göre futbolcuların emeği daha çok sömürülüyor. Futbol günümüzde giderek daha acımasız bir ticaret alanına dönüşüyor. Sportmenlik ruhu ölüyor. Futbolcular bir köle gibi alınıp satılıyor. Bunun en son örneğini geçtiğimiz haftalarda yaşamadık mı. Beşiktaş, Yusuf Şimsek transfer için genç oyuncu Aydın Karabulut’u gözden çıkarıp, onu Bursaspor’a gönderme kararı verdi. Ama Aydın Karabulut’un bundan haberi bile yoktu. Fikri bile sorulmadı. Aydın sadece bir örnek. Bu örneklerden yüzlerce var Türkiye’de futbol dünyasında. Türkiye futbolunun bir “Metin Kurt” ruhuna ve hakkını arayan futbolculara ihtiyacı var. Futbolcuları bir köle, bir meta gibi görmeyen yöneticilere, onlar mücadele için harekete geçerse onların arkasında duracak tribünlere ve basında demokrat kalemlere ihtiyacı var. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yukarıda foto: Oturanlardan soldan ikinci Fatih Terim, en sağdaki isim ise Metin Kurt.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aşağıdaki foto: Kurt, geçtiğimiz yıllarda katıldığı bir panelde.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-6154134193217776567?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/6154134193217776567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=6154134193217776567' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/6154134193217776567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/6154134193217776567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/02/turk-futbolunun-unutulmaz-solacigi.html' title='TÜRK FUTBOLUNUN UNUTULMAZ SOL’AÇIĞI: METİN KURT'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SaXIyTajKmI/AAAAAAAAAPM/XzHoL8lGdxA/s72-c/galatasarayediscd2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-2009528384405229560</id><published>2009-02-24T07:55:00.000-08:00</published><updated>2009-02-24T07:57:30.401-08:00</updated><title type='text'>VİVA SEAN PENN</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SaQYwQCuBGI/AAAAAAAAAO8/ndrECMNieTU/s1600-h/milk.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306393478168446050" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 226px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SaQYwQCuBGI/AAAAAAAAAO8/ndrECMNieTU/s320/milk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Oscar adayları açıklandığından beri En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını kimin alacağına dair tahminler havada uçuşmuştu. En iddialı adaylarsa The Curious Case Of Benjamin Button ile Brad Pitt, The Wrester ile Mickey Rourke ve Milk‘le Sean Penn’di. Gerçekten son yıllardakine göre bence daha ihtişamlı bir Oscar töreni oldu. Jerry Lewis’in sahneye çıkıp ödül alması, kadın ve erkek adayların efsane isimler tarafında tek tek yorumlanmas geceye damgasını vurdu. En İyi Erkek Oyuncu Ödülü açıklanırken Michael Douglas, Robert de Niro, Sir Ben Kingsley, Antony Hopkins ve Adrien Brody sahnedeydi. Sonuç açıkladığında yüzü gülen Sean Penn oldu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsel politikacı Harvey Milk’i canlandırdığı performansıyla En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ına uzanan usta oyuncu, yaptığı konuşmayla hem salondakileri güldürdü hem de muhalif kişiliğini bir kez daha gösterdi. Penn, teşekkür ettiği isimleri sıraladıktan sonra lafı gediğine koydu yine. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsel evliliğine karşı çıkan yasayı destekleyenlerin yıllar sonra yaşayacakları utancın şimdiden farkına varmaları gerektiğini söyledi. Konuşmasının sonunda ise diğer adaylara olan saygısını dile getiren Penn, “Mickey Rourke yeniden yükseliyor ve o benim kardeşim” diyerek konuşmasını bitirdi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Sean Penn 1960’da California’da doğdu. Rus bir baba ve İtalyan annenin çocuğuydu. Çocuk yaşlarda sinemaya ilgi duydu. O dönemin favori aygıtlarından "Süper 8" denen kameralarla film çekme denemeleri yaptı. Los Angeles Repertory Theater`de oyunculuk eğitimi aldı. İlk deneyimini Barnaby Jones adlı bir dizide oyunculuk yaparak yaşadı. Üne kavuşmasını sağlayan; &lt;a title="Ridgemont Lisesinde Hızlı Günler (sayfa mevcut değil)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Ridgemont_Lisesinde_H%C4%B1zl%C4%B1_G%C3%BCnler&amp;amp;action=edit&amp;amp;redlink=1"&gt;Ridgemont Lisesinde Hızlı Günler&lt;/a&gt; (1982) filmindeki Jeff Spicoli rolü oldu. 1985 -1989 yılları arasında popstar Madonna ile evli kaldı. 1991'de yönetmenliğe başladı.1996'da evleneceği kadın olan Robin Wright Penn ile birlikte yaşamaya başladı, bu beraberlikten iki çocukları oldu. Toplumsal ve sosyal içerikli filmlerde rol aldı, yönetti. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Sean Penn, Hollywood’un ve Amerika’nın en muhalif sanatçılarından biri. Birçok toplumsal ve sosyal içerikli filmlerde rol aldı ya da yönetti. Özellikle bir önceki ABD yönetiminin, Bush’un en sıkı ve sert muhaliflerindendi. Irak, İran, Venezuela gibi ülkelere "serbest muhabir" olarak ziyaretlerde bulundu. Amerikan devlet politikasının yanlışlıkları üzerine ABD halkına yönelik bilinçlendirme çalışmaları yaptı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Halkın yaşam şartlarını görmek üzere Venezuela`ya gelen Penn`i, Hugo Chavez geçen yıl cumhurbaşkanlığı sarayında kabul etmişti. Yine geçtiğimiz yıl Amerikalı oyuncu, yönetmen Sean Penn, yazarlık yaptığı San Francisco Chronicle (SFC) gazetesi sıkı dostu Venezüella lideri Hugo Chavez'e dil uzatınca kalemini kılıç yaptı. Penn, SFC'de yayımlanan mektubunda "Giderek beyinsiz bir gazete oluyorsunuz" diyordu Zira SFC, Chavez'in süper model Naomi Campbell'la aşk yaşadığı iddiaları üzerinden bir dizi diktatörle çıkma potansiyeli bulunan şöhretlerin listesini yayımlamıştı. Penn ise, Chavez'in diktatör gibi gösterilmesine karşı çıkıp defalarca demokratik yoldan seçilmiş bir lider olduğunu hatırlattı. Penn, ayrıca Raul Castro ile görüşüp bir röportaj gerçekleştirmişti Küba’da.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Penn’in muhalifliği göstermelik, vitrinlik, pragmatik bir muhaliflik, basit içi boş bir asi imajı değil. Tutarlı bir muhaliflik. Çok önemli bir savaş karşıtı ve insan hakları aktivisti. Dünya sinemasına yön veren ABD’de böyle bir ismin yer alması insana umut veriyor. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-2009528384405229560?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/2009528384405229560/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=2009528384405229560' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/2009528384405229560'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/2009528384405229560'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/02/viva-sean-penn.html' title='VİVA SEAN PENN'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SaQYwQCuBGI/AAAAAAAAAO8/ndrECMNieTU/s72-c/milk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-8220282875751534718</id><published>2009-02-22T10:11:00.001-08:00</published><updated>2009-02-22T10:30:33.043-08:00</updated><title type='text'>BU KONSERİN ANA SPONSORU GÜNEŞ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SaGWlBTMrfI/AAAAAAAAAOs/wtEM60tjK10/s1600-h/l38030068878_8028.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5305687398767439346" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SaGWlBTMrfI/AAAAAAAAAOs/wtEM60tjK10/s320/l38030068878_8028.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Moğollar grubu üyelerinden Taner Öngür, Serap Yağız + Suların Uğultusu grubuyla birlikte 26 Şubat günü ikincisi gerçekleştirilecek Güneş Enerjisi Fuarı’nın açılışında bir konser verecek. Bu konseri özel kılan ise vereceği konserin tüm elektrik ihtiyacını güneş panellerinden sağlayacak olmaları. Konserin ses sistemi için gerekli elektrik akülerden sağlanacak, aküler ise güneş panelleriyle doldurulacak. Konser dünyada ve de Türkiye'de ilk kez temiz enerjiyle gerçekleştirilecek olması nedeniyle bir ilk olarak tarihe geçecek.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Konser, müzik endüstrisine çevreci bir yaklaşımın da olabileceğini göstermeyi ve yenilenebilir alternatif enerji kaynaklarına yönelik ilgi ve bilinci artırmayı hedefliyor. Ayrıca konser günü Öngür ve Serap Yağız'un bir albümü de piyasaya çıkacak. Albümde bütün şarkılar güneş hakkında. Albümde yer alan dokuz şarkının da sözleri güneş üzerine yazılmış şiirlerden derlenmiş. Bestelerini Taner Öngür’ün yaptığı şarkılardan bir tanesi Nazım Hikmet’in “Güneş İçenlerin Türküsü” adlı şiirinden derlenmiş. Diğerleri ise Antoloji.com’da yayınlanmış şiirlerden derlenmiş. Öngür, şiirleri antoloji.com'da aramış, bulmuş, sonra yazarlarını tek tek bulup izin almış şiirleri kullanmak için. Şairlerin arasında, emekli öğretmenler, ev kadınları ve finans müdürleri varmış.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Moğollar'ın basçısı ve Türk rock müziğinin en önemli figürlerinden biri Öngür. Bir müzik insanı. Bunun yanında her zaman muhalif kimliğini de korumuş ve bu kimliğini sürekli geliştirmiş, güncellemiş bir isim. Ayrıca 'Karşı festival" Barışarock'ın mimarlarından biri, bu festivalin yıllarca gerçekleşmesinde en fazla emeği geçenlerden. Ama yeri geldi mimarlarından olduğu bu festivali eleştirmekten de kaçınmadı Öngür, özellikle festivalin çevreci boyutunda eksik kaldıklarını kabul ediyor, ayrıca çevreci bilinci gelişmemiş muhalif kesimleri de eleştiriyor bu festivaldeki. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öngür'ün bu adımını ayakta alkışlıyorum, belki herkes konserini izlemek için Güneş Enerjisi Fuarı'na gidemeyebilir ama albümü alıp desteklemek herkesin fazlasıyla elinde. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.gunesenerji.com/turkish/images/guneskonser2.jpg"&gt;http://www.gunesenerji.com/turkish/images/guneskonser2.jpg&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.gunesenerji.com/turkish/default.asp"&gt;http://www.gunesenerji.com/turkish/default.asp&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-8220282875751534718?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/8220282875751534718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=8220282875751534718' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8220282875751534718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/8220282875751534718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/02/bu-konserin-ana-sponsoru-gunes.html' title='BU KONSERİN ANA SPONSORU GÜNEŞ'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SaGWlBTMrfI/AAAAAAAAAOs/wtEM60tjK10/s72-c/l38030068878_8028.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-2563766932874341225</id><published>2009-02-20T04:12:00.000-08:00</published><updated>2009-02-20T04:21:28.411-08:00</updated><title type='text'>BURSA, BÜYÜK POTANSİYELİNİN DEĞERLENDİRİLMESİNİ BEKLİYOR</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZ6eVWTbhyI/AAAAAAAAAOk/QmECdjirP-U/s1600-h/bursa2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304851500690540322" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZ6eVWTbhyI/AAAAAAAAAOk/QmECdjirP-U/s320/bursa2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;29 Mart yerel seçimleri yaklaşırken Türkiye’nin gündeminde İstanbul, Ankara, İzmir, Tunceli,  Diyarbakır gibi şehirler var. Bu şehirlerde yarış kıyasıya sürüyor.  Seçimler denince en büyük ilgiyle izlenecek, ilk akla gelecek şehirler bunlar. Ama Marmara’da bir şehirde daha ciddi bir yarış yaşanacak. Bu şehir Bursa. Son dönemde Bursa ekonomik krizden nasibini fazlasıyla aldı. 60 bin kişi şimdiye kadar işşiz kaldı. Şehirdeki önemli endüstriler, otomotiv ve tekstilin, krizin en çok vurduğu sektörler olması, şehre de olumsuz yansıdı.&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bursa’nın 2004 yerel seçimlerinde AKP, seçimi yüzde 53’e karşı 17 gibi açık bir farkla kazanmıştı. Ama 29 Mart’ta daha ciddi bir rekabet yaşanması bekleniyor. Halen görevde bulunan Hikmet Şahin, AKP tarafından yeniden aday gösterilmedi. Onun yerine ilçe belediyelerinden birinin, Osmangazi’nin başında bulunan Recep Altepe aday ilan edildi. Hikmet Şahin ise Adana’daki Aytaç Durak örneğinde yaşandığı gibi, başka bir partinin, DP’nin adayı oldu. MHP eski İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu’nu, ANAP eski bakan İlhan Aşkın’ı aday gösterdi. CHP’nin adayı ise şehirde iyi tanınan işkadını Sena Kaleli oldu. CHP’nin Kaleli’nin hem işkadını imajıyla liberal oyları kendine çekmek istediği görülüyor, ayrıca sağda oylar bölündüğü takdirde, Kaleli’nin aradan sıyrılabileceği düşünülüyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Sena Kaleli Bursalı. 1980’de Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İşletme Bölümünden mezun olmuş. 1980’de Kâmil Koç Otobüsleri A.Ş.’de çalışmaya başlayan Kaleli, 1995’de Genel Müdürlüğe atandı, 2002-2008 yılları arasındaysa İcra Kurulu Başkanı olarak görev yapmış. CHP Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adaylığını açıklayan Sena Kaleli'nin projeleri arasında suyu, ulaşımı ucuzlaştırmak, tarihi değerleri yerinde korumak, süreç dışında kaldıklarını düşündüğü kadın, genç ve engellilere de hizmet sunmak var.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.bursaicin.org/"&gt;http://www.bursaicin.org&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Yeşiller Partisi de Bursa’da bir aday gösterdi. Yıldırım Belediye Meclis Üyeliğine yeşil bağımsız aday olarak Nursel Modan Şengür adaylığını açıkladı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Sol ise Bursa’da ortak bir aday gösterdi. İkbal Polat. Solun Ortak Adayı İkbal Polat, yaşanan krizlere, haksızlıklara, yapılan zulme karşı yok olan Bursa'ya sahip çıkmak, siyaseti kendi tekellerine alan tuzu kuruların faaliyeti olmaktan çıkarmak, kokuşmuş siyaset artıklarına son vermek, lider sultalarının kalelerini yıkmak, başka bir siyasetin başka bir hayatın mümkün olduğunu göstermek için aday olduğunu açıkladı. Polat, Başbakan'ın marka şehirler açılımını eleştiriyor, "Başbakan, rekabet üzerine kurulu siyaset anlayışına şimdi de kentleri dahil ediyor. Rekabet üzerine bir yaşam kurulamaz. Bizler rekabet ederek değil kardeşçe birlikte yaşamak istiyoruz." diyor. Polat, Bursa'nın ana sorunu olarak ulaşımı gösteriyor. Kent merkezindeki taşıt yoğunluğunun azaltılmasını, Setbaşı-Altıparmak hattının araç trafiğine kapatılıp yayalaştırılmasını ve aynı hatta tramvay yapılmasını öneriyor. Bisikleti yaygınlaştırıp yavaş şehirler uygulamasını başlatmak istiyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ikbalpolat.com/"&gt;http://www.ikbalpolat.com&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nişanlımın Bursalı olması dolayısıyla son iki yıldır sürekli Bursa’ya gidip geliyorum. Artık ikinci şehrim oldu diyebilirim Bursa için. Her gittiğimde de inceliyorum, bakıyorum, şehrin eksiklerini, sorunlarını, artılarını, potansiyellerini görmeye çalışıyorum. Burada gördüğüm birkaç şeyi paylaşmak istiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursa’yı geçmişte görmüş, yaşamış, bulunmuş her insan Bursa’yı büyük bir hayranlıkla anlatır. Ama artık sonuna da o anlatımların “Nerede o eski Yeşil Bursa” tümcesi ekleniyor. Bugün Bursa’nın yeşil olduğunu söylemek ise zor, daha çok gri bir şehir haline gelmiş.&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Tüm diğer şehirlerde olduğu gibi Bursa’da da ulaşım sorunu var. Hem pahalı hem de onca yatırıma rağmen hala eksik ve problemli.  Bat-çık kavşaklar yapılmış geçtiğimiz yıllarda ama bunlar çözüm olmaktan uzak kalmış. Bursaray'ın batıda Görükle, kuzeyde Şehirlerarası Otobüs Terminali ve doğuda Kestel'e ulaştırılması birçok Bursalı tarafından isteniyor. Ayrıca Bursaray'ı besleyen çok sayıda yeni dikey hatlar da olabilir bence. Bursa'da ulaşım İstanbul ve Ankara'daki toplu ulaşım fiyatlarına göre oldukça pahalı. Krizden de darbe görmüş bir kentte ulaşımın bu derece pahalı olması ciddi bir sorun. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polat’ın Setbaşı-Altıparmak hattını araç trafiğine kapatılıp yayalaştırılma önerisi bence çok mantıklı. Ama araçlar için alternatif güzergahın nereler olacağı söylenmeli. Yapılabilirse, şehrin merkezini ciddi bir biçimde rahatlatabilir bu öneri. Şimdiki Başkan Şahin, şehir girişinin Bursa’ya yaraşır hale getirildiğini iddia ediyor ama ben bunun çok da Şahin’in dediği gibi olduğu kanısında değilim açıkçası. Diğer yandan en yakın uluslararası havaalanını kente çok uzak, gerçekten hiç olmamasıyla eşdeğer bu havalimanın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Hava kirliliği bir başka sorun. Bursagaz ile şehirde onca doğalgaz yatırımı yapıldı ama şehirde çok ciddi bir hava kirliliği yaşanabiliyor sık sık. Bu noktada belediye aktif rol almalı, sanayiye ön ayak olmalı, çevreci anlayışların oturması için çalışmalı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bursa da kentsel dönüşüm furyasına katılan şehirlerden. Ama Türkiye’de AKP’nin kentsel dönüşüm anlayışı sadece inşaat, yık-yap perspektifiyle sınırlanıyor. Binalar imar etmek, yollar yapmakla kent olunmuyor. Bursa tarihi bir şehir, Türkiye’nin en tarihi şehirlerinden. Zihinsel dönüşüm de, ekonomik, sosyal, kültürel anlamda dönüşüm de gerekli kentsel dönüşüm için. Kentsel dönüşüm ruhsuz bir şekilde olmamalı. Bursa’nın hangi köşesine giderseniz gidin bir tarihi esere ya da belgeye rastlıyorsunuz. Bu eserlerle ilgili çok ciddi önlemler almalı Bursa Belediyesi. Balıbey Han gibi ruhsuz örnekler varken bunlardan ders alınmalı. Ve de kentin meydanı olarak lanse edilen Kent Meydanı. Bursa gibi bir şehrin meydanında bir alışveriş merkezi mi bulunmalıydı?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bursa’nın merkezinde yer alan Bursa Atatürk Stadı bu şehre yakışıyor mu ve hala bu şehrin ihtiyacını karşılayabiliyor mu, bundan emin değilim. Aynı şey, spor salonu için de geçerli. Yeni bir stad, özellikle Kayseri, Konya gibi şehirlerde yeni stad yatırımları yapılırken, Bursa için de bu gerekiyor. Şehir insanının daha modern ortamlarda müsabaka izlemeleri bir ihtiyaç artık.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Haluk Şahin geçenlerde şöyle demiş Radikal’de Bursa ile ilgili yazısında: “Örnek aranacaksa, bir Bursalı olarak yüzüm kızararak söylüyorum ama, ezeli rakibimiz Eskişehir’e bakmak yeter. Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir’ine”. Hem de Bursa’nın Eskişehir’e göre tarihi ve kimliği daha derinlikli bir şehir olduğu düşünülürse, yapılabilecekler, gerçekleştirilebilecekler bu şehirde daha iyi anlaşılabilir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bursa sanayi, tarım, turizm, eğitim, tarih, kültür-sanat ve spor gibi birçok kimliği bulunan ender illerden biri. Bu potansiyel eşitlikçi, katılımcı, sosyal bir belediyecilik anlayışıyla değerlendirilmeyi bekliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-2563766932874341225?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/2563766932874341225/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=2563766932874341225' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/2563766932874341225'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/2563766932874341225'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/02/bursa-buyuk-potansiyelinin.html' title='BURSA, BÜYÜK POTANSİYELİNİN DEĞERLENDİRİLMESİNİ BEKLİYOR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZ6eVWTbhyI/AAAAAAAAAOk/QmECdjirP-U/s72-c/bursa2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-5837615407828328863</id><published>2009-02-18T13:27:00.000-08:00</published><updated>2009-02-18T13:36:34.072-08:00</updated><title type='text'>İNGİLTERE’DE FİLİSTİN HALKIYLA DAYANIŞMA İÇİN ÜNİVERSİTE İŞGALLERİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZx-DAAO5bI/AAAAAAAAAOU/pwWaKOpGZDQ/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304253051141285298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 80px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZx-DAAO5bI/AAAAAAAAAOU/pwWaKOpGZDQ/s320/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öğrencilerin gerçekleştirdikleri üniversite işgalleri eylemleri her zaman çok etkili olmuştur. Bu hem Türkiye’de hem dünyada böyle oldu şimdiye kadar. Bazen öğrenciler taleplerini kabul ettirebildiler, bazen sert ve şiddetli bir şekilde bastırıldılar. Ama her zaman bu eylemler ses getirdi, gündem yarattı. 1968'in 12 Haziran'ında İstanbul Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'nde başlayan ve üç hafta süren öğrenci işgali Türkiye’de halen hatırlanan, büyük ses getirmiş bir eylemdi. Son yıllarda Fransa’da ve Yunanistan’da da öğrencilerin taleplerini yüksek sesle haykırmak için yaptıkları üniversite işgalleri eylemleri dünya medyasında geniş yer buldu, bu ülkelerde hükümetleri fena terletti. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Üniversite işgallerinde son dalga ise İngiltere’den geliyor son dönemde. Geçtiğimiz ay içinde İngiltere'nin başkenti Londra'da Filistin halkıyla dayanışmayı yükseltme amaçlı üniversite işgalleri başlamıştı. Sussex Üniversitesi’nde 83 öğrenci büyük bir sınıfı işgal etmişti. Daha önce SAOS Üniversitesi öğrenciler tarafından işgal edilmişti. Onu London School of Economics izlemişti. LSE öğrencileri, üniversite binasında bulunan eski tiyatro binasını işgal etmişti. İşgalden sonra bir buluşma ve çekim merkezi haline gelen üniversitede, her gün toplantılar yapıldı, kitlesel eylemler gerçekleştirildi. Şu ana kadar İngiltere'de yaklaşık 21 üniversitede Gazze ile dayanışma için işgaller yapıldı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bu dalgaya son eklenen üniversite ise St.Andrews oldu. St. Andrews'ta 70 kadar öğrenci Gazze’ye destek mahiyetinde okulu işgal etti. Bu üniversitedeki işgalden üniversitedeki bir arkadaşım, Canan Balan aracılığıyla haberdar oldum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Balan, eylemlerini şöyle anlatıyor: “Şu ana kadar üniversite yönetiminden okulun İsrail merkezli firmalarla yaptığı anlaşmaları feshetmesini; her sene 10 Filistinli ögrenciye burs vermesini; Britanya ordusunun okula sağlamakta oldugu araştırma projeleri fonunu reddedip (Britanya ordusu İsrail ordusuyla iliski halinde) baska fonlar aramasını; Tip Fakültesinin Gazze'ye tibbi destek göndermesini; ve Gazze’ye genel yardim konusunda okulun medya ve fon bağlamında destek vermesini istedik. İlk taleplerimize net yanıtlar gelmedi ama okul yonetimiyle pazarlıklar sürüyor. İşgalimiz okul yönetimi bunları kabul edene kadar sürecek gibi görünüyor.” Eylemle ilgilenenler için şu iki link faydalı olacaktır. Eylemciler tüm Avrupa’dan ve dünyadan da eylemlerine destek bekliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://standrewsunioccupation.wordpress.com/other-universities/" target="_blank" rel="nofollow" __untrusted="true"&gt;http://standrewsunioccupation.wordpress.com/other-universities/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://twitter.com/StASolidarity" target="_blank"&gt;http://twitter.com/StASolidarity&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İngiltere’de gençlik Filistin için oldukça aktif ve bu devam edecek gibi görünüyor. İngiltere’de üniversite işgalleri diğer Avrupa ülkelerine de pekala sıçrayabilir. En azından İngiltere’de daha uzun süre sürecek gibi bu eylemler, somut sonuçlar alınana kadar.  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-5837615407828328863?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/5837615407828328863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=5837615407828328863' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/5837615407828328863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/5837615407828328863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/02/ingilterede-filistin-halkiyla-dayanisma.html' title='İNGİLTERE’DE FİLİSTİN HALKIYLA DAYANIŞMA İÇİN ÜNİVERSİTE İŞGALLERİ'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZx-DAAO5bI/AAAAAAAAAOU/pwWaKOpGZDQ/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-7665498680239159620</id><published>2009-02-16T13:40:00.000-08:00</published><updated>2009-02-17T03:18:03.493-08:00</updated><title type='text'>DÜNYAYI DAHA İYİ ANLAMAK İÇİN İKİ İNTERNET SİTESİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZneCozkkZI/AAAAAAAAAOM/YKs7xusgF1M/s1600-h/dogu.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303514173100298642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 83px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZneCozkkZI/AAAAAAAAAOM/YKs7xusgF1M/s320/dogu.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZnd4fnx6wI/AAAAAAAAAOE/Lo2LZVF4bC4/s1600-h/Fidel_che_sejr.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303513998836230914" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 230px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZnd4fnx6wI/AAAAAAAAAOE/Lo2LZVF4bC4/s320/Fidel_che_sejr.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çoğu zaman bize öyle de gelse dünyada sadece biz yaşamıyoruz. Dünya sadece Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadan, Avrupa’dan ve Amerika’dan ibaret değil. Binbir türlü kültür, binbir türlü gelenek, binbir türlü mücadele, binbir türlü oluşum. Dünya, bize televizyonda, haberlerde, filmlerde gösterilen dünyanın ötesinde bir dünya. Bize Batı’dan Kuzey’den çoğu zaman da oryantalist bir yaklaşımla, egzotikliğe hapsederek, turistikleştirerek, bir gezi metası haline getirerek gösterilen ülkeler, insanlar, toplumlar. Oysa dünyanın her yerinde mücadele var, her yerinde emek, her yerinde zulum, her yerinde katliamlar, her yerinde hüzünler, acılar, zaferler. İnsanın olduğu her yerde. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bugün iki internet sitesini Solduyu’da tanıtmak istiyorum. Birgün Gazetesi’ni takip edenler büyük ölçüde haberdardır ve izliyorlardır bu iki siteyi. Latinbilgi.net ve Solundogusu.net bu iki site. Eğer Güney Amerika ve Asya’da neler olup bitiyor, hükümetler neler yapıyor, insanlar hükümetlerin politikalarına karşı nasıl mücadele ediyor, kadın haklarından gençlik ve cinsel özgürlük hareketlerine, ekonomiden tarıma, insan haklarına, eğitimden spora bu ülkelerde neler oluyor, bu gibi konulara meraklıysanız, bu konuda Batı’nın, Amerika’nın, egemenlerin dillerine alternatif bir dilde mecralar arıyorsanız, bu iki siteyi mutlaka takip edin derim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Latin Amerika tutkunun, aşkın, şehvetin, asiliğin, isyanın kıtası olduğu kadar acının, darbelerin, cuntaların, ezilmişliğin de kıtası. Latin Amerika ülkelerinde son yıllarda rüzgar soldan esti. Brezilya’da Lula, Venezuela’da Chavez, Bolivya’da Morales gibi solun çeşitli renklerinden liderler ülkelerinde iktidara gelirken, geniş halk kitlelerinde destek bulurken ülkelerinde, diğer yandan hala sağın ve neo-liberal güçlerin bu ülkelerde güçlü olduğunu, ABD’nin de bir dönem arka bahçesi olarak gördüğü ülkeler üstündeki etkisini bırakmak istemediğini de görüyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İşte Latinbilgi.net bu kıtaya soldan bir bakış denemesi. Arjantin’den Bolivya’ya, Peru’dan Kostarika’ya, Panama’dan Uruguay’a onlarca ülkeden haberleri bu sitede bulabilirsiniz. Küba’yı, Kolombiyalı sendikacıları, FARC gerillalarını, Aymara yerlilerini, Arjantinli Mayıs Annelerini, Brezilyalı topraksız işçileri, Chiapaslı Subcomandante Marcos’u, Ekvadorlu Kızılderilileri. Asi kıtanın dört bir yanından toplumları, insanları. Çağlarca sömürgeciliğin ve yeni liberalizmin yıkıntıları üstünde insanca bir yaşam mücadelesi veren Latin Amerika halklarını. Sitede haberler, yorumlar ve çeviriler oldukça duyurucu ve ufuk açıcı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.latinbilgi.net/"&gt;www.latinbilgi.net&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Diğer site ise solundogusu.net. Bu site de yine Latin Amerika gibi biraz uzak olduğumuz bir bölgeden, Asya’dan haberleri sunuyor önümüze. Dünyadaki yeni sol hareketlerin takipçiliğini yaparak Türkiye’de bilinçli halkı ve Türkiye solunu bilgilendirmeyi, örnekler sunmayı, deneyimleri paylaşmayı kendine şiar edinmiş siteyi hazırlayanlar. Asya’da Çin ve Vietnam gibi ülkeler dünya ekonomisin yeni yıldızları oluyorlar, bir nevi devlet kapitalizmi olan bir sosyalizm anlayışıyla yönetiliyorlar. Nepal’de Maocular iktidara geliyor, Hindistan Pakistan her gün birbirleriyle büyük bir savaşa girmenin eşiğinde yaşıyorlar, Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri, Tibet’de Tibetliler Çin rejimi tarafından büyük baskılar görüyorlar. Filistin’de Afganistan’dakileri anlatmaya çok da gerek yok sanırım, tüm dünyanın önünde olanları. Solundoğusu da Asya kıtasından politikacıların kısır çekişmelerinin gündeminden çok o halkların, o insanların gündemini merak ediyorsanız size istediğinizi sunacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.solundogusu.net/"&gt;www.solundogusu.net&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-7665498680239159620?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/7665498680239159620/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=7665498680239159620' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/7665498680239159620'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/7665498680239159620'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/02/dunyayi-daha-iyi-anlamak-icin-iki.html' title='DÜNYAYI DAHA İYİ ANLAMAK İÇİN İKİ İNTERNET SİTESİ'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZneCozkkZI/AAAAAAAAAOM/YKs7xusgF1M/s72-c/dogu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-7300607467422367825</id><published>2009-02-13T05:39:00.000-08:00</published><updated>2009-02-13T05:44:09.833-08:00</updated><title type='text'>ONLARIN OY HAKKI YOK AMA BİZİM ONLAR İÇİN VAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZV4Q8h1JpI/AAAAAAAAAN0/egK8eXU7Gik/s1600-h/haytapoyyokilan.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302276368819889810" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 249px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZV4Q8h1JpI/AAAAAAAAAN0/egK8eXU7Gik/s320/haytapoyyokilan.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZV4Jcmc6jI/AAAAAAAAANs/kDkS6zDQolY/s1600-h/haytap_yerel_secim_afisi_2009.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5302276239990254130" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 218px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZV4Jcmc6jI/AAAAAAAAANs/kDkS6zDQolY/s320/haytap_yerel_secim_afisi_2009.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşan yerel seçimler öncesi hayvan hakları ve çevreyi koruma konusunda mücadele verenler sesini yükselttiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğa Derneği, yaklaşan yerel seçimlerde doğayı en iyi koruyacak ve hayvan hakları için çalışacak belediye başkanını belirlermek için on maddelik bir liste hazırladı. Doğa Derneği iyi bir belediye başkanı ve onu seçmeye hazırlanan seçmenler için bir nevi doğa sınavı hazırlamış. Diğer yandan, Hayvan Hakları Federasyonu HAYTAP da yerel seçimler öncesi, üzerlerinde "Onların oy hakları yok, ama bizim var" yazılı bir dizi afiş hazırladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem yaşadığımız ilçelerde hem de medyada belediyelerin sokak hayvanlarına yönelik katliam haberlerini sık sık okuyoruz. Bunun yanı sıra barınakların içler acısı hali de çabası. Bir belediye başkanı hem tüm canlıların belediye başkanı olmalı, hem de tüm yatırımlarında doğayı ve çevreyi korumaya öncelik vermeli. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Susuzluğun ve diğer çevre sorunlarının Türkiye ve dünyada daha da önemli boyutlara ulaşacağı önümüzdeki beş yılda, seçilecek belediye başkanının doğayla ve hayvan haklarıyla ilgili vizyonu büyük önem taşıyor.  Belediye başkanları her gün biraz daha ısınan dünyamızda çocuklarımızın nasıl bir gelecekte yaşayacaklarını belirleyen kişiler. Dolayısıyla biz de tercihlerimizi, yalnızca bugünü değil, çocuklarımızın geleceğini, sadece insan türünün değil tüm canlı türlerinin de yaşam hakkını düşünerek yapmalıyız. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Doğa Derneği, yerel seçimlerde oy verecek olan yurttaşların belediye başkan adaylarına aşağıdaki soruları sormasını talep etmiş, kesinlikle katılıyorum, bu soruları özellikle sormalı ve cevaplarını talep etmeliyiz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte Başkan adaylarına kritik önemde sorular: &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;1. Doğal alanlar: Seçim bölgeleri içinde yer alan içme suyu havzalarını ve oksijen kaynağı olan doğal alanları nasıl koruyacaksınız? Yasadışı yapılaşma ile nasıl mücadele stratejiniz hazır mı?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2. Çöple mücadele: Seçim bölgelerinden çıkan çöpün geri dönüşümü için nasıl bir planınız var? Kağıt, plastik ve elektronik atık gibi doğaya ağır maliyeti olan maddeleri ekonomiye yeniden nasıl kazandıracaksınız?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;3. İçme suyu: Bölgenizdeki içme suyunun kalitesini nasıl yükselteceksiniz? Başka havzaların suyunu taşımadan içme suyu sağlamak için projeleriniz neler?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;4. Doğa koruma alanları: Seçim bölgenizdeki insanların doğayla buluşması ve onu tanıması için nasıl bir vizyonunuz var? Bölgeniz yakınlarındaki önemli doğa alanlarında ziyaret alanları kurmayı düşünüyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;5. Ekoturizm: Bölgenizdeki doğal ve kültürel kaynak değerlerinin ekoturizm yoluyla korunması ve bölge halkına gelir getirmesi için bir planınız var mı?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;6. Sağlıklı beslenme: Bölgenizde sağlıklı organik ürünlerin tüketilmesi için bir vizyonunuz var mı? Bölge halkının kendi sebze meyvesini yetiştirebileceği küçük tarım alanları oluşturacak mısınız? Organik ürünlerin bölgenize daha kolay ulaşması için somut projeler (ekolojik pazarlar vb.) geliştirecek misiniz?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;7. Enerji ve su tasarrufu: Bölgenizdeki insanları enerji ve su tasarrufu konusunda nasıl teşvik edeceksiniz? Bu konuyla ilgili yerel kampanyalar planlıyor musunuz? Güneş enerjisi gibi doğa dostu enerji üretimi şekillerini yaygınlaştırmak için çalışacak mısınız? Park ve bahçelerde damla sulamaya geçecek ve az su tüketen yerli bahçe bitkilerini tercih edecek misiniz?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;8. Biyolojik çeşitlilik: Bölgenizde yaşayan doğal canlı türlerinin korunması ve tanınması için ne gibi çalışmalar yapacaksınız? Çocukların doğadaki canlıları tanımaları için ne gibi imkanlar sağlayacaksınız?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;9. Sokak hayvanları: Bölgenizdeki sokak hayvanlarının korunması için nasıl bir çalışmanız var? Hayvan barınakları kuracak mısınız?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;10. Kültürel miras: Geleneksel mimarinin korunması ve doğa dostu yapılaşma biçimi olarak yaygınlaşması için bir hedefiniz var mı? Bölgenizdeki tarihi eserler için planlarınız neler?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-7300607467422367825?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/7300607467422367825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=7300607467422367825' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/7300607467422367825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/7300607467422367825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/02/onlarin-oy-hakki-yok-ama-bizim-onlar.html' title='ONLARIN OY HAKKI YOK AMA BİZİM ONLAR İÇİN VAR'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZV4Q8h1JpI/AAAAAAAAAN0/egK8eXU7Gik/s72-c/haytapoyyokilan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-5130017282670470444</id><published>2009-02-11T14:27:00.000-08:00</published><updated>2009-02-11T14:32:48.745-08:00</updated><title type='text'>ÜZMEZ’İ DEVLET ÜZMEDİ, KADINLAR ÜZECEK</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZNRIRxLCWI/AAAAAAAAANU/VnX2NZp80xk/s1600-h/250-129.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5301670388995656034" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZNRIRxLCWI/AAAAAAAAANU/VnX2NZp80xk/s320/250-129.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZNRDPlCoyI/AAAAAAAAANM/i8eEZ4bhkKg/s1600-h/fft5_mf118299.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5301670302508557090" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZNRDPlCoyI/AAAAAAAAANM/i8eEZ4bhkKg/s320/fft5_mf118299.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tehlikenin farkında mısınız? Hüseyin Üzmez hala aramızda. Hala elini kolunu sallayarak, sırıtarak dolaşıyor aramızda. Onun dışarıda olduğu her an hepimiz, çocuklarımız, kadınlar, eşcinseller, kısacası herkes tehlikede. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Evet, Bursa'nın Mudanya İlçesi'nde 14 yaşındaki B.Ç.'ye cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla tutuklanan ve ikinci duruşmada tahliye edilen Vakit Gazetesi Yazarı Hüseyin Üzmez hala aramızda. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Üzmez’in yargılanmasına devam ediliyor. Ama AKP ve devlet belli ki onu üzmemekte ısrarlı ve de kararlı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Dün Bursa Kadın Platformundan yaklaşık 20 kadın saat 9:00'da Mahkeme önünde toplanarak Üzmez'in tahliyesini protesto etti. Kadınlar "Üzmez'i devlet üzmedi, kadınlar üzecek" yazılı pankart açtı, "Üzmez'i aklayan adalet ruh ve beden sağlığımızı bozdu" yazılı dövizler taşıdılar.&lt;br /&gt;Ee tabii olan yine, bu memlekette her zaman olduğu gibi, solculara oldu. Duruşmanın ardından Halkevleri üyesi iki kadın Üzmez'e "şemsiye fırlatmak" ve "tokat atmak" gerekçeleriyle gözaltına alındı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ama belki de ilk kez bir eylem toplum nezdinde bu derece hoşnut karşılanmıştır. Değişik çevre ve görüşlerden insanlar belki de ilk kez içlerinden “ohh be, iyi yapmış çocuklar, aferin” demişlerdir. Tabii konu dişe diş kana kan intikam felsefesi değil, olamaz da, böyle bir yaklaşım gerçekleşirse öncelikle buna ilerici insanlar karşı çıkmalı. Ama Üzmez mutlaka cezasını çekmeli. Yaptığı yanına kar kalmamalı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Üzmez'in cinsel saldırısı, gerici ideoloji ve erkek egemen toplumsal yapı kullanılarak aklanmaya çalışılıyor. Gözümüzün önünde hem de pişkince. Buna sonuna kadar karşı duralım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Artık her yer, Üzmez’in bulunduğu, dolaştığı her yer bir eylem alanı olmalı. Kadınlar ve de erkekler de herkes ona tepkisini ortaya koymalı, zihninde de içselleştirerek “Tecavüze de tacize de karşıyız” diye haykırmalı. Yoksa Üzmez'lerin sayısı ve cesaretleri artacaktır.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-5130017282670470444?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/5130017282670470444/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=5130017282670470444' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/5130017282670470444'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9211641245668327417/posts/default/5130017282670470444'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://solduyum.blogspot.com/2009/02/uzmezi-devlet-uzmedi-kadinlar-uzecek.html' title='ÜZMEZ’İ DEVLET ÜZMEDİ, KADINLAR ÜZECEK'/><author><name>Mete Gürkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03240085928159737984</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SMQuJwmIlAI/AAAAAAAAAAY/5DVHLWlFuPQ/S220/blackpower.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_-6g7_ZVj2Dg/SZNRIRxLCWI/AAAAAAAAANU/VnX2NZp80xk/s72-c/250-129.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9211641245668327417.post-7312464957222669048</id><published>2009-02-09T12:50:00.000-08:00</published><updated>2009-02-09T13:21:14.883-08:00</updated><title type='text'>DİSKO KOLBASTI VE DİSKO FOLK</title><content type='html'>&lt;object height="405" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/kwml1stnkzclkDQQxx&amp;amp;related=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/kwml1stnkzclkDQQxx&amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="405" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x7hydr_beduk-automatik-klip-wwwyoutubevide_music"&gt;Bedük - Automatik klip www.youtubevideo.net&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x7hydr_bedk-automatik-klip-wwwyoutubevideo_music"&gt;http://www.dailymotion.com/video/x7hydr_bedk-automatik-klip-wwwyoutubevideo_music&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Sentez konusu, özellikle doğu-batı sentezi konusu Türkiye'de cumhuriyet tarihi boyunca en önemli sorunsallardan biri olagelmiştir. Batı hayranlığı, doğudan duyulan utanç, ona kendini uzak hissetmenin yanında Doğulu yanını her keşfettiğinde duyulan rahatsızlık, bu kökünü reddetme, reddetmeyenleri küçük gören elitizm. Doğu'nun ve Batı'nın tam ne olduğu, Doğu'nun kime göre doğu, Batı'nın kime göre batı olduğu. Ve tüm bu sorunsalların kültürel hayatta yansımaları.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Doğu Batı sentezi konusu müzikte Türkiye'de çokça bir neyin üstüne elektronik ritm koymakla, sazın bağlamanın üstüne distortion gitarın cayır cayır sesini eklemekle ve de çok bilindik bir türküyü rocklaştırıp okumakla eşdeğer tutuldu. Genelde hep zorlamayla yapıldığını hissettirdi bu denemeler. Sahiciliği yoktu, samimiliği yoktu. 70'li yıllardaki örnekleri aşamayan ve hatta onların çok gerisinde denemeler olarak kaldılar. Ama bazen bu konuda öylesine de şeyler yapılıyor ki, insan "hah işte şimdi oldu" deyiveriyor. Bunu en son Bedük'ün "Automatic" klibini görünce hissettim. Bir düğün salonunda kırmızılar içinde bir disko boy eline almış mikrofonu, bir türkü söylüyor, elektronik bir türkü adeta, "otomatikler, saybırsonikler, otomatikler" havada uçuşuyor. Gelin-damat ve de misafirler çılgınca eğleniyor, dans ediyor, kolbastıdan halaya çeşitlemeler sunuyor. VHS kasetli bir kamerayla çekilmiş klip. Zorlama değil hiç. Aşağılama, dalga geçme amaçlı da değil. Tam tersi özünü inkar etmeme, özünden utanmama. Bu klip popüler kültürümüze çok değerli bir armağandır bence.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu klibi izlediğimde aklıma hemen Derdiyoklar geldi. Onlar kim mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://video.ekolay.net/detay.asp?vid=55000000000003977&amp;amp;cid=40000000000017076"&gt;http://video.ekolay.net/detay.asp?vid=55000000000003977&amp;amp;cid=40000000000017076&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.izlesene.com/video/akbabalar-derdiyoklar/242401"&gt;http://www.izlesene.com/video/akbabalar-derdiyoklar/242401&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İnternet sayesinde, özellikle YouTube sayesinde Türkiye'de onları hiç duymayanlar da duydu, izledi. Esasında Almanya'da yaşayan Türk,Kürt ve Aleviler içinde onları bilmeyen çok da yoktur. onların düğünlerdeki müthiş disko folk performansları dillere destandır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yukarıdaki linklerden ilki mesela Derdiyoklar'ın belki de en meşhur performansı. Ruhi Su'dan, Cem Karaca'dan bildiğimiz 'Dadaloğlu'nu seslendirdikleri bu videoda, tüfek şeklindeki gitarını zaman zaman yere bırakıp, etrafında bir ayindeymişçesine dans eden, sırtında ve hatta ayağıyla çalan Ali Ekber Aydoğan ve ona eşlik eden davulcu İhsan Güvercin, Derdiyoklar'ı oluşturan ikili. Boş bir ikili de değiller, sosyal sorunlara da sürekli değiniyorlar. Son derece de politik şarkı sözleri var, muhalif içerikli sözler bunlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Onlar için Almanya'da yayımlanan kasetlerinin üzerinde yazan Disco-Folk yazıyormuş hala. Ali Ekber Aydoğan, kendi sitesinde (www.derdiyoklar.de) bunu şöyle anlatıyor: "Türkiye ve Avrupa arasında köprü oluşturup Anadolu düğün kültürünü sazımız ve sözümüzle Avrupa'ya taşıyarak geleneklerimize büyük bir boyut kazandırdık." &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9211641245668327417-7312464957222669048?l=solduyum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://solduyum.blogspot.com/feeds/7312464957222669048/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9211641245668327417&amp;postID=7312464957222669048' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/921164124
